• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.50)
ezmira - yaprak damla yıldırım
yaprak damla yıldırım’ın kadın hikâyeleri anlattığı şiir kitabı “ezmira” manos kitap tarafından yayımlandı. şair, ilk kitabında “bağırın beyler bağırın baba yadigarı çığlıklarınızı” diyor ve şöyle sesleniyor: “takip ettiğim salyangozdan gördüm beyler / kadın olmanın edebini // ışık az / yüzüm ıslak / şiirim kirli”. “kirpik”, “ateş” ve “limon” başlıklı üç bölümden oluşan kitabın bütününe yayılmış bir kadın sesi bu. eril dile de, eril tahakküme de sert bir isyan.
  1. ödüllü, bir ilk kitaptan bahsetmeden önce yayın dünyasına katılan manos kitap’ı müjdeleyeceğim. “senin hikâyen!” diyen manos kitap, birbirinden değerli yapıtlarını okurlarıyla buluşturacak. hangi yapıtlar derseniz, kısaca değineyim. erkenden aramızdan ayrılarak, yokluğun sızısını bırakan sennur sezer’in bütün şiirleri özel bir ciltte toplandı. 1994 yılında yaşamına son vererek, ölümün dalına sarılan soysal ekinci’nin bütün şiirleri bir arada artık! şiirle beraber öykünün, eleştirinin, denemenin de yer alacağı farklı edebi alanlarına yer veren manos kitap, adnan özyalçıner’den torik akını, zeynep uzunbay’dan kamçılanma mesafesi adlı yeni öykü kitapları yer aldı. ayşegül tözeren’in eleştirilerinden oluşan kitabı da yer alırken hakkı zariç’in zona adlı şiir kitabı da okurlarını selamladı. aynı yayınevinden çıkan ödüllü ve şairin ilk şiir kitabı olan ezmira’nın sevincini paylaşacağım sizlerle. aynı çağın, aynı yüzün içinden baktığım kuşakdaşlarımın üretimleri heyecanlandırmıştır beni.

    ezmira, kendi içinde sürdürdüğü arayışı ile bir yaranın aynasını tutuyor. insanlık tarihi boyunca soyutlaştırılmış “kadın” izleğini var ediyor. farklı algılar içinde tüketilen “kadın”, farklı düşünceler içinde yalnızlaştırıldı. değişmez bir tabu gibi tartışmaların odak noktasında kaldı. hayati olmayan, siluetmiş gibi sıra dışı özelliklerle anlam yükleyerek anlatıldı hep. özüyle ve birey olarak gerçeğe dönüştürdüğü “kadın” izleği, ezmira’da ben’dir. vardır. genç şair yaprak damla yıldırım, çok katmanlı imgeleriyle yoğunlaştırdığı özgün şiirleriyle gerçekleştirmiş.

    bir edebi eserin iskeletinde “kadın” olduğunda yapılan eleştirilerin temelinde “feminizm” kavramı yatar. feminizm üzerinden değerlendirilir. oysa bu tür değerlendirmeler, kültürel, sosyal, siyasi, toplumsal, ekonomik gibi birçok kapsayıcı bütünden yoksundur. içi boşaltılmış, yıpranmış, yaralı bir kuşa dönüşmüş feminizm olgusundan uzaktır ezmira. genç şair, kadın duyarlığını, insansal duygularıyla etkisini derinlemesine işlemiştir şiirlerinde. ince bir detay var o ki; dişil bir dil kullanmadan duyargaları açık, sözcüklerin cinsi hallerinden sıyrılmış, bütüncül ve yapıcı bir dil oluşturmuş genç şair. edebi bir metnin dili eril olduğunda ne kadar yaralayıcı olur ise aynı şekilde dişil bir dil kullanıldığında ise o derece tehlikeli olmaktadır. özellikle şiirde, dilin cinsi yönünü ön plana çıkarmak, hem şiirin özünden uzaklaştırır hem de edebi gelişimine zarar verir. ezmira’nın zengin imgelem dünyasındaki dili, bu halden sakınması ümit vericidir.

    şimdi bir dil olsam / en yavaşı olurdum / en ahlaksızı, der yaprak damla yıldırım. dilin işlevsel gücünden yararlanarak, etkili ve keskin bir duyuş bırakır üzerimizde. yaşadığımız coğrafyanın yüzünü apaçık ortaya döker. tıpkı ve siz beyler siz / köpeksiz bir kemik gibi uzandığınız yerden / kalkamıyorsunuz dizelerinde olduğu gibi zincirini kıramayan ataerkil döngünün gerçekliğini yüze vurur. eril dili alt edip, feminist bir duruşun ötesine taşıyan bireysel ve canlı bir dil ile gerçeğe bürünür. örselenmiş bu gerçekliğe soluk kazandırır ezmira.

    “insan neden konuşmaz diye susuyorum kendime
    insan neden kendini iliştirdiği bedeninden kadının
    çıkıp bir sözcük olamaz”

    şiirinde “kadın” imgenin ötesinde yaşamın her alanında artan cinsiyete dayalı sömürünün beslediği ataerkil düzenine karşı bir yumruktur ezmira. bu yumruk ki yalınlığın ardında saklı bir derinlikle estetiğe bürünür. üstelik az kelime ile çok şey anlatır. ateş, kirpik ve limon. tek sözcüğün hâkimiyetini ve yalınlığın gücünü gösterir.

    bireysel çıkmazların, duygu kargaşasının beraberinde kâğıt kesiği gibi acıtan duyarlığı ile zihinsel bir tepki uyandırıyor ezmira. salt bir duyarlılık değildir yalnız. toplumsal, sosyal, siyasi, ekonomik, kültürel gibi faktörlerin eleğinden süzülmüş birikimin estetiğe dönüşmüş halidir, şiirlerindeki duyarlılık. gülten akın’ın da, “her başarılı ozan şiire kendi duyarlığı ile gelir. (…) üstünde durulması gereken bu duyarlığın niteliğidir,” dediği gibi bu niteliğin belirleyici yankısını duyabilmektir. güçlü bir yankı ile okurunu selamlayan ezmira, aynı zamanda yaşar nabi nayır gençlik ödülleri’nde “dikkate değer” görüldü. ve eserde yer alan, itirazlarınızı duyuyorum yüzüm ötede / gidilecek her yere gittiniz / söylenecek her şeyi söylediniz / bu diller sizindi sevindiniz diyen “zan” adlı şiiri bayraklı belediyesinin düzenlediği “barış” konulu şiir yarışmasını kazandı. sadece şiirle yetinmeyip, üretkenliğini zenginleştirerek farklı alanlarda da çalışmalarına devam etmektedir ayrıca yaprak damla yıldırım. edebi çalışmalarının beraberinde çeviri çalışmalarıyla daha sık karşılaşacağız.

    duyarlığın şiirini, güncel ve çağdaş birikimiyle bütünleştirme çabasını sergilediği ezmira’da, “kadın” imgesini içerik ve biçim olarak zenginleştirerek özgürleştiriyor. ilk eseriyle bu çabanın daha da kökleşeceğini, estetik bir nitelikle duyumsatan yaprak damla yıldırım’ın gelecek çalışmalarında da sürekliliği arz eden yenilikçi özgünlüğü ile şiirlerinin var oluşunu heyecanla bekleyecektir okur. kısaca söylemek gerekirse, coğrafyamızın bir imge dökümüdür ezmira…