• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.50)
babamın sesi - orhan eskiköy, zeynel doğan
basê doğan, elbistan'da yalnız başına yaşamaktadır. büyük oğlu hasan'ın evine dönerek yeni bir hayat kurmasını istemektedir. ayrıca eve gelen sessiz telefonların hasan'dan geldiğine inanmaktadır. küçük oğlu mehmet ise diyarbakır'da yaşmaktadır ve mehmet, baba olacağını öğrenir. yeni bir eve taşınır ve eve taşınırken eşyaların arasında babasına gönderilmek üzere kaydedilmiş annesinin ve kendi çocukluk sesinin olduğu bir kaset bulur. mehmet babasının kaydettiği kasetleri bulmak ve annesini diyarbakır'da yaşamaya ikna etmek için elbistan'a gider. fakat annesi, hasan'dan başka bir şey düşünmez haldedir ve mehmet, yavaş yavaş annesinin dünyasına girmeye başlar. basê'nin yapmayı istediği tamiratları; bahçe işlerini yapar. bir yandan da babasının gönderdiği kasetleri arar. ancak basê, geriye kalan kaset olmadığını söyleyerek mehmet'i kasetlerin varlığından uzaklaştırmak istese de bunu başaramaz. mehmet kasetleri ararken ailesiyle ilgili bilmediklerini öğrenmeye başlayacaktır.
  1. babamın sesi (kürtçe: dengê bavê min), orhan eskiköy ve zeynel doğan'ın yönetmenliğini üstlendiği 2012 yapımı dram filmi. almanya, fransa ve türkiye'nin ortak yapımı olan filmin galası 29 ocak 2012'de uluslararası rotterdam film festivali'nde düzenlendi. filmin çekimleri diyarbakır'da gerçekleştirildi. babamın sesi, maraş katliamı'ndan etkilenen kürt-alevi bir ailenin hikayesini ele almaktadır. uluslararası altın koza film festivali'nden "en iyi film ödülü"nü alan film, yönetmenlerden zeynel doğan'ın ailesinin gerçek hikâyesinden yola çıkılarak oluşturuldu ve filmin merkezinde, doğan'ın babasından kalan kasetler yer alıyor.
  2. mis gibi bir konunun, kötü bir oyunculukla ve kötü senaryoyla nasıl sıkıcılaştırılacağını gösteren film.

    anne rolündeki ihtiyar kadının oyunculuğu gayet iyiyken, oğlu rolündeki mehmet'in performansı son derece düşük kalmıştır.

    ayrıca filmde çok gereksiz uzatmalar, ayrıntılar var. kasetlerin olduğu sahne daha derinlemesine incelenmeliydi. burada filme dram katılabilirdi. ancak katılmıyor; film donuk başlayıp donuk bitiyor.

    ve izleyiciye ne katıyor? bence çok şey katmıyor. ama nasıl olduysa ödül almış bu film.
  3. filmin güzelliği donuk olmasından ve bu donukluğu seyirciye yansıtmasından kaynaklanıyor, film sizin geçmişteki bu acıyı iliklerinize kadar hissedip empati yapmanızı falan istemiyor, bunun için maraş katliamı belgeseli var açar izlersiniz. tanıklıklar her şeyden etkilidir emin olun.

    filmin anlattığı travma sonrası ve yeni travma arasındaki sıkışmışlıktır. hala travma yaratan durumu yaşıyor olmamızdır. bu durum neredeyse her saniyede yaşanır, hem de bütün doğallığıyla ve slogana kaçmadan.

    travma sonrasının yönetmeni özcan alper'dir. travmayı insani olarak hissetmek istiyirsanızsa emin alper. bu film onlardan başka bu filmde sembol yok, o yüzden nuri bilge sinemasına yakındır, fakat siyasidir de. ayrıca toplumun dokunulmamış bir kültürünü ( dokunulmamış derken sanatsal açıdan ele alınmamış, yoksa toplumun egemenler tarafından en çok dokunulan kesimi kürt alevilerdir ) bütün sinmişliğiyle yansıtır. ezileni anlatırken ajitasyon çok kolaydır, senarist sarsılır ve sarsmak isterse ortada travma değil trajedi vardır, trajedi aslında yoktur, tiyatrodur, ama travma yaşanılandır.