1. bilimsel olarak açıklarsak; duyularımızla algıladığımız "şey" ile alakası olmayan idea.
  2. gerçek üzerine yapılan felsefi tartışmalar hep gerçek kelimesine yüklenen farklı anlamlardan kaynaklanıyor. felsefe faydalı bir etkinlik olsa da bir noktadan sonra fayda üretmiyor. fayda üretemediği noktadan itibaren felsefe ile işim biter. yani diyebilirim ki felsefe benim için ancak bir araç olabilir.

    bence gerçek, belirlediğimiz referanslara göre doğru olduğunu ve var olduğunu kabul ettiklerimizin tümüdür.
  3. algıladığınız kadar olan şeydir.

    bir sabah uyandığınızda, size herşeyin 10 kat büyüdüğünü söyleseler bunu inkar edebilecek bir referansınız kalmış mıdır? ya da bunu size söyleyenin ispatlayabileceği bir argümanı?
  4. öğrenildiğinde, uzun vadede insanı rarahatlatır. ancak bazen o kadar kötü hissedersin ki kendini, o uzun vadeyi bekleyecek enerjinin kalmadığını hissedersin ve pembe yalanlarla yaşamını sürdürürsün.
  5. gerçeği arayanlara inanın, bulduklarını iddia edenlerden çekinin.
    (bkz: andrê gide)
  6. gerçek uyuyordu.

    evet, gerçek olmaktan sıkılmış ve uykuya dalmış.
    düşünsenize kaç milyar yıldır yaşıyor. kaç milyar insan onun adını anıyor onu başka kelimelerle anlatmaya, sistemleştirmeye ve sistem içinde anlamaya ve basitleştirmeye çalışıyor. herkes gerçeği değiştirmeye çalışırken gerçek insanlara kendisini düşündürerek insanı değiştiriyor. hem de bunu istemeden.

    peki gerçek ne yapıyor? gerçeğin ne yaptığı üzerine düşünmek gerçeğe yakışmayabilir. yapmadığından yola çıkabilir miyiz ? neyse bunu kenara koyalım.

    gerçek önüne gelen her şeyi dikkatle inceleyerek her farklılığını keyfin sürmeye çalışıyor. ilk suyun gerçeği, ilk yeşilin, ilk böceğin ve daha birçok ilkin. meraklı küçük bir çocuk gibi ilerlerken ve gitgide kendini genişletirken gerçek, insanın ortaya çıkmasıyla ünlenmeye ve merak eden konumundan merak edilen konumuna geçiyor. bu konum değişikliği bile insana olan merakını bitiremiyor. yüzyıllar içinde gerçek kendini birçok insan şekli,karakteri,yaşamı,kararı içinde ; insanların gerçekliğini bile insanların kelimeleri ile açıklayan bir halde buluyor. ve sonunda gerçek merak edilen olarak kıymetli olması gerekirken insanlar ağzında bir sakız gibi kullanılmaya ve kişilere mal edilmeye başlanıyor.

    ne demeli gerçeğe ? ne dersiniz ya da ne beklersiniz siz gerçekten? gerçek ne mi yaptı? dayanamadı. gerçek artık kendisine bile dayanamaz hale geldi. insanların ağzındaki bazı halleri ona zevk verse de bu hallerin onun eskisi gibi genişlemesini engellediğini görüyor buna da tahammül edemiyordu. her şey güzel bir tecessüs içinde yavaş yavaş genişlerken gerçeğin elinden bu hazzı alan duygu da neydi ?

    insanlar gerçeğin arasına geleli çok olmuştu. gerçek onları uzun bir süre tetkik etmiş hepsi adına genelleme yapabilecek bir noktaya gelmişti. insanların ekseriyetle bulmaya çalıştıkları ya da bulmaktan kaçındıkları unutmaya çalıştıkları bir şey gerçeğin önüne serilmişti. ve önünde duran bu gerçek, gerçekti. bazılarının bulmaya ve bazılarının da unutmaya çalıştığı. ve gerçek tüm heyecanını ve hazzını elinden alan insanların gerçeği yüzünden sormak zorunda olduğu soruyu kendisine sordu.

    gerçeğin gerçeği neydi ?

    ve gerçek gökyüzünün açık, havanın nefes almaya müsait ve insanların kendisini unutmaya çalıştığı bir günde uyumaya karar verdi. ve var olan her şeyin arasında kendini kaybettirdi..
  7. gerçek; tartışmasız, sabit olan, değişmez doğrudur. göreceliliği yoktur. normal şartlar altında su 100 derecede kaynıyor, bu gerçektir. "bence 85 derecede kaynıyor" diye bir şey diyemeyiz.
    "bence gerçek..." diye başlayan bir cümle de kuramayız.
    "gerçek" sözcüğü ile "doğru" sözcüğünü karıştırmamak gerek.

    düzeltme: *nşa.
  8. yalan içermez.

    tarih boyunca bu kavram üzerinden birçok farklı ya da karşıt felsefe akımları ve okulları ortaya çıkmıştır.

    gerçek, ontoloji ve epistemoloji alanında, bazen bu alanları birbiriyle ilişkilendiren bazen ayrıştıran anlam katmanlarıyla kullanılan bir kavramdır.

    gerçek, somut ve nesnel olarak var olandır. platon, elea'cıların bu savını geliştirerek duyumların bize asla bilgi veremeyecekleri sonucuna varmıştır.

    idealist felsefe; elea'cılardan berkeley ve hegel'e kadar "dış dünya yoktur" demez, "vardır ama gerçek değildir" der.

    "soyut gerçek yoktur, gerçek daima somuttur"

    gerçek, bilinçten bağımsızdır. ve nesneldir. varlığı inkar edilemeyen, olgu durumunda olana gerçek denir. dilde, felsefede ve günlük hayatta gerçek tanımının göreliliği sergilenebilir.