• youreads puanı (9.50)
  1. grup yorum'un solisti efkan şeşen'in sesinden dinlemeye alışkın olduğumuz sözleriyle oturduğum koltuğa mıhlayıp kalmama neden olan şarkıdır.

    sistemin bizi çok çalışıp daha çok harcamaya, sonra da harcamalarımıza yetişmek için daha çok çalışmaya ittiği bu kısır döngüde; her şeyi bırakıp küçük kasabalara kaçma isteğimi kamçılayan şarkıdır aynı zamanda.

    son zamanlarda yaşar kurt yorumunu daha çok dinlediğimi itiraf etmeliyim bu arada.

    çocukluğum henüz sıcak
    inananın sonrası yok
    sabah akşam çalışırım
    bakmayın tantanaya çok

    umutlar bir kasada
    sıkışmış bir masada
    dokuz altı yollarında oy
    bir ömür geçer buralarda

    sanki yarın dünden uzak
    bitmeyen bir ızdırap oy
    dokuz altı yollarında
    bir zincir boğazımda

    sıkar sıkar gevşetemem
    ağlayamam

    ayda yılda bir kaçamak
    kaçsak bile yaşama bak
    dokuz altı yollarında
    gülmek yasak

    savrulmuşuz odalara
    bahara ve dağlara hasret
    şu gördüğün dönerkoltuk
    sanki ömür törpüleyen rulet
  2. "bu koduğumun hayatına bir kere geldik ve buna mecbur değiliz arkadaş ! bu cümleyi kurmak hem bu kadar kolay hem de bu kadar ağır olabilir mi ? sorumluluk diye tanımladığın ve aslında sadece yarattığın zevklerinin getirileri yüzünden kuruyoruz bu cümleyi. zevkleri bırakmıyoruz çünkü istiyoruz, istedikçe daha fazla harcama yapıyoruz. daha fazla kazanmamız gerekiyor harcamak için. vs. diyerek gider bu böyle. aslında bu bizim maalesef ki sigaradan alkolden daha fazla bir bağımlılığımız. en azından benim için. senin için. sen de böylesin biliyorum. "

    bu koca cümleyi bir sohbet sırasında her şeyini(pek bir şeyi yoktu gerçi) bırakarak sıfırdan bir hayat kurmak için gittiği kasabada kafalarımız daşşak gibiyken kurmuştu dostum. tavukları olacak bahçeli bir evi ve yumurta satıp gününün geri kalanında şarabı ve kitapları ile hobi olarak yaptığı el işi tahta oymacılığı ve resim ile ilgilenecekti. ilk tanıştığımızda böyle konuşurdu aradan biraz zaman geçti ve oldu.

    bu amına koduğumun hayatında tanıdığım bir kişisinin yaşının geçmesini beklemeden 25 yaşında çok güzel bir kasabaya gidip ev kiralayıp tavuklarını alıp yumurtalarını satmaya çalışması,kazandığı asgari ücretin altında ki parasıyla dünyanın en mutlu insanı olduğunu bana hissettirmesi beni ağlatacak şeylerden biri idi. evet alkole ve sigarasına ve kitabına çok para ayıramıyordu. internet den ve haftada bir pazarda yumurtalarını sattıktan sonra 2 bira içip bar da ki gazeteleri okuyup dünyanın en kalitesiz tütününü piposuna koyarak yaşıyor. kitap olayını köyde ki kütüphanenin 19 bin kitaba sahip olduğunu heyecanla bana anlatması ile çözdüğünü öğrendim.
    bu arada göt marangoz 4 gün herife dünyanın işini yaptırıp 1 hafta sonra al bu 50 lirayı diyerek siktiri çekmiş. göt oğlanı!

    bu çocuk "zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok." cümlesinin ete kemiğe bürünüp gerçekleştirmiş kişidir.

    bol şans sana dostum. seviyorum seni. bu şarkıyı da sana gönderiyorum.
    edit:imla.