1. peşinen not: tdkda kontrbas, kitabın ismi kontrbas ancak oyunun adını kontrabas olarak alınmış. o yüzden başlığı böyle taşıdık. bilginize... *

    istanbul devlet tiyatrosu oyunu.
    tanıtım yazısı: "bir devlet memuru olan kontrabascı; müziğin, tarihin, hiyerarşinin, cinselliğin ve toplumun,dedikodusunu yapıyor. patrick süskind’ in bütün dillerde en çok oynanan oyunu yirmi üçüncü yılında yine sahnede"

    tek kişilik,dolu dolu, insanın kendine hayran bırakan bir oyun. metin belginin hayat verdiği kontrabasçı bu müzik aleti üzerinden müziğin tarihini, aşkı, nefreti tekdüzeliği anlatıyor..
    oyunculuğa, dekora, metin belginin tiyatral değil de izleyiciyle sohbet eder gibi konuşmasına, ışığın içinden dağılan sigara dumanına ve ve tabi ki müziklere bayıldım.

    bu yıl 23. yılıymış, ne olur ne olmaz sezon bitmeden gitmek lazım.
    bu sezon izlediğim en iyi oyunlardan diyebilirim.
  2. devlet tiyatrosunda oynayan çok kaliteli oyunlardan biri. kontrabas gerçekten de hayatımızın herhangi bir yerinde yok bize değmeyen dokunmayan bir olay. birilerinin bir yerlerde bizden tamamen bağımsız aklımıza bile gelmeyecek sorunlarla uğraşması çok garip. oyun bunu her saniyesinde hissettiriyor.

    vakit ayrılıp seyredilmesi gereken oyunlardan biridir kısacası.
    abi
  3. ankara dt'de izlemiştim ben
    olcay kavuzlu oynuyordu ve fena da değildi
    oyuna yönelik asıl eleştirim oyundaki retorik soruları oyun interaktif bir oyunmuşçasına cevaplayan izleyecilere yönelik aslında
    sanırım tek kişilik oyunların kaderi bu, izleyici üstüne alınıyor, durdurulamıyor!
    bir de koku filminin üzerine patrick süskind in duyularla bir alıp veremediği olduğuna emin olduğum oyundur
  4. daha önceden denizli'de uluslararası tiyatro festivali'nde azeri bir oyuncudan izleyip dilini pek anlamadığım ve daha sonra bu yıl istanbul devlet tiyatrosu'nda izlediğim bir temsil.
    metin belgin'i izlediğimiz bu oyunda bir müzisyenin enstrümanıyla olan ilişkisini görüyoruz. bir müzisyenin çaldığı müzik aletinden nefret etmesine rağmen ondan kopamayışını, onunla adeta bir aile gibi olmasını görüyoruz.