• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.27)
budala - fyodor mihailoviç dostoyevski
romanın kahramanı prens mışkin, saralıdır. tedavi gördüğü isviçre’den döndüğünde elindeki giysi çıkınından başka hiçbir şeyi yoktur. yaşamı kendi iç dünyasını seyre dalmakla geçmektedir. insanlarla her türlü alışverişten arınmıştır. budalalık derecesinde iyi olan prens mışkin, tam bir ermiş kişidir, sevmekten başka bir şey gelmez elinden. müthiş bir zeka sahibidir. çevresindekiler, onu her zaman yadırgarlar, ama onsuz da edemezler. kendisi de saralı olan dostoyevski, romanının kahramanına kendi kişiliğinden pek çok şey koymuştur. prens mışkin’in anıları, aslında dostoyevski’nin anılarıdır. prens mıskin’in romanının bir yerinde anlattığı, siyasal görüşlerinden dolayı kurşuna dizilme cezası alan bir adamın öyküsü, aslında dostoyevski’nin başından geçmiş bir olaydır. bir tutku romanı olan budala, dostoyevski’nin yazdığı ilk büyük aşk romanıdır.
  1. bu tarz kitapları okumak beni her zaman zorluyor, nedeni ise çok doyurucu ve takip etmesi zor bi kitap. ama hepsini geçiyorum, kitapta bazı yerlerinde iki cümle ile anlatılan, söylenen sözler, yazarımızın ne kadar bilgili olduğunun kanıtı niteliğinde.

    mesela kitabın alelade bir yerinde geçiyor, " zaten bütün utangaçlar hükmetmek ister. " yani bu nasıl kısa ve çarpıcı ve bir o kadar da doğru bi cümledir. hükmetme isteği bambaşka bi şeydir, ve gerçekten de utangaç insanları gerçekten tanırsanız bu lafın gayet doğru olduğunu anlarsınız.
  2. kitapta, insan piskolojisinin derin sularında dolaşan dostoyevski'nin nastasya filippovna'sı oldukça dikkat çekicidir. gerçekte bu karakter lou andreas-salomé a benzer. belki de salome o'na benzemiştir. salome, 1800 lü yıllarda erğin bug'ını keşfetmiş bir kadındır. kırbaçlı fotoğrafı meşhurdur. nietzsche ve freud'un başını fena döndürmüştür.
    ck
  3. güzel ama sonunu nedense saçma bağladıklarını düşündüğüm kitap. belki de benim kuruntumdur ama daha afilli bitirilebilirdi sanki. sonunda aslında ayşe de ali'yi seviyormuş gibi basit bir etki bıraktı bende. yine de okumaya değer açıkçası.
  4. kitapta çok fazla toplumsal gerçek bulursunuz. zaten yazarına da toplumcu-gerçekçi diyebiliriz. bu bakış açısıyla, iyi kalpli ve saf bir budalanın gözünden toplumsal gerçeklere bakabilirsiniz. özellikle ippolit terentyev karakterinin dönemin rus politik anlayışını yansıtan mektubu buna bir örnektir.

    kitap, yazarın kanımca üç büyük eserinden biridir. diğerleri suç ve ceza ile karamazov kardeşler isimli kitaplar. aslında cinler isimli kitabını da saymak gerek bu kısımda.

    bir de şunu söylemek gerekir. aslına sadık kalınarak çekilmiş 10 bölümlü bir televizyon dizisi var bu kitabın. diyaloglar, dekor, ışık gibi detaylar kitapta anlatılanla aynı. bulup izlemenizi şiddetle öneririm.
  5. dostoyevski'nin bir anlamda yeni donem don kişot'unu ya da yeni dönem isa'sını anlattığı büyük romanı. kaderler değişmemiştir don kişot yine kaybeder, budala damgasi yer, isa yine carmıha gerilir. hem iyi ve adil olup hem de kazanan, istediğini alan tarafta yer alamıyor insan. dışa dönük temiz eylemler cezasiz kalmiyor. ama yine de ateşe su taşıyan karınca gibi dünyayı kurtaracak olan güzelliğe katkıda bulunmalı insan, ödenecek her türlü bedele, taşınacak en büyük yüke rağmen. etik özgürlüğün ne olduğuna dair yazılmış çok iyi bir kitap budala. dönem dönem tekrar okuduğum kitaplardan. ayrica birbirine zıt iki karakter olan nastasya filippovna ve aglaya ivanovna'ya da beni aşık etmesinden dolayi okurken aldığım hazzı anlatamam.
  6. belki okuduğum yaştan(*:çok gençtim peder ;)), belki de o zaman klasikleri okumaya ara verme zamanım geldiğinden zor bitirdiğim ve bittiğinde kendimi budala gibi hissettiğim kitap. yukarıdaki övgü dolu yorumları görünce tekrar okumak gerektiğini düşündürmüş kitaptır aynı zamanda :).
  7. bütün rus klasikleri gibi iyi bir çeviriden okunması gereken roman.
  8. her karakteri ayrı ayrı incelenmesi gereken roman. benim için mesela en önemli satırları ippolit'in intihar mektubudur. kopyala yapıştır ile sözlüğe ekleyecektim ama kimse yazmamış. sözümdür. eve gittiğimde üşenmeden yazıcam, o yanlış hatırlamıyorsam on beş sayfalık intihar mektubunu.