• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.25)
dinle küçük adam - wilhelm reich
wilhelm reich'ın, deyimleşmiş "küçük adam"a seslenişi, bilimsel değil, insanca bir belgedir. 1946 yazında, yayımlanma amacı olmadan, orgon enstitüsü'nün arşivi için yazılmıştır. uzun yaşam ve acı deneyimlerinden damıtılan, kendi gerçek gereksinimlerinden bilincine varmaları ve artık zalimce kendi kendilerini mahvetmekten vazgeçmeleri için, insanlara yöneltilmiş sarsıcı bir çağrıdır.

dinle küçük adam, insana doğru yapılan yolculuğun kitabıdır. wilhelm reich, insan doğasının varoluşunu anlama/anlamlandırmaya kapı aralarken; yaşanılan ortamın biçimleyiciliği karşısında gözlenenlerin, deneyimlerin aktarımını önceler. gösterirken düşündürür, olagelenlerin insan ruhunda açtığı yaraların neden/niçinlerine de baktırır.
  1. reichın düşüncelerinin çıkış noktasında ise şu yatmaktadır:

    "toplumsal ve kişisel ilişkilerde yaşam saf ve temizdir, sevimlidir, ama yine benzer nedenlerden dolayı mevcut koşullar içinde tehdit altında tutulmaktadır. yine kendisi kadar sevimli, hizmetsever ve gönlü bol yoldaşının, yaşamın yasalarını gözlemlediği kanısından hareket etmektedir. duygusal veba ortalığı kasıp kavurduğu sürece, ister sağlıklı bir çocuğun, ister ilkel bir insanın temelde doğal davranışı, ussal bir yaşam düzeni için verilen savaşımda en büyük tehdit diye ortaya çıkar. çünkü vebaya yakalanmış birey, kendi soydaşlarında da kendi düşünme ve davranış biçimlerini görmek ister. sevimli bir birey, herkesi de öyle sanır ve ona göre davranır."

    işte bu noktada başlıyor evrende dönenip duran "küçük adam"ın, yani "insan"ın serüveni. kendi içkapılarımızı açıp önce kendimize, sonra da karşımızdakilere bakabilme yolculuğuna çıkaran dinle küçük adamın çağrısı hem bugünün, hem de yarının insanınadır.
    insanlığınıza bakabilmek, "ruhsal veba"dan kurtulabilmek için bir tür "deva" kitabıdır dinle küçük adam.
  2. "özgürlük konusunda terbiyesizlik ediyorsun, küçük adam. ama özgürlüğü küstahlıkla karıştırmak köleliğin özgün özelliklerindendir"
  3. bazı kitaplara geç kalmak üzer insanı. ben bu kitabı geç okuduğum için üzgünüm.
    kitabı okurken hiç bölümlendirmenin olmayışı, yazarın fasılasız anlatışı insanı sersemletiyor. ister istemez adam transa geçip yazmış diye düşünmeden edemiyorsunuz. bir de canı yanmış, can havliyle bütün hissiyatını kağıda dökmek istemiş, hayat hikayesinden bunu çıkardım. hapis yatması laboratuvarının dağıtılması ve engellenmek reich'i çok üzmüş diye düşündüm.
    aslında herşeyi yapabilecek küçük adama hiç bir şeyi değiştirme gereği duymadan yaşayıp giden küçük adama her şeyi ama her şeyi söylemek istemiş.
    küçük adam ya da kadınları uyandırmak, silkelemek istemiş.
    her fikrine harfiyen katılmasanız da cesaretine harfiyen katılacağınız bir kitap yazmış reich!
    zaten sizden istediği de öyle körü körüne bir onaylama değil ki!
    kendiniz olmanız; gücünüzün farkına varmanız...
    geç kalmadan okunması gereken bir kitap...
    kitap boyunca nerenin altını çizsem bunu ezberlesem mi diye düşünüp duruyorsunuz.
    mesela;
    " düşünmeyi öğretecek acılar çekecek, katlanmayı , sabretmeyi öğreneceksin. "
    " hele bir düşünmeye başla dört bin yıllık uygarlığa afallamadan edemeyeceksin "
    "hayatı güzel mutlu yaşamak her şeydir. korku dolu ruhlar seni yolundan alıkoysa bile, yüreğinin sesini dinle! hayat sana acı çektirse bile duygusuzlaşma! "
    " hayatın senin elinde onu başkasına bırakma ! hele seçtiğin liderlere hiç güvenme. kendini tanı ; bu sana daha önce de büyük adamlar tarafından söylenmişti.
    geç kalmadan okumalı, kendimizi küçük adam olmaktan çıkarmak için okumalı!
  4. gerçekten insana dokunabilen bir anlatımı olan yazarın elinden çıkmış kitaptır,

    tiyatroya uyarlanmıştır, izleyiniz: https://youtu.be/w791xuC6t1w
  5. kırık bir adamın yazdığı kitap. kitabı değil adamı inceleyeceğiz de inceleyeceğiz derken öyle uzun uzun anlatamam girin wikipediadan, ekşiden filan okuyun. tabii ben oradan okumadım, benimkisi genel kültür de sizde yoktur, siz girin okuyun. okuyunca vereceğiniz tepki; adam tam bir pislik çıktı rıza baba!
    şimdi zor bir çocukluk geçiriyor bu meymenetsiz adam. e kırık bir adam oluyor haliyle. orgon diye bir enerji bulduğunu iddia ediyor, bunun her derde deva olduğunu söylüyor ve bunu parayla filan satmaya kalkıyor. haliyle amerika' dan kovuyorlar bunu, hatta her yerden kovuyorlar. vay efendim siz minisiz kovan diyerekten siz beni anlamadınız, ben bütün insanlığı kurtaracaktım, ben mesihtim ulan babında bu kitabı yazıyor. içini döküyor kısaca bu kitapla. önce yayınlamıyor ama arkadaşları çok iyi kitap oğlum bu, yayınla bunu filan diye ısrar edince fikri değişiyor da yayımlıyor. bu adam sevişmeli, öpüşmeli, cinsellikli filan bir adam, siz bunu okumayın, boşverin.
    dinle küçük adam derken, oradaki küçük adam hepinizsiniz. sensin, senin sevgilin, baban, bindiğin dolmuşun şoförü filan. size diyor yani, yoksa bana bir şey dediği yok adamın. devleti siz var ediyorsunuz, sonrasında sanki varlığınızı ona borçluymuşsunuz gibi davranıyorsunuz diyor özetle. ama bunu benim gibi kibarca söylemiyor. malsın lan sen diyor. az kalıbının adamı ol diyor, küçük, ezik bir şeysin diyor. bana değil tabii, size.
    ya aslında orgon olayına girmeseymiş baya sempati duyulacak bir adammış kendisi. sevişmeli, öpüşmeli düşünce tarzı tam benlik. siz okumayın bu kitabı adam size mal diyor sonuçta ki mal en naif tabiri gerisini sen düşün.
    çevirisi çok güzel olmuş, sanki kötü olsa anlayacaksınız da ama olsun yine de güzel olmuş diye yazın siz her kitabın altına, getirisi var bu kalıbın, entel bir hava yaratıp hatun düşürmenize yardımcı olur.
    aslında psikanalizmin babası sayılabilecek freud' u bile etkilemiş, onun devrim niteliğindeki görüşlerini dahi bir adım öteye taşımış bir adam reich. tam bir tabu savaşçısı, o kesin de işte delilik ile dahilik arasındaki ince çizgide gidip gelen bir adam belli ki. bu kitap, bu deli-dahi adamın insanlık ile ilgili tüm sitemlerinin bir özeti niteliğinde, lan aynı ben dedirten yerleri var gerçekten.eminim aynı seni de anlatıyordur :) neyse bak şimdi adam ne diyor;

    sanki ''kişisel özgürlük'' ve ''kişisel büyüklük'' sana hiçbir şey demiyor ve ''ulusal özgürlük'' ve ''devlet çıkarları'', kemik gördüğüne sevinen bir köpek gibi senin ağzının sularını akıtıyor.

    yalnız riech! insanı aşağılamak için bir daha hayvanları kullanırsan külahları değişiriz ona göre!

    hayvanı kullanmadığı bir alıntı daha ekleyeyim;

    duvarları tezekle yoğurulmuş, kireç badanalı evinde yaşayıp duruyorsun. ama öte yandan, ''kültür sarayı'' na bakıp övünüyorsun.

    bir alıntı daha:
    senin masken düştü. senin kaygını biliyoruz: ''ahlak ve kamu düzeni'' aslında sen otellerde hizmet eden kadınların bacaklarına çimdik atmak için can atıyorsun.

    ama dediğim gibi okumayın, sonuçta sevişmeli bir adam ve size mal diyor.
  6. kendini tutsak eden yine kendinsin. küçük, sıradan bir adamsın sen.
    *
    senin içeriği bomboş toplantıların yerine kendi kendisiyle kalmayı seçtiğinde sosyal biri olmadığını söylüyorsun.
    *
    öfkelenme küçük adam! her zaman bir göçmen ve sürgün olarak kalacaksın. bu dünyaya rastlantıyla geldin ve usulca gideceksin. bağırıyorsun, korktuğun için bağırıyorsun, çünkü dizginlenemez bir korku seninki.
    *
    doğayı düzeltmeye çalışmak yerine, kavramayı ve korumayı öğren. boks maçını izlemek yerine kitapçıya git, eğlence merkezleri yerine uzak diyarlara yolculuk et.
    *
    toplum benim, toplum marangozdur, bahçıvan, öğretmen, hekim ve fabrikadaki işçidir. toplum bunlardır; küçük kanserli, gerilmiş kaslı, yüzü maskeye dönmüş kadın değildir. sen hayat değil, hayatın çarpılmış görüntüsüsün sadece.
    *
    hayatı güzel ve mutlu yaşamak her şeydir. korkulu ruhlar seni yolundan alıkoysa bile yüreğinin sesini dinle, hayat sana acı çektirse bile duygusuzlaşma.
  7. egoistlerin rehabilitasyonuna yarayan kitap. reich amca almanya da faşizm sırasında içine attıklarını bu kitapta kusmuştur.*
  8. insanoğlunu iki yüzlülüğünü, masum bir insanın eline güç geçince nasıl canileştiğini çarpıcı bir şekilde suratımıza çarpıyor. kitabı okurken aklıma cioran'ın "en büyük zalimler kafası kesilmemiş mazlumların arasından çıkar" sözü geldi. ne kadar da doğru! kitabı okuduktan sonra daha iyi anlayacaksınız. sorgulayıcı ve aynı zaman da düşündürücü bir kitap. evet yazarımız çok haklı! hitler'in stalin'in yaratılmasın da sen ben hepimiz suçluyuz . milyonlarca insanı biz katlettik hitler değil stalin değil! çünkü onları oraya biz çıkardık. günah keçisini onlar ilan ettik. savaşta ön safha da onlar tek başına öldürmedi biz birbirimizi öldürdük. bilime lanet ettik fakat sonra bilim ile para kazanmanın güzelliğini keşfettik! ne güzel şeydi inkar edilen şey ile para kazanmak. insanoğlu hiçbir yapılan hiç bir eylem yoktur ki ondan bir meslek çıkarmasın! iki yüzlü insanoğlu hain nankör! niçe'nin dediği gibi hepimiz düpedüz bir hayvanız!. haklıydı niçe hem de çok. nasıl da dolaşıyoruz aç kurtlar gibi kuzuların içerisin de!

    kitabın ismi "insanoğluna tarihi ayar" şeklinde bile değiştirilebilir. özellikle genç yaştaki çocuklar için zorunlu olarak okutulmalı diye düşünüyorum. ağaç yaşken eğilir misali. okusunlar zira bizim gibi olmasınlar.
    ali şeriati'nin dediği gibi "okuyun, mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor..."
  9. baş ucu kitaplarındandır.
  10. kitaptan sadece üç pasaj alıntılayacağım, okullarda müfredata sokulsa bu kitap ya da akp mitinglerinde uzaylılar tarafından ele geçirilip tayyip'in ağzından kitlelere okunsa, belki başka ihtimaller mümkün olabilirdi. gerçi bir yandan, bugün yaşanılanları akıl almadıkça, bu beyin zehirlenmesini, bu akıl tutulmasını yaşayan bir tek biz değilmişiz diye seviniyor da insan.

    "seni şu dünyada bir yürüyüşe çıkarmak, geçmişte ve şimdi, viyana'da, londra ve berlin'de, "halkın iradesinin temsilcisi" kimliğine büründüğünde, bir din örgütünün üyesi kimliğine büründüğünde neye benzediğini, gerçekte ne olduğunu sana göstermek istiyorum. kendine bakma yürekliliğine sahipsen ister fransız, alman ya da ister güney afrikalı bir yerli ol, kendini her yerde kolayca bulabilir, tanıyabilirsin."

    "polisin sana bir yararı olmaz, küçük adam. onlar hırsızları yakalayabilir, trafiği düzene koyabilirler, ama özgürlüğü ne koruyabilir ne de sağlayabilirler. çünkü sen özgürlüğünü kendi ellerinle yok ettin, ve hızını almış gidiyor, büyük bir hırsla yıkmayı sürdürüyorsun. birinci dünya savaşından önce, uluslararası gezmelerde pasaport aranmıyordu; dilediğin yere gidebilirdin. "özgürlük ve barış" sağlamak için yapılan savaş, pasaport denen şeyi çıkardı; bu şeyi bit gibi sardılar başına. avrupa'da üç yüz kilometre kadar dolaşmak mı istiyorsun, on ayrı ulusun konsolosluğundan izin almak zorundasın."

    "sendeki tutucu yurtseverlik, bedensel katılığından, kasılmalardan, ruhsal kabızlığından kaynaklanıyor küçük adam. senin şu yurtsever dediklerine bir göz atalım: düşmandan nefret etmezler, her on yılda bir falan değiştirdikleri "geleneksel düşman"ları vardır onların. geleneksel düşman bir on yıl sonra geleneksel dost olur, sonra gene geleneksel düşman."