1. yeni nesil fransız felsefecilerinden jean-luc marion'un ortaya attığı kavram. (*:le phenomî¨ne sature)

    basitçe şöyledir doyurulmuş fenomen; yorumlam deviniminin, hermeneuyen devinimin bitimsizliğinde fenomenolojik olabilecek olan tek şey bu devinimin bitimsiz sürekliliğidir.

    yani yorumlam sürgitliğinin idrâkına varamayıp yorumlayamacağı şey kendisindeliği. bu kendisindeliği yorumlam devinimininin alanına soktuğun an devinimin kendisi ortaya çıkıp devinimi kavranamazlığa fırlatıp, yok ediyor.

    marion kavramını teolojik vahiy olgusu ile örneklendirip, ilişkilendirip şöyle diyor;

    '' vahiy, 'olay' kavramını içerir (çünkü o daima bir olay olarak gerçekleşir), 'idol' kavramını içerir(çünkü ortaya çıktığında gözlerimizi kamaştırıp bizi sarhoş eder), 'nefs' kavramını içerir (çünkü daima duyularımıza seslenen bir görünüştür), ve 'öteki' kavramını içerir, öteki'nin ötekiliğini. vahiy bu dört tipin dördünü birbirine bağlar ve kendi içinde taşır; vahyin dört unsuru olan bir doyurulmuş fenomen olduğunu söyleyebiliriz. vahiy karşısında kullanma ihtiyacı duyduğumuz hermeneutik türü bu dört doyurulmuş fenomenin her birisinde iş başındadır. ben vahyin, doyurulmuş fenomen olarak adlandırdığım şeyin daha iyi bir paradigmatik durumu yansıttığını öne sürüyorum. vahiyde verilen şey kesinlikle her beklentiyi aşan şeydir. her beklentinin veya herhangi bir nihai anlayışın ötesinde bir şeyle yüzyüze gelmemiz sonu gelmez bir hermeneutiğe davetiye çıkarır. hermeneutik alanın her mümkün istikamete ve her yorum düzeyine mutlak ve geniş ölçüde açık olmasının nedeni budur. '' (*:çağdaş filozoflarla söyleşiler - richard kearney)

    özetle, kavranamazlığa dahiliyetin, yorumlam devinimini debilendirdiğinin ve bunun dışındalığın mümkünsüzlüğünün altını çizer marion.
    yani bu görüşüyle, kadim sorun'a dair çözüm üretmekten vazgeçip, daha evvelden onlarca filozofun imlediği çözümsüzlüğü ululama yolunda ilerlemiştir düşünür, daha doğrusu takılı kalmıştır.