1. türkiye deki en büyük seslerden birtanesidir kuşkusuz
  2. türkiye cumhuriyeti tarihinin gelmiş geçmiş en büyük 2-3 sesinden birisidir. kendi adıma kendisini sadece hafız burhan'la falan kıyaslarım, o derece güçlü ve tiz bir sesi vardır. ses aralığının 3-3,5 oktav olduğu söylenir ki müzikten biraz anlayan bir insan bu hayır demeyecektir. örneğin, hepsi geçer adlı şarkıda neredeyse sürtane denecek kadar pes bir tonla şarkıya girerken, nakarat kısmında benim diyen oparetin bile zor çıkacağı tiz bir ses ile şarkıyı bağlamaktadır. ses rengi, gücü, nağmesi, duygusu eşsizdir.

    müzik hayatını üçe ayırmak mümkün;

    yetmişlerin başından seksenlerin sonuna kadar doğal arabesk ile birlikte türkü ağırlıklı eserlerle dolu albümler çıkarmıştır. türkiye'de en güzel şekilde türkü okuyan sanatçı olabilir tatlıses. zaten bu dönemde de gerek düzenlemeleri ile olsun, gerek seçtiği eserler ile olsun daha çok türkücü diyebileceğimiz bir kimlikte yürümektedir.

    aslında erken dönemlerinde sabuha, seni yakacaklar, acı gerçekler gibi çok tatlı underground eserleri kitlelere ulaştırabilmiştir ama bence türkücü kimliği daha öndedir.

    seksenler sonu-doksanların başından sonuna kadar ise ününün zirvesindedir. tahir peker ve burhan bayar ortaklığı ile birlikte "soft arabesk" diyebileceğim bir tarzda enfes eserler vermiştir.

    (bkz: bir kulum işte)
    (bkz: vur gitsin beni)
    (bkz: hesabım var) (aslında azer bülbür eseridir.)
    (bkz: akşamdan akşama)
    (bkz: ben insan değil miyim?)
    (bkz: canım dediklerim)
    (bkz: haydi söyle)
    (bkz: nankör kedi)
    (bkz: ne faydası var)
    (bkz: kurşuna gerek yok)

    bu dönemde özellikle söylim mi albümünü beğenirim. memlekette de doruğa vurmuş arabest tarz arasında halk müziği ağırlıklı bir albüm resmen gönüllere su serpmişti. albümün geneli de çok güzeldir. bununla birlikte gerek tv şovları olsun, gerek sansasyonel ilişkileri olsun o yıllarda siyasetin bile üzerinde genel bir fenomen halinde idi ülke sınırları içerisinde.

    2000 sonrası dönemde ise doksanlardan gelen ününü 2005'e kadar düşe kalka sürdürse de eski popülaritesinde değildi. sanırım hem egosunu kontrol edemediği için, hem de gençlere ulaşmak adına neredeyse popa yakın acayip altyapılarla bezeli kendine yakışmayan arabesk eserleri yorumladığı için eski popülaritesi kalmadı. zaten yakın zamanda da başına anmak istemediğim kötü olay geldi.

    ibo, ne olursa olsun ülke tarihindeki birkaç fenomenden birisidir. karakteri konusunda genel bir eleştiri alsa da sanatkarlığı konusunu kimsenin tartışacağını düşünmüyorum.
  3. kalashnikov mermisine kafa atan urfalı sanatçı
  4. korkacak birşey olmadığının kanıtıdır. sen kafandan 7,62x39 mm kalaşnikof mermisi yiyip ölmeyen tek canlı türüdür.
    iudex
  5. hepimiz ibrahim tatlıses'i önce şarkıcı olarak tanıdık. kimimiz onun şarkılarının yanında şişe şişe rakı içti, kimimiz "inanmıyorum yeaa ibo mu? yıvrançsınız" diyerek türkçemizi katletti. gel gör ki herkesin hayatından bir kere olsun mutlaka geçti.

    şarkıcı kimliği öyle çok ehemmiyeti olan bir özelliği değil. esas olarak bir kebapçı için, salonunun duvarında asılı olan fotoğrafı, michelin'den alacağı beş yıldızdan daha önemlidir. çünkü kebap, çatalı bıçağı sağ taraftan önümüze konmasını umursamaz, kebap için köz biber ve ya soğan oluşu önemlidir, satır kıyması mı ona bakman gerekir. ibrahim tatlıses tüm kebapçıların duvarlarında bir fotoğrafını bulundurmak istediği, şarkıcılıktan çok kebap gurmesi bir kişidir. vedat milor gibi kebap etinin hangi kuzunun kaçıncı toynağından yapıldığını tadına bakarak anlayamaz belki ama kesinlikle kebabı lahmacuna sarıp yer gerekirse. acısını bol koyar, acımaz. çatalla bıçakla işi olmaz, eliyle gömülür. lavaşın üstündeki unları bıyığıyla süpürür. bıyığı zaten ibrahim tatlıses için evrimsel süreçte gelişmiş bir filtredir. bazı zamanlar kalitesiz lahmacunun kokusunu aldığında düğümlenerek yenmesine izin vermez. her bir kılında özelleşmiş sinir hücreleri bulunur. bunlar sinaptik yollarla diğer sinir hücrelerine ordan tak beyindeki kebap çekirdeğine ulaşır. bu çekirdek ne yazık ki herkes de yeterince gelişmemiştir. bu tip bıyık ise tarihte daha önce sadece friedrich nietzsche'de görülmüş özel bir mutasyondur. nietzche'nin kebap yediğini bilmeyeniniz yoktur elbet. bu vasıfları ile neden daha çok şarkıcılığı konusunda konuşulur akıl alacak iş değil gerçekten.

    size hiç kebap diye hazır köfteyi marulla doldurup tırnaklı pideye sarıp dürüm diye yedirdiler mi? bilir misiniz kaç kebap sevdalısı iyi bir kebap için saatlerce aç kalıp kilometrelerce yol katediyor hergün?

    ibrahim tatlıses, şu garip kebapseverler için ülkenin her yerindeki iyi kebapçıları dolaşıp, bi'lfiil duvarlarına kendi fotoğrafını asmış bir aktivistten başkası değildir. eğer bugün kebap yenecek düzgün bir restoran bulabiliyorsak bunu ona borçluyuz. teşekkürler ibrahim tatlıses.. her ne kadar uyuşturucu kaçakçısı olsan da bu ülke için çok büyük işler yaptın. yeri geldi yıldız tilbe'yi pezevenklerin elinden aldın. öpüyorum bıyıklarından..