1. oyun kavramının dijitalle sınırlandırıldığı bir çağda oyuncaklarla oynamayan bir nesil yetişiyor. zihinsel gelişimin olduğu çağda yaratıcılığını geliştirmek yerine eline verilen telefonla oyundaki aşamaları geçiyor ve zeki oduğu etiketi yapıştırılıyor. sonuç: bilgili ama yaratıcılıktan uzak işlevsel bir nesil.
    çocuklar sağlıklı beslenmiyor. okul çağındaki çocuk için gelişimin en önemli etmeni olan beslenme sağlıktan yoksun bir şekilde yapılıyor.en basitinden sabahları kahvaltı yapmak yerine börekçi dükkanlarından alınan hamurla geçiştiriliyor( her sabah börekçi dükkanı içindeki çocukları gördükçe acıyorum). öğlenleri ise fast food denen yüksek fruktozlu mısır şurubu ürünleri ve sonuç: erkeklerde liseye geçmeden çıkan sakal ya da kızlarda ortaokula geçmeden olan menarş

    ailelere sorsak, bir çoğu bilinçlidir çocuk yetiştirme konusunda. kitaplar okumuş, kurslara gitmiştir, sertifikaları vardır ellerinde. aslında kabahat teknolojinin gelişmesi, metropol yaşamı gibi görünüyor ama değil. tek suçlu bencil ebeveynlerdir.

    edit: yazdıklarıma baktığımda kendimi nerede o eski ramazancılar gibi hissettim.
  2. kafalarına taş değmeden büyüyorlar. benim arkadaş çevremde kafası yarılmayan yoktu. şimdiki çocuklara bakıyorum kafalar pürüzsüz, içi de öyledir umarım.

    obez olmadıkları sürece sıkıntı görmüyorum. sokak sosyalleşmesi, hiyerarşisi birey olma sürecini zedeliyor bile olabilir. sonuçta insan zengin komşunun şımarık çocuğu ya da serkeş komşunun serseri çocuğu levelini atlamaktansa candy crush'ta şeker eritme işinde başarıya ulaşmış oluyor.

    tabi biz sonradan bakınca yahu bu çocuk ne demeye memur olmuyor da abidik gubidik işlerle uğraşıyor diye şaşırabiliyoruz. ne memur olcak be, siz olun memur işçi.
    abi
  3. yozlaşmışlığa dibine kadar maruz kalanlar.internetin olmadığı zamanlar ev ödevlerini tozlanmış raflardaki ansiklopidelerden yapardık veya okul veya şehirdeki kütüphanelere gider emek harcardık.müzikleri radyodan ve kasetlerden dinler, hızla tüketmezdik. herkesin biribirinin yüzünü görürdü. ne söylenecekse yüze söylenirdi. zaten evin telefonu değerliydi.aile sürekli kullanmaya izin vermezdi.internet ve internet dolu telefonlar yoktu. sokak oyunları hakimdi. her şeyi yüz yüze ve dışarda yapardık. evde olduğumuzdaysa tek sanallığımız gameboy ve atari sega megadrivelardan ibaretti. asosyalliğin bile dışa vurumu resim yapmak gibi yaratıcı işlere yönlendirirdi insanı.

    oyunlar değil oyuncaklar vardı.hani şu eni boyu ve yüksekliği olan.oyuncak isterdik ailemizden. bir bekleyiş, bir heyecan vardı.zınk zınk her şeyi indirmiyorduk.
  4. futbolun bilgisayar, xbox, playstation'da yapıldığı, sokaktan izole büyüyen çocuklar.

    eskiden counter strike maçlarını sokakta, elektrik borusundan yaptığımız kağıt külah atan tüfeklerle yapardık. sokaklar kar gibi eski ödev defterlerinin sayfalarıyla dolardı. akşam ezanı sokaktaki çocukların eve dönüş ziliydi. izleyemediği parliament sinema kuşağıydı, sobalı evdi, olacak o kadar'dı... şampiyonlar ligi günleri star logosunun kırmızıdan maviye dönüşüydü.

    şimdiki çocuklar tabletin, bilgisayarın, playstation'un içine düşmüş durumda. arkadaşlık kavramı çok daha üstündü önceki nesillerde. doksanlı yılların ardından bu kavram tarih oldu sanki...

    bilmiyorum belki romantizmin etkisidir. seksenlerin çocukları da bizim zamanımızdaki çocukluk çok daha iyiydi diyecektir. her insanın geçmişinde özleyeceği anılar vardır.
  5. ataerkil aile yapısından çocukerkil aile yapısına geçtiğimiz dönemin çocukları.
    çocuk ağlayarak, çırpınarak, bağırarak istediğini elde eder.

    çift taraflı pekiştirme durumu sonucu oluşan davranış biçimidir.

    çocuk ağlar, istediği yapılır. ağlama davranışı pekişir. (bkz: olumlu pekiştireç)

    anne ya da baba sesten, gürültüden rahatsızdır. çocuğun istediğini yaparak-vererek var olan rahatsız edici durumdan kurtulur. bu şekilde de anne-babanın bu davranışı pekişmiş olur. (bkz: olumsuz pekiştireç)

    yani iki taraf da durumdan memnundur. fakat uzun vadede çocuk her şeyi bu şekilde yapmaya başlar ve iş içinden çıkılmaz duruma gelir.

    anne-babanın 'hayır'ı çok net şekilde uygulaması sorunun çözümüdür.