• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.07)
Yazar yaşar kemal
ince memed 1 - yaşar kemal
otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan ince memed dörtlüsü düzene başkaldıran memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle çukurova'nın öyküsüdür. yaşar kemal'in söyleyişiyle 'içinde başkaldırma kurduysa doğmuş' bir insanın, 'mecbur adam'ın romanı.abdi ağa'nın zulmüyle köyünü terk etmek zorunda kalan memed, ağa'nın yeğeniyle evlendirilmek üzere olan hatçe'yi kaçırır. abdi ağa'yı yaralayan, yeğenini de öldüren memed eşkıya deli durdu'ya katılır, ancak kıyıcılığına katlanamadığı deli durdu'dan iki arkadaşıyla birlikte ayrılır. memed, sıradan bir köy çocuğuyken, zulmedenler için eşkıyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüşür. "bir yaşam biçimini bir halkın portresi olarak böylesine veren bu romandan daha iyisi yazılamazdı." - the new york times book review, (a.b.d.) "şaşırtıcı, orijinal bir kitap." - sunday times, (ingiltere) "epik boyutlara ulaşan ve muhteşem bir sona ulaşmak için hız kazanan öyküye kendinizi kaptırıyorsunuz." - sunday times, (ingiltere) 'yaşar kemal, şaşılacak ölçüde yaratıcı'-the booksell, (ingiltere)'yaşar kemal, karakterlerini unutulmaz, seçkin ve gerçek hayattan daha da gerçekçi kılan detay zenginliği ile rus edebiyatının kalitesine ulaşıyor.' (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. biraz önce okumaya başladığım, adının aksine ince falan olamayan 4 ciltlik bir romanın ilk cildi. betimlemeler muhteşem. insanların içinde bulunduğu ruhsal durum çok güzel aktarılıyor şu ana kadar okuduğum kısımda. sınavlardan vakit bulup tamamen bitirince editlerim burayı tahminen..
  2. lise'de abim tarafından tanıştırıldığım kitaptır.
    yaşar kemal'in toplumsal eleştirinin dibine vura vura yarattığı memed karakterinin etrafında geçer olaylar. okuduktan sonra yaşar kemal'in ne olduğunu anlamak daha kolay olur, çünkü betimlemeler o kadar ince detaylara bindirilmiştir ki; görüntüyü yakalayarak hikayeyi takip etmeye başlarsınız. fakat kitap zamanının gerçeğidir. o zamanlar yaşar kemal fazla gerçekti, hem de yüzleşmek istemeyeceğiniz asıl gerçeğin ta kendisi.
  3. bir adanalı,bir kadirlili olarak söyleyeceğim şu ki, bu seri çukurova'da ki tüm okullarda okutulması zorunlu hale getirilmelidir. çukurova insanını iliklerine kadar tanımış betimlemiş bölgenin sosyolojik haritasını çıkarmış koca çınar bu kitapta.
  4. film gibi anlatmış yaşar kemal. akıyor kitap.
  5. "bir yaşam biçimini bir halkın portresi olarak böylesine veren bu romandan daha iyisi yazılamazdı."
    (the new york times book review, abd)
  6. memleketimin isminin geçtiği, okurken kendime en yakın hissettiğim destan.
  7. ne yazık ki ingilizce çevirisini hiç beğenmediğim türk edebiyatının başyapıtlarından biri. "yoksul, kimsesiz bir köylü çocuğu olan memed'in kullandığı ağdalı dil de ne ola ki nereden öğrenmiş böyle konuşmayı?" diye insan düşünüyor. halbuki eserin ana dilinde yörenin şivesi ağır basmakta, cümleler yer yer kesik, devrik.

    dil, şivenin yazıya yansıması yaşar kemal için o kadar önemlidir ki, yayıncısı olan yapı kredi yayınları'na hiçbir şekilde redaksiyon hakkını tanımaz, bu konuda çok katıdır.

    neyse sağlık olsun, bu eleştiri de yaşar kemal ustamızı bir kez daha anmamıza vesile olsun.
    pinot
  8. filmi my mehmed the shawk adıyla 1984 yılında yugoslavya'da çekilmiştir.

    nobel ödülünü sonuna kadar hak eder kanaatimce.
  9. romandan öteye destan olacak adlandırılabilecek şaheser. yaşar kemal'in edebiyatımıza kazıdığı klasiktir aynı zamanda. gözümde karamazovlar, sefiller, notre dame'ın kamburu dünya edebiyatında ne ise ince memed odur.

    romanın temel taşlarından biri memed'in mücadelesidir. temelde ağalık düzeni üzerinden mücadele verildiği anlatılsa da yaşar kemal'in daha büyük bir kavgası vardır. ezen ve ezilenlerdir. memed'in ağaları haklarken halkın zaman zaman memed'e düşman kesilmesini ve "bir ağa gider, bir ağa gelir" pratiğine* * karşı ondan daha güçlü "bir ince memed gider bin ince memed gelir" düşüncesiyle dimdik ayakta durur.

    ama ince memed'i ince memed yapan yalnızca savunduğu bu düşünce değildi. yaşar kemal'in yazdığı her cümle, kurguladığı her paragraf öyle iyi işlenmiştir ki okuyucu imgelediği olayları yaşamaktan kendini alamaz. yaşar kemal'i eleştirmek ne haddime düşer.

    kitabın dilinin eklektik olduğu kanaatindeyim. bu noktada yaşar kemal'in ulaştığı noktaya ulaşılmasının imkansıza yakın olduğuna çok eminim. oturup ciddi anlamda inceleyenler dilin yapısının ayrıca bir sanat olduğunu anlayacaklardır. burada şöyle bir örnek vermek isterim; yaşar kemal deyince aklınıza ilk gelen dil karakteristiğinden birinin betimleyicilik olduğunu çoğumuz söyleriz. ancak bu tek başına yeterli değildir. bunun içine iyi işlenmiş bir öykücülük ve açıklayıcılık da vardır. dilin ağdalı olarak anılması bana biraz gerçekten uzak geldi. özellikle karakterlerin diyalogları okuyuca açıklar vermek üzerine yazılmıştır. şuradan bağlayabilirsiniz sevgili youser'lar. tiyatro metinlerinde bir dramaturji yapılırken size en büyük dayanaklar diyaloglar olacaktır. çıkarımları ve soyut bağlamları bunun üzerinden değerlendirip seyirciye aksettirmeye uğraşırsınız. bu noktada okuyucunun metin okumasında "karakter bu kadar şeyi nereden biliyor" noktasına ulaşması için karakterin duygusal pratiksel birikimi dışında bir şeylerden bahsetmesi durumunda söz konusu olabilir. mesela güney afrika ormanlarında yaşamış bir yerlinin art nouveau üzerinden bir fikir vermesi (kabul ediyorum acımasızca en grotesk örneği verdim) bize bu konuda yazarın hataya düştüğüne inandırabilir. düşünsel süreçlerini yazar bu şekilde aksettirir. yani yazarın bu görevi karakterlere yüklemesinin bir amacı bulunabilir. kitabın taşıdığı yük ile ayrışmış bir yönelim aktarılıyordur mesela ya da karakterin dönüşümü üzerinden bir açar bırakacaktır okuyucuya. burada okuyucunun metni okurken (daha metni oturup analiz etmiyorken bile) zihinsel yönlendirmelere sevk edilmesi sağlanır.

    geleceğe not:çocuğum olursa ilk ben okuyacağım ona bu eseri. her satırını okuyacağım.
  10. ya bi okuyamadim. 4 unude bana yollayabilcek şahıs varsa beklerim hani