• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.67)
deli kadın hikayeleri - mine söğüt
beş sevim apartmanı - rüya tabirli cinperi yalanları, kırmızı zaman, şahbaz'ın harikulâde yılı 1979, madam arthur bey ve hayatındaki her şey gibi romanları ve çeşitli biyografi, monografi, söyleşi kitaplarıyla okurların yakından tanıdığı mine söğüt bu defa hikâyeleriyle karşımızda.

"…kendini öldürme fikrini bu kadar çok seven biri kendini de çok seviyor demektir... kendini ve deliliğini" diyen yazar, deli kadın hikâyeleri kitabında, aklın kıyısında gezinen, kadınlıklarını bir lanet gibi sırtlarında taşıyan, hepsi "kaybetmeye" yazgılı, içe işleyen yalnızlıklarıyla kalp burkan hayatları, varoluş kâbuslarını anlatıyor. kitapta ayrıca, bahadır baruter'in bu hikâyelerin izlenimleriyle yaptığı on resmi de yer alıyor.

kalemini zehire, kana, cinnete, ölüme ve hayata aynı lezzetle batıran mine söğüt'ten unutulmayacak yirmi bir delilik hikâyesi...
  1. “hani derler ya insan ölürken hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçermiş, yok çocuuğum, yalan. ben ölüyorum ve hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden falan geçmeyecek. hissediyorum. ben unutmak istiyorum doktorcuğum. eskiden olan her şeyi unutmak. insan ölürken geçmişi hatırlarsa çok üzülür değil mi ? insan ölürken kendi kendini niye üzsün ki ? je veux seulement oublier… ah doktorcuğum o şarkıyı alırken içimden dikkat et çok güzel bir cümle vardır, o düşmesin: vie qui veut me tuer, beni öldürmek isteyen hayat, c’est magnifique, muhteşemdir. çocuğum hayat gerçekten muhteşemdir. şarkılar da muhteşemdir ama hayat onlardan daha muhteşemdir. hayat bu kadar muhteşem olmasaydı çocuğum, o şarkıları söyleyecek, o şarkıları melodi melodi ezberleyecek şevki nasıl bulabilirdik, değil mi ya ?”
  2. bu kitabı ilk kez tesadüfen burada görmüş, yine tesadüfen üsküdar sahaf festivalinde zaten daracık olan sahaf stantlarının içindeki kalabalıkta canhıraş kitaplara bakınırken elimde buluvermiştim, ben de dedim ki okumalıyım. ve aldım kitabı. okudum da.

    ilk okuduğum mine söğüt kitabıydı önce bunu bir belirteyim. yazarın üslubunu çok sevdim, farklı ama bir solukta okunabilecek kadar da akıcı. yalnız ben kitabı üç güne yayarak okumayı tercih ettim bitmesini pek de istemeyerek.

    bahadır baruter'in çizimleri hikayelerle çok güzel uyum sağlamış, kitaba da çok güzel bir hava katmış. kitabın kağıt kalitesi falan çok güzel zaten. elinizde 'kitap' tuttuğunuzu hissediyorsunuz.

    hikayelerin nasıl bir ruh haliyle, nasıl bir ortamda yazıldığını merak ettim doğrusu. öyle çok fazla etkilenmiş değilim ama ürkütücü olmadıklarını da söyleyemem. fakat ben sanki sonlara doğru yazar kendini tekrar, tekrar, tekrar ve tekrar ediyormuş * gibi bir hisse kapıldım ve bu biraz can sıkıcı sanki.

    olsun. gene de güzeldi. en sevdiklerim de annemin o harikulade saçları, beni öldürmek isteyen muhteşem hayat ve vicdansız bir memlekette öldüm ben hikayeleriydi. yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum. özellikle bu kitapta da adı geçen madam arthur bey'i okumak.

    son olarak;

    !---- spoiler ----!

    deliliğin cazibesi ne kadar tehlikelidir bilemezsiniz.

    !---- spoiler ----!