• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.60)
mia aioniotita kai mia mera - theodoros angelopoulos
selanik'te yağmurlu bir gün... ünlü bir yazar olan alexander, amansız bir hastalığa yakalanmıştır. karısından, 30 yıl önceki bir yaz gününü anlatan bir mektup alan alexander için bütün yaşamını geçirdiği sahil kenarındaki evini terk etmenin vakti gelmiştir. ve sonunda geçmişinin ve şimdiki hayatının karışmış olduğu ilginç bir geziye çıkar. o güzel, mutlu dakikaları tekrar yaşayabilmek için... belki bir günün içinde belki de bir sonsuzluğun... bu yolculuğun içinde karşısına çıkan beklenmedik kişiler ise 'bugün'ün getirdiği sürprizler olarak hayatının son anlarında yer edecektir. (kaynak: sinemalar.com)
  1. yönetmeni theodoros angelopoulos'a cannes'da altın palmiye kazandıran, 1998 yapımı büyüleyici bir film. diğer bütün angelopoulos filmleri gibi bu da bir arayış içinde sokaklarda, yollarda geçer. eleni karaindrou imzalı müzikleri ise en az filmin kendisi gibi benzersizdir.
  2. 1998 yapımı, eleni karaindrou’ nun müziğini yaptığı bir iç hesaplaşma filmi...
    türkçeye ''sonsuzluk ve birgün'' olarak çevrilmiş ve çok da doğru yapılmıştır...

    -yarın ne kadar sürer alexander?
    -sonsuzluk ve bir gün kadar...
  3. filmde gerçekten bir gün sonsuzluk kadar sürmektedir. angelopoulos filmin akışı içerisine tarihi, sanatsal, felsefi, toplumsal bir dizi katmanı sokmayı başarırken bunu sınırlandırmayan bir teknik kullanıyor. izleyici filmde sunulanı rahatlıkla her yöne çekiştirebilir. film süresince sadece film izlemiyorsunuz aynı zamanda film sizi düşünsel anlamda aktif olmaya zorluyor. çok kez izlenmesi anlamlı filmlerden keza her izleyişte sahnelere yeni tanımlar getirmeniz mümkün.

    bir de elbette otobüs sahnesinden bahsetmek gerekir. 10 dakikaya yakın süren sahne tek başına kısa film olsaydı yine yukarıda yazdığım özellikleri taşırdı.
    worns
  4. izlediğim en iyi filmlerden biri. kelimeleri satın alan bir şair. ne tuhaf. insanın sadece ölüme yakınken anladığı şeyler var sanırım.
  5. ilk angelopoulos filmim ve sanırım en güzeli. bundan sonra izlediğim hiçbir angelopoulos filmi bunun kadar etkileyemedi. ahmet hamdi tanpınar izleyebilseydi eğer bu filmi en iyi on film listesine mutlaka alırdı.
  6. eğer tanrı bir gün sinema nedir diye soracak olursa, ona "sonsuzluk ve bir gün"ü izlettireceğim.
  7. en sevdiğim film.
    ''insan nasıl seçemez nasıl seveceğini?''

    ''son zamanlarda
    dünyayla tek bağlantım
    şu bilinmeyen, karşı pencere
    bana hep aynı müzikle karşılık veren yabancı.
    kim bu?
    nasıl biri?
    bir sabah, onu bulmaya çıkmıştım ama sonra bir daha düşündüm.
    belki de bilmemek ve hayal etmek daha iyidir.
    benim gibi bir münzevî olabilir miydi?
    ya da belki küçük bir kız çocuğu okula gitmeden önce bilinmez bir oyun oynayan…
    etrafımı saran sessizlik..
    sessizlik!..
    her şey bizi kış gelmeden önce teknelerin gölgeleri üzerine vuran uykudaki güneşin aniden açmasını sağlayarak aşıkları dışarı uğratan
    riyakar baharın verdiği sözlere inanmaya itiyor.
    kış gelmeden önceki her şeye inanmaya itiyor.
    tek üzüntüm anna...
    ama acaba tek mi?''
  8. bu denli insanın içine işleyen bir film az bulunur. hüzünlü film yapmak kanaatimce basitlikten işin kolayına kaçmaktan başka birşey değildir. lakin dram yapmak yetenek ister. müziğin her girişiyle, her sahne değişimiyle, aktörün her yüz ifadesiyle insanın yüreğine dokunan bir film olmuş. emeği geçenlerin ellerine sağlık.

    akşam akşam ağzımıza da sıçtın bu da var tabi.
  9. sde
  10. "neden sevmeyi bilmiyoruz? yarın ne kadar uzun? yarın nedir anna?"
    anna