1. '' geceyarısı var elbette. bir aynayla yitmedi saat, duvar kâğıtlarının içine dalmadı, sahipsiz tınısıyla bir döşemeyi anımsatıp.
    anımsıyorum, yokluğunda altını, düşlerden yoksun, zengin ve yararsız bir kalıt olan mücevher gibi gösteriyordu kendini, ne var ki bir gümüşten yapıtın denizlere ve yıldızlara
    değgin karmaşıklığı üstünde birbirleriyle kavuşup aynı konuma gelmiş gök varlıklarının, yıldızların, uyduların sonsuz rastlantısı okunuyordu.

    gecenin kâhini asla böyle bir rastlantıyı önceden bildirmedi. yarattığı saat işte ortada duruyor. ve işte sonsuzluktan ayrılıyor takım yıldızlar ve deniz, dışta kalmış, dışlanmış,
    karşılıklı hiçlikler, birleşmiş bir saatte, özünü bırakmak için,
    nesnelerin salt varlığını gerçekleştirmek için. ''