1. meyveyim diye gecinen cok elmadan armuttan daha lezzetli, muhtesem bi bitkidir... biz cocukken bahceye dalar, dalindaki domatesleri yikamadan etmeden lopur lopur yutardik...

    ki bitkisi de cok guzeldir, ince, desenli yapraklari mis gibi kokar... ki bunlari cicekten baharattan filan hic anlamayan ortalama bi odun olarak soyluyorum... iste bu guzelim bitkiyi nedense sadece salatalarda yemeklerde gormeye alistik buyudukce... eski gunlerin hatrina az once aldim onume bi tabak domates, sularini damlata damlata, agzimi sapirdata sapirdata bi guzel yedim anasini satayim.... sonra da gelip buraya yazdim aha
  2. annemin babamın yumurtalı sucuklu kahvaltısından bana ne. sabah gözümü açar açmaz sofralarına yetişmek için kimi zaman yalınayak kimi zaman şıpıdık terlik koşardım hemen evlerine. kahvaltı da tarhana çorbası ha; çay anca erkeklerin akşamları kahvede içtiği birşeydi köyde. tarhananın dibini kaşıklamayı bana bırakırlardı, hasan amcam ucundan şöyle hafifçe kaldırırdı tencereyi dibine erişebileyim diye. sonra koş babam motora; motor derdik de traktör sizin anlayacağınız. domates tarlasına ben de dalardım onların peşinden, kasalara doldurmaya başlardık elbirlik, öğle arası domates, tarlanın kenarından karpuz bi de suyla ıslatılmış köy ekmeği. güneşte kurumuş köy ekmeğini koparabilmenin yolu yoktu ıslatmadıkça, pazar ekmeği dedikleri ekmek anca bayramlarda. neyse, domates... suyu yaprağı çok yakar, kaşındırır. mis kokar bi de.
    mesut
  3. ispanyada savasi yapilir- la tomatina festival
    la tomatina festivali ispanyollarin mesur domates savasi festivalidir. valencia nin buñol ilcesinde duzenlenir. katilanlar eglencesine birbirlerine domates firlatirlar. agustos ayinin son carsamba gunu duzenlenir. eger buñol ilcesine bu tarihte denk gelirseniz kendinizi domates savasinin icinde bulabilirsiniz.
  4. şu mevsimde domates bol malum. fakat benim favorim kuru domates. salatada, kahvaltıda, tostta... amannn allah'ım nasıl güzel bir lezzet.
  5. patlıcangiller ( latincesi solanaceae ) ailesinden, ana vatanı güney ve orta amerika olan bir meyve çeşidi.

    domates’in columbus öncesinde vahşi türlerinin ilk olarak güney amerika’daki and dağları’nın peru-ekvador-bolivya arasındaki bölgede yetiştiği düşünülmektedir. kuzeye doğru göç eden yerliler tarafından orta amerika ve meksika’ya getirildiği kabul edilmektedir. bu bölgede lycopersicon sp. (domates) bitkisinin meyvesine genel olarak “tomate”, “tomato” adı verilmiştir. bu ise yerel dildeki “tomatl” çok çekirdekli, sulu meyvelere verilen isimden kaynaklanmaktadır.


    kolomb amerikayı keşfettiği zaman ilk icraatlerinden birisini yapıp, domatesi avrupa'ya yollamıştır. avrupa' da ise domatesin zehirli olabilmesi şüphesiyle yenmesi ilk başlarda yasaklanmıştır. avrupa'ya ilk geldiğinde insanlar süs bitkisi olarak değerlendirilmiştir. zehirsiz bir besin maddesi anlaşıldığında ise yıllar 1500' dür. 1700 yılında ise domatesin kaderini değiştirecek bir hamle fiorentinalı bir aşçının elinden gelmiştir. bu fiorentinalı aşçı salatalar'da kullanmadan önce insanlar domatesi pişirerek yahut kızartarak yedikleri için tadını hiç beğenmeyip kullanmamışlardır. öyle ki olgunlaşmış domatesi değil, yeşil yahut sarı renkte iken denemiş, domates kırmızılaşınca bozuldu diye düşünüp çöpe atarlarmış. değeri git gide artmaya başlayan domates avrupa' da sarı renkte olduğundan " altın elma " olarak adlandırılmış. bir diğer şaşırtıcı bilgi ise yine avrupa'dan, o zamanın avrupalıları domatesin insanları romantik yaptığına inanılıyordu.

    domates 1893 yılında amerika mahkemeleri tarafından sırf sebzeler ile aynı yerde saklandığı için sebze kategorisinde olduğunu kabul etmiştir.

    domates ve anadolu;
    domates ilk kez anadolu topraklarına 1700' lü yıllarda adım atmıştır. ama şuan da kullandığımız gibi büyükçe domatesler değil de, kiraz domates diye adlandırılan ( cherry domates ) büyüklükte gelmiş ve yine avrupa' da olduğu gibi sarı ve yeşil renkte kullanılmıştır. anadolu' da ilk olarak domatesten dolma, çorba ve zeytinyağlı yemekler yapılmış, kırmızı renge dönen domatesleri bozuk diye çöpe atarlarmış.

    lale devrine denk gelen 1718 ile 1730 yılları arasında, iii. ahmed’e vezirlik yapmış nevşehirli damat ibrahim paşa’nın 1723 yılındaki aylık masraf defterinde domates alımına rastlanılmaktadır.
  6. bu mevsimde yenmez.