1. cumhuriyet yazarı ozan çepni'nin 9 ocak akşamı yazdığı yazıya göre din öğretimi genel müdürlüğü bahsi geçen durumu belirterek 81 ilin milli eğitim müdürlüklerine imam hatiplerde arapça bilgi ve etkinlik yarışmaları düzenlenmesi için yazıyla bir talimat gönder"miş".

    ilgili yazıyı okumak için buraya bakabilirsiniz.

    başlıkta yazdığım gibi olmaması için, yalan haber olması için kanıt bulma yolundaki araştırmalarım ve umutlarım devam ediyor.
  2. komik bir söylem, fazla bir şey demeye gerek yok, arap kültürünün dünyaya kattıkları* ortada.
  3. en son 1100 yıl önce doğru olan önerme
  4. yahu her şeyi geçtim. bunlar arapça'yı ne zannediyorlar? arapça yazıların telaffuzlarının lâtin harfleri ile yazılışlarını papağan gibi okumaktan başka arapça ile hiçbir bağlantısı olmayan insanlar arapça hakkında atıp tutuyorlar.

    arapça dünyadaki en ağır dil bilgisi kurallarına sahip dillerden biridir. öyle ingilizce gibi kursa gitmek ile bir senede halledebileceğiniz bir dil değildir. sadece alfabesini öğrenmeniz, harflerin başta, ortada ve sondaki bağlanma şekillerini, hangi durumda hangi harfin hangi sesi çıkardığını öğrenmeniz bir mesele, daha sonra telaffuzunu yapabilmeniz ayrı bir mesele. mesela bir "ğayn" harfi vardır ki ancak devamlı sigara içmekten boğazında balgam birikmiş olanlar bu sesi düzgün çıkarabilirler. hadi telaffuzu da halletiniz diyelim daha sonra fiiller, zamanlar, cümle yapıları, o dildeki mecazî kavramları öğrenerek en azından kitap okuyabilecek kadar akıcı bir arapça'ya sahip olabilmeniz 5 ilâ 7 seneden aşağı mümkün değildir.

    bugün arapça arapça diye bir taraflarını yırtan zevatı oturtsak iki saat arapça'ya giriş dersi versek yarısında çıkıp gitmezlerse hiçbir şey bilmiyorum.

    ağzı olan konuşuyor bilip bilmeden
  5. edebiyat, tarih gibi sosyal bilimlerle uğraşanlar için arapça gereklidir. bu da bilimsel gelişmeleri takip etmek için değil, biz türklerin yazdığı arapça eserleri veya türkçe bir eserdeki arapça kısımları anlamak için gerekli.

    yani edebiyat için konuşursak, adamın divanı var yani şiirlerini topladığı bir kitap. yeri geliyor başlıklar arapça, yeri geliyor araya arapça-farsça beyitler ilave ediliyor ve genelde de kitapların tarih, müellif kaydı gibi kısımlar arapça oluyor. bunun için arapça bazı durumlarda gereklilik. farsça da öyle.

    bunlar haricinde ne bilimi yapıyor araplar ben de merak ettim.
  6. fıkıh biliminin dünyayı kurtaracağını düşünüyorsanız doğru önermedir.
  7. arapça da, aynı ispanyolca gibi, almanca gibi, ingilizce gibi nihayetinde bir dildir arkadaşlar. üstelik çok zengin bir dildir, kadimdir ve şahsi fikrim olarak söylüyorum, resmen müzikli, öğrenmesi en keyifli ve ilgi alanınıza göre kimi zaman gerekli de bir dildir.

    söz konusu durum üzerine iki laf etmek gerekirse; geçmişe baktığımız zaman, fikir dünyası yalnızca batıdan beyin çıkarmamış. felsefe üstüne, matematik üstüne, fen üstüne, astronomi üstüne, edebiyat üstüne düşünen, üreten, eser vermiş nice ortadoğu orijinli, dili de arapça olan ve arapça kullanan insan olduğunu en az benim kadar biliyorsunuzdur. ürettikleri eserlerin muhtevası da "asın, kesin, kelle alın" değil. evet, birçoğu inanç zemini, iman zemini üstünde yazmış, açıklamıştır fikrini belki, üstelik sakin ve mütevazıdırlar, ama şimdinin "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanları" ndan daha objektif ve bilimsel, düşünsel üretimler yapmışlardır. velhasıl kelam, yav bu arapça size netti?*

    şaka bir yana, tartışılması gereken şey, bence esas karşı çıkılması gereken şey arapça öğrenmek değil, "araplaşmak" . dil elbette bir "milletleşme" evresinde çok belirleyici, yönlendirici bir unsur. fakat sıra arapçaya gelemeden, araplaşan bir toplum olma süreci yaşıyoruz. kılık, davranış, anlayış, arabın dilinden önce alabina yallah deyip ortamıza kuruldu. ha, böyle bir fikri ortaya atan zihniyetin "jenerasyon kadim bir dil öğrensin, ufku, dağarcığı genişlesin, hatta diğer dünya dillerinin de üzerine düşelim de mini mini birler kıyas yapabilsin, multitasker olabilsin" anlayışıyla bunu desteklediğini kesinlikle sanmıyorum, maksat hızlandırılmış, ultra yoğun formüllü araplaştırma gayesi bana kalırsa. ama mantık söylediğim şekilde yürütülse, arapçanın da öğrenme, ufuk genişletme yolculuğu içinde sadece bir araç, bazen lazım olan bir anahtar olduğunu fark etmemiz çok zaman almaz.

    ezcümle, arapça bir göl deeldir, bir dildir. maarif maksatlı öğretilecekse (ki ne yazık ki öyle olmadığını bilmekteyiz), ingilizceden, almancadan farkı yoktur. hatta bilim de bilim diye tutturulduysa madem, yanına latince ve eski yunanca da servis önerisi, yatırım tavsiyesidir. ha, ben "türkçem, benim ses bayrağım" diye düşünen biri olarak, önce anadilimizi tertemiz, pürüssüz konuşabilmekten yanayım. dil dile değmeden de dil öğrenilmezmiş ama "ne şam'ın şekeri, ne arabın zekeri" derler, bilemedim onu şimdi. *
  8. dini kaynaklar için arapça gerekli sanırım. kaynaklardaki kavramlar ve ritüeller için gerekli olduğundan "gelişme" diyemeyiz. eğer bahsedilen arap ve fars alfabesi karışımı ise türkçe dil yapısına uygunluğuna bakılması gerekiyor. fakat mesele bu da değil. şu osmanlıcılar tarih okumaları yaparken objektif olmak yerine "yenilmişlik", "eziklik" perspektifinden bakıyorlar.

    "sen tut 35 kıtada dünyaya hükmet sonra gavurlar gelsin sana alfabelerini dayatsınlar."

    adam eğer tarihi böyle okuyorsa zaten yapacak bir şey yok. osmanlı sadrazamının sol taşağı avusturya kralına denk sayılmadan rahatlamayacak bu adam.
    yok
  9. sanırım bilime en son katkilari "0" (sıfır) rakam olmuştur. bir de tonlarca et ve pilavı elle 3-4 kişiyle yemek konusunda farklı bir tarzları var. o tarza henüz bir işim bulunmadı.
    seed