• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.00)
ispinoz - ahmet coşkun
ispinoz, cenin halindeki kardeş adayının bir kuş tüyü marifetiyle yok edilişine tanıklık etmiş isimsiz bir kahramanın kendi tarihine, daha doğrusu bebekliğine yaptığı yolculuğun öyküsünü anlatıyor. kahramanımız, ilerleyen yaşına rağmen, bebekliğinde bakınarak da olsa tanıklık ettiği olayın etkisinden bir türlü kurtulamamıştır ve bu yüzden de, ayrıntıları anımsamak için didinip durmaktadır. günün birinde tesadüfen bebeklik fotoğrafı ile karşılaşır ve bu sayede kısa bir trans durumu yaşar. kardeşinin yok edilişinde araç olarak kullanılan telek, zamanla bir ispinoz kuşuna dönüşür. kahramanımız geçmişine, bebekliğinin geçtiği o loş hole yolculuk yapmak istiyorsa eğer, artik bu kuşun kılavuzluğuna başvurmak, dahası, onunla birlikte yaşamayı öğrenmek durumundadır.
  1. psikiyatrik yardım gerektirmeyen kafa karışıklığını, titizliği, mutsuzluğu, beklemeye tahammülsüzlüğü, çok konuşmayı bazen hepimiz yaşıyoruzdur. ve bekli de bu romanda olduğu gibi, yaşadığımız bu psikolojik durumların sebebine bir gün yardım almaksızın kendimiz ulaşabiliriz.

    ahmet coşkun, ispinoz'da, kahramanımızın bilinçdışında taşıdığı "bebeklik öyküsünü" görmeye davet ediyor bizi. sıra dışı bir kurguyla, biraz da hayatı ve kendimizi yeniden görmemizi, dinlememizi istiyor.

    ahmet balad coşkun, tıp ve psikiyatri eğitimi gördü. çeşitli dergi ve gazetelerde öykü, şiir ve denemeleri yayımlandı. psikiyatri ve psikoloji alanında aura ve akıl defreri gibi edebiyat ve düşünce konulu bazı dergilerin çıkarılmasında yer aldı. ispinoz yazarın ilk kitabı. ardından fransız balkon ve acuka isimli romanları yayımlandı. gümüşlük akademisinde psikanaliz ve edebiyat atölyesi çalışmasını yürütüyor.
  2. "bir bebeğin gözleri önünde gerçekleşen bir yaşanmışlığı anlamak için, suskunluğun yerini bu kez bir ömür boyu sürecek olan konuşma alıyor. bebeğin geçmişinde yaşanmış olanlar daha anlaşılamadan, üzeri konuşmalarla örtülüyor. sonunda konuşma o kadar çok artıyor ve sıradanlaşıyor ki, kapatıcılığı da anlamsızlaşıyor. ve zamanla suskunlukla konuşma arasındaki farktan geriye belki de sadece konuşurken çıkan sesin yarattığı gürültünün verdiği rahatsızlık kalıyor. konuşma artığı böyle bir ses, hatta kendi sesimize duyduğumuz yabancılaşma hissi bazılarımızda senelerce kaybolmayabiliyor..."