1. clostiridium botulinum sporlu bakterisinin botulismus ya da botulizm denilen toksin hastalığıdır. bu bakteri arkadaş sinir iletimini bloke eder.

    sporları toprak ya da bazı sebzelerde bulunur. özellikle sporların bulaşmış olduğu yiyeceklerin hijyeni (bkz: sanitasyon) sağlanmadan konservelenmesiyle spor yaşamaya devam eder. ev konserveleri buna yol açmak için önemli bir yol. fasulye konserveleri en baştaki sebeplerinden.

    sporla kontamine* gıda ısıtıldığında toksin (zehir) oluşturur ve ağızdan alındığında hastalık başlar. eğer konserve az kaynatılır ve yenirse hastalık oluşur. en az 100 derecede 20 dk kaynatılırsa toksin tahrip olur.

    hastalık ne mi yapar? toksin alındıktan 12-36 saat sonra görme bozukluğu, ilerleyen felçler meydana gelir
    hastalarda yeme ve solunum güçlüğü olur.acil tedavi gerekir. ölüm oranı tedavi edilmediği takdirde çok yüksektir.

    hani bebeklerimize ilk 12 ay bal yedirmiyoruz ya,yasak ya hani(!) sebebi işte bu bakteri. neden çünkü balda bulunabilen sporları, bu bebişlerin mide asitleri daha yeteri kadar etkin olamadığından öldüremiyor. infant botulizmi dediğimiz şey oluyor sonra.

    nasıl korunalım?
    lütfen tum konservelerimizi en az 20-30 dk pişirelim. pişirmeden yemeyelim.miniciklerimize bal vermeyelim.

    ayrıca bakteriyle alakalı olarak (bkz: botoks)

    not: işbu entry bakteri okunurken canın fasulye çekip ev konservesi yapılması kararından sonra yazılmıştır.
  2. "botulus", latince'de sosis demektir. "botulism" ya da türkçesi'yle "botulizm", 1800'lerin ortasında kalabalık bir müzik grubunun jambon yedikten sonra zehirlenip felce uğramasıyla tespit edilmiş bir bakteri çeşitidir.

    zamanla halk dilince botulizm zehirlenmesi adını alırken, bahsedildiği gibi hayvansal besinlerden insanlara geçmektedir. şöyle ki, daha çok kırsal alanlarda bulunan bakteri burada hayvanların yiyeceklerine oradan da sindirim sistemleri aracılığıyla dışkılarana geçmektedir. bu da toprağın, otun, bitkinin içine yerleşerek pazarlardan alınan meyve-sebze aracılığıyla insanlara bulaşmaktadır. yine de bu halde pek tehlikeli sayılmaz çünkü yapılan araştırmalar neticesinde en çok konservelerden geldiği kanıtlanmıştır. hatta bu yüzden "konserve zehirlenmesi" diye de bilinir. iyi muhafaza edilmemiş, pastörize edilmemiş ya da içinde yüksek asiti bulunmayan konserve besinler bu yüzden riskli grup içindedir.
  3. iletiler harika! e peki neyi nasıl yiyeceğiz? kısmına ekleme yapabilirim.

    öncelikle hazır konservelerde eğer bombe yapmış veya içeri göçmüş, darbe almış teneke kutu varsa bunları kesinlikle satın almayın.

    ama daha büyük risk evde yapılan konserve ve turşularda.

    pişirmede şöyle bir nokta var, 100derece üzerine çıkıldığında (kaynatmada) canlı bakteri varsa yok oluyor ancak sporları çok dirençli ve bu sebeple sporlar etkilenmeyebilir. yani ama önce pişiriyoruz ifadesi tamamen güvenli değil önce bunu söyleyelim. pişirmede de düdüklü tencere kullanmak normal kaynatmadan daha etkili. bunu da not düşelim.

    konserveyi soğutma ve saklama kısmında; sıcak konserveyi cam veya plastik farketmez kaba sıcak koyup ağzını kapattığınızda bakterinin üremesi veya sporun bakteriye dönüşmesi için tüm şartları sağlamış oluyoruz. bu sebeple önce soğutmak; +4 derceye düşürmek gerekiyor(mümkünse hızlı bir şekilde) daha sonra kaba koyup kapatmak daha güvenli bir yöntem.

    ve bu konserve kaplar da nasıl olsa konserve diyerek açıkta bekletildiğinde risk büyüyor. konserve de olsa buzdolabında saklamak gerekiyor.

    kullanılacağı zamansa yine yüksek sıcaklıkta - düdüklü tencerede pişirmek gerek.

    genel olarak; konserve yapmaktansa sebzeyi ayıklayıp buzluğa atmak daha mantıklı. tabi çıkardıktan sonra yüksek sıcaklıkta pişirmek yine gerekli.

    bir de lütfen bebeklere (1 yaş altı) bal vermeyin. balın bebek beslenmesinde yeri yoktur. bunun en büyük etkeni botulizme yol açma ihtimalidir.

    eğer bebeğin beslenmesi eksik kalıyorsa, ille de şekerli bir şey kullanılması gerekiyorsa; pekmez kullanılır. besleyiciliği (besin değerleri) baldan daha yüksektir ve böyle bir riski de yoktur.