• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (6.86)
coffee and cigarettes - jim jarmusch
farklı zamanlarda ve farklı mekanlarda insanlar hayat, müzik, sinema gibi konularda sohbet ederler. fazla ortak noktaları olmayan bu insanların tek ortak paydası ise sigara ve kahvedir. bazıları her ikisine de bağımlıdır, bazıları nefret eder, ayrıca bırakmaya çalışanlar, başlamayı düşünenler de eksik değildir.
  1. jim jarmusch'un daha önce de ayrı ayrı yayımlanmış kısa filmlerinden oluşan ve 2003 yılında tek bir film olarak piyasaya sürülen kahve ve sigara güzellemesi. filmlerin genel anlamda bir kurgusal hikayesi yoktur, yalnızca dünyanın farklı yerlerindeki insanların konuşmalarına, ruh hallerine tanık oluruz. kâh müziktir konuştukları şey, kâh bilim. ancak tek bir ortak noktaları vardır: kahve ve sigara.

    jarmusch'un birçok oyuncu ve müzisyen dostu bu kısa filmlerde rol almıştır.
  2. tom waits severlere tatlı bir sürprizi olan film
  3. hissettirmesi gerekenleri hissettirmeyen film. ortak nokta temalı yapımlarda insan biraz daha yoğunluk arıyor. zıtlık veriyosan da yoğun vericeksin, mutluluk veriyosan da yoğun vericeksin, mutsuzluk veriyosan da.. hatta boşluk arada kalmışlık veriyosan bile... beğenmedim.
  4. soğuk diyalogları sıcak hissettiren film.
    onzi
  5. rza - ayrica nikotinin sinek ilaci olarak kullanildiğini biliyor muydun? böcekleri öldürmek için.
    bill murray - böcekleri öldürüyorsa iyidir değil mi?

    diyaloğu gibi bir filmdir. tabi genelinde bu denli ince zekayi hissedemiyorsunuz ama zaten öyle bir iddiasi da yok. kahve ve sigara içen boş muhabbetlerin insanlari için güzel bir deneme.
    sde
  6. iggy : cigarettes and coffee, man, that's a combination.
    tom: we're really the coffee-and-cigarettes generation , when you think about it.
  7. ''Aslına bakarsak, biz gerçekten kahve ve sigara kuşağıyız.''

    Tom Waits söylüyor bunu filmin bir yerinde. Ve aslında varoluş üzerine bir replik bu bence, filmin tamamını düşündüğümde. Bu bir kenarda dursun şimdilik.

    Değişik bir film var karşınızda. Yüzyıllık Yalnızlık için yazılmış güzel bir cümle okumuştum; ''bir edebiyat aşığı değilseniz sıkıcı gelecektir'' Bu film de biraz öyle işte. Hepsi siyah beyaz 11 tane kısa filmden oluşuyor. Filmler arasında görsel açıdan bağlantılar var ancak karakterlerin birbirleriyle bağlantısı yok, yalnız işlenen mesele de genelde aynı; iletişim ya da iletişimsizlik ve varoluş. Burayı belirtemeden geçemeeyceğim; bu filmi 3. kez izledim. En sevdiğim filmlerden biri bu ve ilk kez bir sinema salonunda, büyük ekranda izledim BAŞKA SİNEMA sayesinde. Filmden sonra ekşisözlükteki entryleri okurken ''lan kimse iletişimsizliğe değinmemiş'' diye düşünüp heyecanlandım ta ki ''bira icelim'' nickli yazarın şu güzel entrysine denk gelene kadar; https://eksisozluk.com/entry/67355210 Üstelik sadece iletişimsizliğe değinmekle kalmamış, varoluşa da değinmiş. Hatta onun entrysini okuyana kadar ben sadece iletişim meselesi üzerine bir şeyler yazmayı düşünüyordum. O, yepyeni bir kapı daha açtı bana.

    Bu on bir kısa filmden birincisi 1986, ikincisi 1989' da çekilmiş. Diğerleri de sonradan çekilerek 2003 yılında hepsi birleştirilip bugünkü halini almış. On bir filmi tek tek değerlendirmeyeceğim elbette ancak bazısının üzerimde daha fazla etki bıraktığı kesin. Jim Jarmusch, Paterson' da olduğu gibi burada da(tabii bu film Paterson' dan çok daha önce) seyirciye yer yer ''lan kesin bir şey olacak'' diye düşündürtüyor ve hiçbir şey olmasına izin vermeyerek de çok eğleniyor zannımca. Her ne kadar hayattaki nihai hedeflerimden biri başka insanlardan bağımsız olarak bir şeyler yaşamak olsa da benzer filmlerde olduğu gibi bu filmde de sıkılanları, yarıda çıkanları görmek beni çok eğlendirdi bir kez daha.

    Elbette temayı es geçemeyiz. Birileri sohbet etsin ben de çekeyim, maksat insanlar sigara ve kahveye özendirmek diye düşünüp çekmemiş filmi Jarmusch ancak kahve seven biri için film, sırf görselliğiyle bile baş tacı edilir zaten. Daha önceki iki izlememde kahve, mekanlar, sigara dumanı ve Tom Waits ile tavlamıştı beni kendisi. Şimdi ise paranoyalar, iletişim sorunları ve varoluş meselesini de görselliğin üzerine ekleyip başucu filmlerimden biri haline geldi. On bir filmden her birinin diyaloğu sonlandırma ve masayı terk etme sahnesi ise ayrı bir ironi. İnsana, filmdeki karakterlerin o hallerini, karakterinin bir parçası haline getirme arzusu veriyor.

    Görselliğe yapacağımız övgüleri tek cümlede toplamak gerekirse; kahve, sigara, kuş bakışı çekimler, mekanlar, oyunculuklar, masalar, desenler muhtemeş.

    İçeriğe yapacağımız yorumu tek cümlede toplamak gerekirse; on bir filmin her birinde iletişimsizliğe eşlik eden bir başka konu mevcut; paranoya, kimlik sorunu, dürüstlük gibi gibi. En temelde ise bazen bir repliğe sıkıştırılan, bazen tüm temayı oluşturan bir mesele var; varoluş.
  8. jack white'ı içereni de çok güzeldir.
    abrek