• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.50)
the danish girl - tom hooper
danimarkalı bir ressam olan einar wegener'in geçirdiği cinsiyet değiştirme sürecini ve bu süreçte yine bir ressam olan karısı gerda wegener ile olan ilişkisi konu alınıyor. film, david ebershoff'un 2000'de yayınlanan aynı isimli biyografik romanından uyarlama.
  1. insanın kendisini sevmemesinin, kabullenememesinin dünyanın en zor şeylerinden biri olduğunu görmemizi sağlayan film. ağlamaya hazırlıklı gitmek lazım. genel olarak çok beğendim, birçok açıdan mutluluğu sorgulamamı sağladı. beğenmediğim tek kısım duygu değişimlerinin iç çatışmaların daha çok gerda'nın bakış açısıyla incelenmesiydi. sürece daha çok einar/lili cephesinden bakmayı tercih ederdim.
    patik
  2. bu senenin en iyi filmlerinden. özellikle eddie redmayne'ın performansı göz dolduruyor. the theory of everything'te stephen hawking'i canlandırmış, filmi tek başına taşımıştı adam. o performansın da üzerine koymuş bence. en iyi erkek oyuncu ödülünü bryan cranston ile birlikte hakettiklerini düşünüyorum.

    !---- spoiler ----!

    filmi izlerken bazı konuları hiç anlamadım yalnız. durmadan kafamda dolandı durdu. "neden?" diye sordum hep. şöyle ki; bir insanın kadın olduğuna inanması, cinsel eğilimini de değiştirir mi? çünkü einar'ın kadın olduğuna inanmasından sonra cinsel eğilimi değişiyor. önceden kadınlara (tabii ki eşine) ilgi duymasına rağmen, kadın olduğuna inandıktan sonra erkeklere ilgi duymaya başlıyor.

    filmde einar'ın geçmişindeki bir olaydan, bir erkek arkadaşını öpmesinden ve babasının yakalamasından bahsediliyor. ama o kadar. sonraki hayatını gizli eşcinsel olarak mı yaşamış acaba?

    !---- spoiler ----!
    ulgan
  3. eddie redmayne*'ın sergilediği oyunculuk tek kelimeyle harikaydı. zaman zaman rolün erkek oyuncu tarafından canlandırıldığını unutacak duruma gelmenize sebep olacak kadar iyidi. ayrıca görüntü yönetmenin de çok iyi iş çıkardığını belirtmek gerek.

    bu arada en iyi erkek oyuncu oscar`ına en çok hak ettiği yıllarda uzanamayan leonardo dicaprio*'ya oscar verilmesine sebep olan academy üzerinde oluşturulan mahalle baskısının eddie redmayne'ı oscar'dan ettiğini söylemek yanlış olmaz herhalde. kaderin cilvesi dedikleri bu olsa gerek.
  4. ben gerda'nın fedakarlığına daha çok hayran kaldım filmde.

    !---- spoiler ----!

    lili'nin bencil kararlarına ki hakkıdır kendinden esirgenmiş bir hayata kavuşuyor kendisi, gerda'yla ilgilenmemesine rağmen büyük bir aşkla sevdiği adamın yanından ayrılmayan bir kadın pek bulunmaz. filmin sonunda lili'nin "böyle bir aşkı hak edecek ne yaptım?" demesi de gerda'ya duyduğu minneti ifade ediyor zaten.

    !---- spoiler ----!
  5. filmde einar'ın 6 yıllık evliliğin ardından eşi gerda'nın kocasını model olarak kullanmaya başlamasından sonra kendisini keşfedişine* şahitlik ediyoruz. özellikle eddie redmayne harika bir oyunculuk sergiliyor. bu filmde transseksüel bir kadın olan einar (lili)'ın hayat hikayesinden çok gerda'nın fedakarlıkları ve sevdiği insana bağlılığı anlatılmış. bir insanı kayıtsız şartsız, her şarta kabul edip sevmek bu olsa gerek! fakat filmde gerda ile einar'ın lili'yi keşfetmeden önceki ilişkisi çok yüzeysel aktarılmış dolayısı ile filmi izlerken gerda'nın akıl almaz fedakarlıklarının temelini, einar'a duyduğu aşkı anlamaya çalışmak izleyiciyi oldukça yoruyor. özellikle einar ile gerda'nın 6 yıllık evlilikleri boyunca ilişkilerine dair filmde fazla detaya yer verilmiyor.

    !---- spoiler ----!

    eninar'ın lili olarak gerda ile ilk defa dışarı çıktıkları zaman gerda'nın aşırı rahat tavrı biraz göze batıyor neticede o ana kadar gerda için herşey çılgın bir oyun. kocasını da alıp herkesin birbirini tanıdığı bir etkinlikte bu kadar rahat görünmesi aşırı sürreal. ayrıca gerda'nın kocasını model olarak kullanmaya başlaması bir şekilde kabul edilebilir ama eninar'ın lili olarak gerda ile sokağa çıkması ve gerda'nın tüm bu olanları ilk başta çok normal bir şeymiş gibi yapması gerçekten aşırı zorlama olmuş. onun yerine einar'ın lili'yi yavaş yavaş su yüzüne çıkartması ve gerda'nın enier'ı kabullenişiyle birlikte kendi iç çatışmalarına daha fazla yoğunluk verilseydi gerçekten harika bir film olabilirdi.

    !---- spoiler ----!

    sonuç olarak eddie redmayne'ın oyunculuğu için izlenebilir.
  6. filmi izlerken bazı anlarda einar'ın ve gerda'nın yaşadığı yüzyıla göre ne kadar çağdaş ve cesur olduklarına inanamıyorsunuz. 1900'lü yıllardan günümüze öncülük eden ve mutlaka izlenmesi gereken bir kendini buluş hikayesi. öncelikle lili elbe ve eşi gerda wegener'ın yaşanmış öyküsünde, izleyene lili'nin iç dünyasından çok gerda'nın aşkının daha iyi aktarıldığını düşünüyorum. zaten olaylar daha çok gerda üzerinden gösteriliyor. kocasını kaybetme pahasına da olsa, ona gerçek ve sınır tanımayan bir sevgiyle bağlı olan, bu güçlü kadının kocasına aslında hep olduğu kişi olmasında ettiği yardımlar izlerken beni gözyaşlarına boğdu. çünkü bence filmde lili için ve hayatı için ağlanacak veya üzülecek hiçbir şey yok. lili hep kendisiydi ve sonunda muhteşem gerda'nın da yardımıyla aynada kendini görmeye başladı. lili mücadelesini verirken umutlu ve hakikati yaşamanın verdiği mutlulukla doluydu. özgürlük mücadelesi veren ve bunu sonuna kadar hak eden insanlardan yalnızca biri. tarihteki ilk cinsiyet değişim ameliyatını geçiren kadın.
    oysa gerda büyük çıkmazlar, bencilliller, fedakarlıklar, doğrular ve yanlışlar arasında kapana kısılmıştı. sevgiyi ve doğruyu seçerek eşini o güzel tablosunun rüzgarında bıraktı. lili'yi özgür bıraktı, gökyüzünde süzülen güzel lili'sini.

    !---- spoiler ----!

    lili'nin rüyasında annesinin kucağında olduğunu ve ona "lili!" diye seslendiğini anlattığı sahne çok güçlü bir finaldi. gerda'nın ona annesi gibi "lili" diye fısıldaması da insanın içini acıtıyor doğrusu. lili'nin doğuşunu sağlamış ve bir nevi annesi olmuştu çünkü.

    !---- spoiler ----!
    jole
  7. konu güzel ama film yetersiz. daha iyi şeyler yapılabilir, daha iyi bir oyunculuk sağlanabilirdi.
    slipo
  8. kesinlikle önyargılardan sıyrılıp tamamen pozitivist bir yaklaşımla izlenmesi gereken senenin en iyi filmlerinden birisidir

    ayrıca herkes sadece eddie'den bahsetmiş ama alicia vikander'ın gerta performansıyla oscar'a uzandığı gerçeğide var. iki oyuncu da muazzam oynamışlar.

    bu filmi izlemeden önce leo bu sene rakipsiz derdim, sonra izledikten sonra eddie'ye haksızlık yaptığımı farkettim. ne kadar leo'yu sevsemde oscar'ı yine eddie alsaydı üzülmezdim, sonuna kadar haketmiş çünkü.
    zfc
  9. film konusunda bir şey diyemeyeceğim öyle ki muhteşemdi ve dönem filmi olmasına rağmen sanırım en iyi transseksuel film. oscar konusunda üzülüyorum ama. leonardo bu yıl almamalıydı, yani verseydiler önceden vericeklerdi. eddie'nin hakkı yendi gibi oldu. leo güzel oynadı kabul ama daha iyilerini görmüştük
  10. kim ne derse desin son yıllarda yapılmış en iyi filmlerden biri. izlemeden önce film hakkında çeşitli platformlarda okuduğum yorumlar o kadar olumsuzdu ki, neredeyse filmin kötü olabileceğine inandıracaktım kendimi ancak eddie redmayne gibi bir yetenek için bile izlerdim o filmi.
    beğenmeyenlerin genel olarak homofobik ve/veya transfobik kişiler olabileceği görüşündeyim, aksi takdirde bu kadar duygu yüklü bir filmin beğenilmemesi bir miktar zevksizlik gerektiriyor. filmde konu o kadar güzel işlenmiş, olay örgüsü izleyici ile o kadar güzel bütünleştirilmiş ki resmen soluksuz izlenen filmlerden birisi bu film. üstüne eddie redmayne ve alicia vikander ikilisinin muhteşem performansları da eklenince bence oscarı kesinlikle almalıydı. spoiler vermemek adına çenemi daha fazla açamıyorum maalesef ancak ben filme bayıldım, bir şekilde ucundan kıyısından dar görüşlü olmayan herkesin de beğenebileceğini düşünüyorum. eddie redmayne'i zaten severdim, bu performansından sonra arka sokaklarda oynasa yine izlerim.