• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.00)
a cure for wellness - gore verbinsky
işinde yükselme hırsıyla dolu genç lockhart (dane dehaan), çalıştığı şirketin uzun zamandır tedavide olan ceo'su bay pembroke'u geri getirmek üzere isviçre alpleri'ndeki bir tedavi merkezine gönderilir. burada huzur içinde yaşarmış, gizemli bir hastalıktan arınıyormuş gibi görünen insanlar aslında sıradan bir kaplıcadan çok daha fazlası olan bu merkezin büyük bir sırrını örtmektedirler. lockhart buradan hemen ayrılmak istese de bu kolay olmayacaktır, nitekim o da bu gizemli hastalığa yakalanmıştır ve bir kez hastalığa yakalananların oradan ayrılması mümkün değildir.
  1. dört dörtlük olmasa da çok iyi bir gotik korku filmi. yönetmenini the ring filminden biliyoruz, bu film korku türünden en büyük beklenti olan 'yerine mıhlama' görevini ring kadar yerine getiremese de oyunculuk, hikaye ve sona kadar kaybolmayan merak unsuru ile yabana atılır bir film değil. görsellik ise muhteşem. dış çekimleri gördüğünüzde gerçek olamayacağını düşündürecek kadar muazzam bir mekan, sürekli yinelenen simetri ve karanlık aydınlık dengesi ile film hikayenin önüne geçen bir görselliğe sahip. (filmi izleyen ve çekildiği yeri bilenler...bi yazsanız da sevinsek, neresi bu cennet?)

    konu da orijinal aslında. ama sanırım eksiği yan rollerin fon olarak kullanılması nedeniyle zaman zaman tekrara düşmek olmuş. süresi uzun gelebilecek bir film bu. ve bu uzunca sayılabilecek sürede kendinizi mekanın ve simetrinin içinde kolaylıkla eğlerken baş rol oyuncusunun kırık bacakla yürüyüşünün tık tık sesi bir süre sonra hafiften bir "eh be!" dedirtiyor.

    gotik temaları, korku filmlerini seviyorsanız kesinlikle tavsiye edeceğim bir film. tek uyarım dişçi fobisi ya da su fobisi olanlara olabilir; onlar iki defa düşünsün derim.
    mesut
  2. "shutter island 2" gibi bir film. konu olarak çok bir benzerlik olmasa da mekan, kapana kısılmışlık hissi, karakterimizin yaşadığı çaresizlik hemen hemen aynı.

    fazla spoiler vermeden film hakkında genel bir giriş yapmak gerekirse;

    -bir finans şirketinin patronu işi gücü bırakıp isviçre alplerinde bir kaplıcaya gidiyor (kaplıca dediysem gönen kaplıcası gibi düşünmeyin. yerleşim yerlerinden uzakta yüzlerce yıllık bir şatoyu tıbbi merkeze dönüştürmüşler). uzun bir süre orada kalıyor ve şirkete garip bir mektup yolluyor. mektupta halinden memnun olduğunu, güzel bir tedavi(?) gördüğünü, iş hayatının stresinden uzakta kalmak istediğini, geri dönmeye niyeti olmadığını belirtiyor. şirket için çok kritik bir anlaşmanın eşiğinde verdiği bu karar yönetim kurulunu zora sokuyor zira anlaşmanın tamamlanması için patronun imzasına ihtiyaç duyuluyor. yönetim kurulu da patronu kaplıcalardan geri getirmek için genç ve hırslı bir elemana(lockhart) görev veriyor.

    -lockhart epey bir mesafe kat edip kaplıcanın yakınındaki kasabaya ulaşıyor. kaplıcaya giden bir araba kiralayıp yola koyuluyor. yolda şoför kasabanın ve kaplıca olarak kullanılan kalenin hoş olmayan tarihinden bahsediyor. lockhart bu duyduklarını hafızaya atıyor ve kaplıacaya ulaşıyor. ziyaret saatini kaçırdığı için patronu görmesine izin verilmiyor ve lockhart yeni ziyaret saatini beklemek için kasabadaki bir otele doğru yola çıkıyor. yolda bir kaza oluyor. lockhart gözlerini açtığında kaplıcadaki bir odada yattığını, bacağında da alçı olduğunu fark ediyor.

    -artık ziyaretçi değil "hasta" olduğu için koltuk değnekleriyle birlikte tıbbi tesisi gezmeye başlıyor. patronunun kaplıcanın neresinde olduğunu bir şekilde öğreniyor ve yanına gidiyor. birtakım sanrıların(fazla spoiler olmasın diye bahsetmiyorum) ardından patronuna ulaşıyor. şirketin durumunu anlatıyor, baya bi' dil döküyor ve birkaç günlüğüne de olsa geri dönmeye ikna ediyor.

    -dışarda patronunu beklemeye koyulan lockhart'ın dikkatini genç bir kız çekiyor. tesisteki herkes yaşlı olduğu için kızın yanına gidip burada ne aradığını soruyor. aralarındaki ilginç diyaloğun ardından, lockhart bugün buradan patronuyla birlikte ayrılacağını belirtiyor. genç kız "buradan kimse ayrılamaz" diyor ve filmin ana temasını vermiş oluyor.

    artılar; mekan muhteşem, çekimler muhteşem, başroldeki arkadaşımızın (dane dehaan) oyunculuğu başarılı.

    eksiler; muhteşem başlayan bir ilk yarının ardından temponun giderek düşmesi, neyin ne olduğunun çok erken ortaya çıkması, senaryoya katkı sağlamayan gereksiz sahneler, yardımcı rollerin etkisizliği, vasat bir son.

    puan: 7.3/10

    *filmin geçtiği mekan almanya'nın stuttgart şehrine 50 km. mesafede olan "hohenzollern kalesi".
  3. kötü filmdir. net. filmin ve neredeyse her sahnenin sonu tahmin edilen gerilim filmi mi olur allasen. gram germemiştir tavsiye edilmez!