• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (0.00)
iki devrin perde arkası - hüsamettin ertürk
"çok mühim şahsiyetlerin özel hayatlarına dair bu sahneler, okuyucularımızın gözleri önünde daima iki devri, imparatorluk ile mütareke yıllarını ve bu iki devrin perde arkasında bugüne kadar gizli kalmış pek mühim meselelerini aydınlatacaktır. "
emekli süvari albayı hüsamettin ertürk

abdülaziz intihar mı etti, yoksa öldürüldü mü?
jöntürkler istanbul'da nasıl teşkilatlanmışlardı?
31 mart vakası'nın arka planında ne vardı?
milletlerarası siyonist teşkilatı'nın amaçları nelerdi?
birinci dünya savaşı'na nasıl girdik?
gizli teşkilatımızın en mühim ajanı kimdi?
malta zindanlarında kimler vardı?
milli müdafaa grubu nasıl kuruldu?
milli cephelerin silahları ve teçhizatı nasıl temin edildi?
son osmanlı hükümdarı nasıl kaçtı?

bu ve benzeri soruların cevapları o dönemin en önemli tanıklarından birinin anlatımıyla günışığına çıkıyor. osmanlı imparatorluğu döneminde teşkilatı mahsusa başkanlığı ve mütareke yıllarında milli müdafaa grubu başkanlığı görevlerinde bulunan emekli süvari albayı hüsamettin ertürk'ün hatıralarını zamanın önde gelen gazetecilerinden samih nafiz tansu'ya anlatmasıyla hayat bulan eserle, iki devrin -osmanlı'nın son dönemi (mütareke yılları) ve milli mücadele dönemi- karanlıkta kalan birçok olayı aydınlığa kavuşuyor.

teşkilat-ı mahsusa, o yıllarda dünyanın en güçlü ve en etkin örgütlerinden biriydi. ortadoğu ve kuzey afrika basta olmak üzere üç kıtada örgütlenen teşkilat-ı mahsusa ajanlarının pek azı örgüt mensubu olarak tanınıyordu. resmi üyelik listeleri bulunmamakla böyle bir listenin yayınlanması, ortadoğu'daki birçok devlet adamını rahatsız edecekti.
eşref kuşçubaşı

örgütte doktorlar, mühendisler, gazeteciler, politikacılar ve subayların yanı sıra, geçmişi oldukça karanlık ama sadakatlerinden kuşku duyulmayan gerilla savaşı uzmanları da yer alıyordu. böylesine zengin bir "ajan kadrosu"na sahip olmasına rağmen türkçe ve yabancı dillerde yayınlanan kitaplarda teşkilat-ı mahsusa'dan pek söz edilmemesi, söz edenlerin de yeterince bilgi vermemesi teşkilatın faaliyet alanı ve personel sayısını gizli tutmakla yükümlü olan osmanlı devlet adamlarının bir taktik başarısıydı.
philip h. stoddard
  1. cumhuriyetin kuruluş öyküsünü masallardan dinlemek istemeyenler için.