1. bunu kendine alışkanlık edinmiş kişi, masada konuşulan şeyleri çoktan kendi kafasında konuşup tartmış ve bir yargıya vardırmıştır. düşüncesini ifade etmesi demek ona kağıttan rol okumak gibi gelir ve rol yapmaktansa, kendini yeni şeyler düşünmeye ve dinlemeye verdiği için bu konuda başarılı olamaz. susar da susar.

    sustukça daha da susar demiş miydim? evet, demişim. sebebi ise düşünmeye ve öğrenmeye odaklı olduğundan aklındaki doğrular sürekli gelişir. kafasındakiler o an için en doğrusu olsa bile zaman aktığı için eskir ve doğruluktan uzaklaşır. düşüncelerini sürekli güncellemesi gerekir ve bu uğraşına ayırması gereken vakitten dolayı konuşmaz, konuşamaz.
  2. minimalist bir yaklaşımdır.

    dışarısıyla konuşmayı azaltan, içiyle çoğaltır.
    daha çok düşünüp, daha az iletişim kurar..

    kendine yapacağın yolculuğun çıkış noktasıdır nazarımda..
    o nedenle önce az yemek,
    az uyumak,
    az konuşmayı bir başarmak lazım ki! ardını getirebilecek duruluğa ulaşasın!
  3. "uzun süre konuşmayan insan gevezeliği unutur ama konuşmayı öğrenir." - friedrich wilhelm nietzsche

    pek çok sebebe sahip olabilecek eylem.
  4. insanların duyabileceği şekilde az kelimeler kullanmak... duyamayacağı şekilde ise geveze olmaktır. kendi içindeki ile konuşursun. hiç susmaz hep seninle tartışır. bazen dışarıdan bir sus bi dk demek zorunda kalırsın ve dışarıya da bir kaç kelime sızar böylece. bazen o bile sızmaz ve çekingen, içe kapanık dediğimiz kalıplar ortaya çıkar. boş muhabbet yapmayı sevmiyordur belki de insanlarla muhattap olmak, görmek dahi istemiyordur. belki de umudunu kaybetmiştir ve kendisini tamamen dışarıya kapatmıştır. yazmak bile acı verir, somut olarak görmek istemez ya da tek çaresi yazmak, çizmektir. göstermek istemez, kendisine saklar belki... göz kırpmadan yaşamaya devam eder.
  5. başarılı olamadığım konu! ya çok konuşurum ya da çok susarım...
    bazen susmak nedir bilmiyorum. o kadar çok konuşacak anlatacak şey oluyor ki, hayret ediyorum susmayı başaranlara!
    öğrendiğim her yeni şey anlatılmayı, birileri tarafından duyulmayı hak ediyor diye anlatırım coşkuyla! durdurulamayacağım sanırsınız ama dururum bir çehrede bir tek kas oynamadığında, bir yüze umursamazlık çöktüğünde...
    üzücü olan budur! beni heyecanlandıran bir çok şey bir çok insan tarafından son derece sıradan bir şey gibi karşılanır ya! işte o zaman vaz geçerim!
    paylaşmaktan!
    zaten zamanla çok şeyden vazgeçmişiz. inancımızı kaybetmişiz bir çok şeye karşı. paylaşmak değerlidir, fikrini yıpratmış zaman. bi̇lgi̇ değerlidir güç verir fikrini örselemiş zaman...
    insanlarla konuşarak bir çok şeyi değiştirebilirsin fikrini öldürmüş zaman...
    değişime dair umudunu kaybetmişsin işte o zaman susmuşsun...
    ben de susuyorum, konuşmaya susamışken...
    ben de artık susuyorum...
  6. beynim bir kere susmuyor, iç ses deseniz yorulmak bilmiyor; dış sesimin ise ayarı yok.
    yani ya hiç konuşmuyorum ya da susmuyorum...

    denge şart.