1. haber linki

    iki yılımı geçirdiğim cennet mekan demirköy/iğneada, yazıktır yahu tüm kuşları yaptınız bir hacı leylek kaldı. böyle bir aymazlık nasıl yapılır anlamak mümkün değil.

    bilmeyenler için

    bonus

    iç anadolunun bozkırına yapmak yerine niçin bu doğal güzelliklerinin olduğu yerler tercih ediliyor?
  2. sırf doğa güzelliklerinin katledilmesinden değil( bunu küçümsemek için demiyorum, yeşilin değeri zaten bilinmiyor) istanbul'a yakınlığı yüzünden ayrıca karşı çıkılması gerekilen projedir. böyle hassas bir konuda en kötü ihtimal düşünülüp kaza durumunda en az can kaybına yol açacak yer seçilmelidir. tahmini olarak 15 milyon kişinin yaşadığı yere kurulması intihar niteliğindedir.
  3. nükleer enerjinin doğru şekilde üretilmesi ve kullanılmasının gerçekten çevreci bir kaynağa zemin hazırlayacağını düşünen bir insan olarak karşı olduğumdur. bizim ülkemizde nükleer enerji üretmek demek, intihar etmek demektir.

    daha önce çinde depremle beraber zarar gören nükleer santralde ölünceye kadar çalışan, halat koptu diye ölen insanların yarısı kadar bile çalışma ahlakına sahip değiliz.

    deprem oldu, santral zarar gördü diyelim. ne olacak??

    ne olacağını söyleyeyim, bir hiç. orada soğutma ve onarım çalışmalarında görevli insanlar kaçacak ilk. bizim santral ege ve marmara denizlerinde 50 metrelik balıkların oluşmasına neden olacak bir ihtimal.

    bizim müdahale edemediğimiz -ki kaynak vs yüzünden değil, insanımız yüzünden- santrale saatler sonra ab ülkeleri, mısır, çin, rusya vs. müdahale edecek ki bu arada olan yine bize olacak.

    insanlarımız yüzyıllar boyunca aşırı sık görülen kanser vakalarıyla, sakat çocuklarla, genetiği değişmiş hayvalarla ve hastalıklarka mücadele edecek.

    bir nevi doğal seçilim aslında... işin kötü tarafı bu seçilim en az 25.000.000 insan arasından seçecek güçlü olanı.