1. nazım hikmet'in 1928'de kaleme aldığı, insanın içine işleyen, coşkulandıran şiirlerinden birisidir. lirik şiir türünde oluyor sanırım.

    ...
    bu bir türkü:
    toprak çanaklarda
    güneşi içenlerin türküsü!
    bu bir örgü:
    alev bir saç örgüsü!
    kıvranıyor;
    kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
    esmer alınlarında
    bakır ayakları çıplak kahramanların!
    ben de gördüm o kahramanları,
    ben de sardım o örgüyü,
    ben de onlarla
    güneşe giden
    köprüden
    geçtim!
    ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
    ben de söyledim o türküyü!

    yüreğimiz topraktan aldı hızını;
    altın yeleli aslanların ağzını
    yırtarak
    gerindik!
    sıçradık;
    şimşekli rüzgâra bindik!.
    kayalardan
    kayalarla kopan kartallar
    çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
    alev bilekli süvariler kamçılıyor
    şaha kalkan atlarını!

    akın var
    güneşe akın!
    güneşi zaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!

    düşmesin bizimle yola:
    evinde ağlayanların
    göz yaşlarını
    boynunda ağır bir
    zincir
    gibi taşıyanlar!
    bıraksın peşimizi
    kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

    işte:
    şu güneşten
    düşen
    ateşte
    milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

    sen de çıkar
    göğsünün kafesinden yüreğini;
    şu güneşten
    düşen
    ateşe fırlat;
    yüreğini yüreklerimizin yanına at!

    akın var
    güneşe akın!
    güneşi zaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!

    biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
    güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
    toprak kokuyor bakır sakallarımız!
    neş'emiz sıcak!
    kan kadar sıcak,
    delikanlıların rüyalarında yanan
    o "an"
    kadar sıcak!
    merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
    ölülerimizin başlarına basarak
    yükseliyoruz
    güneşe doğru!

    ölenler
    döğüşerek öldüler;
    güneşe gömüldüler.
    vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

    akın var
    güneşe akın!
    güneşi zaaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!

    üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
    kalın tuğla bacalar
    kıvranarak
    ötüyor!
    haykırdı en önde giden,
    emreden!
    bu ses!
    bu sesin kuvveti,
    bu kuvvet
    yaralı aç kurtların gözlerine perde
    vuran,
    onları oldukları yerde
    durduran
    kuvvet!
    emret ki ölelim
    emret!
    güneşi içiyoruz sesinde!
    coşuyoruz,
    coşuyor!..
    yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
    mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!

    akın var
    güneşe akın!
    güneşi zaaaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!

    toprak bakır
    gök bakır.
    haykır güneşi içenlerin türküsünü,
    hay-kır
    haykıralım!
    ...