• youreads puanı (3.67)
  1. avustralya’da en önemli geleneklerden biri koyun yetiştirmekti ve yününden yapılan üretim de çok önemliydi. hâlâ koyun kırpma yarışları geleneklerinin bir parçası olarak sürüyor. koyun çobanlaru ve kırpıcıları özellikle avustralya ve yeni zelanda’da geçmişte sömürünün önemli aktörleriydi. birçokları sırtlarında battaniye ve öteberi taşıdıkları yükleriyle işten işe dolaşır ve bu sırt yüküne “matilda” denirdi.

    bu bekâr ve göçebe yoksulların “matilda”larından başka sarılıp yatacakları bir şeyleri de yoktu. “waltzing matilda” yükünü alıp gitmek, gezdirmek anlamına geliyordu.

    1891 ve 1894 yıllarında ağır şartlara karşı ayaklanan ve grev yapan kırpıcılar queensland’de neredeyse iç savaş çıkardılar. yer yer koyunları vurup öldürdüler. polis ve mülk sahipleri peşlerine düştüler ve çatıştılar. yakaladıklarını öldürdüler. bunlardan biri, “frenchy” samuel, yakalanacağını anlayınca combo gölcük’ünde kendini vurdu ve boğuldu.

    bu olaydan ilham alan şair banjo paterson 1895’de "waltzing matilda" başlıklı bir şiir yazdı. christina macpherson adında aslında müzisyen bile olmayan halktan bir kadın da buna halk ezgilerine benzeyen bir beste uydurdu. ilk kez 6 nisan 1895 winton kentinde north gregory otel’de queensland başkanına verilen bir yemekte çalınınca inanılmaz bir rağbet gördü, ezgi halkın ağzına yapıştı. ayni izmir’imizin milli marşı gibi:” izmirin kavakları / dökülür yaprakları / bize de derler çakıcı / yar fidan boylum / yıkarız konakları”…

    şarkı o kadar çok yayıldı ve sevildi ki, avustralya’nın en bilinen ve yaygın ezgisi oldu. adeta avustralya ve halkı ile özdeşleşti, bunların anılacağı her durumda, tanıtımda hem sözler hem de müzik simge haline geldi. öyleki 1977’de avustralya milli marşı için aday parçalar içinde bugün milli marş olan ve % 43 alan "advance australia fair" arkasından % 28 ile ikinci oldu.

    avustralya’nın hemen tüm uluslararası etkinliklerinde ve özellikle sporda ya açılış ya da kapanış parçası olarak onyıllardır çalınıyor. oyunlarda maskot olan kangurunun adı matilda. gene avustralya kadın milli futbol takımına “matilda’lar” deniyor. ayni bizim “ay akşamdan ışıktır / yaylalar, yaylalar…” gibi avustralya askerlerinin söylediği marş olduğu gibi, ordunun kullandığı bir model tank’a da matilda dendi…

    1971 yılında, vietnam dönemi 68 kuşağının savaş karşıtı felsefesinin egemen olduğu zaman diliminde ve onun rüzgârında, şimdi 68 yaşında olan göçmen avustralyalı şarkıcı eric bogle "and the band played waltzing matilda” (ve bando waltzing matilda’yı çalıyordu) başlıklı sözleri de kendisine ait olmak üzere bu eski halk ezgisine bağlantılı bir beste yaptı. şarkı savaşı yüceltenlere karşı duruyor ve insancıl yönüne vurgu yapıyordu. avustralyalıların anılarında taze olan anzac koyu çıkartmasına gönderme yapıyor ve öykünün kahramanı olarak halk ezgisi “waltzing matilda”nın konusu gibi gezginci bir gencin nasıl asker edilip savaş cehennemine sürüldüğünü ve bacağını kaybettikten sonra dönüşünde kahraman olarak karşılanmakla beraber, zamanla unutulup gittiğini ve masum yaşamların nasıl kullanılıp bir kenara atıldığını anlatıyordu. şarkının bir yerinde şöyle diyor:

    “for to hump tent and pegs, a man needs both legs
    no more waltzing matilda for me”
    (bir çadır kurmak için insanın iki bacağı olmalı, ben artık “matilda” mı gezdiremem)
    şarkının cehennemi anlattığı kısım ise şöyle:
    johnny turk, he was ready, he primed himself well
    he rained us with bullets, and he showered us with shell
    and in five minutes flat, we were all blown to hell
    he nearly blew us back home to australia

    and the band played waltzing matilda
    when we stopped to bury our slain
    well we buried ours and the turks buried theirs
    then it started all over again.
    (mehmetçik hazırdı, kendini iyi savunuyordu. bize mermiler yağdırdı, bombalarla yıkadı ve beş dakikacık içinde hepimizi cehenneme yolladı. nerdeyse avustralya’ya kadar uçurdu bizi.
    ve bando “waltzing matilda”yı çalıyordu, biz ölülerimizi gömmek için durduğumuzda. biz bizimkileri gömüyorduk, onlar da kendi ölülerini. sonra herşey yeniden başlıyordu)

    bu parça da kaynak aldığı “waltzing matilda” gibi neredeyse bir milli marş oldu. anzac günü olarak kabul edilen (çıkartma günü) 25 nisan’da mutlaka çalınır oldu. mayıs 2001 de tüm zamanların en önemli ilk 30 şarkısı içinde seçildi. avustralya 1987’de eric bogle’a bu parça nedeniyle üstün hizmet nişanı verdi.
    peki böyle bir kahramanlık tarihinden nasıl olup da bir savaş karşıtı öyküye geçilmişti?
    bunun yanıtını da “millet hayatı tehlikeye düşmeyince, harp bir cinayettir.” diyebilen yüce insana borçluyuz. işte, atatürk'ün 1934 yılında yazıp, o zamanki içişleri bakanı şükrü kaya'ya verdiği ve gelibolu ziyaretinde okuyarak tüm dünyaya duyurmasını istediği sözler:
    ''bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar... burada bir dost ülkenin toprağındasınız. huzur ve sükun içinde uyuyunuz. sizler, mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar. gözyaşlarınızı dindiriniz. evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.''
    nitekim avustralyalılar da ayni duygularla başkent canberra’daki anzac parade denilen tören alanında bir düşman ordunun komutanına verilen değerin tek örneği olan anıtla atatürk’ün bu sözlerini ölümsüzleştirmişler.

    çanakkale’de savaşan son anzac gazisi alec campbell 2002’de öldü. istiklal savaşı'nın hayatta kalan son gazisi eskişehirli yakup satar'ı da 2 nisan 2008’de 110 yaşında kaybettik. artık bu savaş gerçek acılarını bilenler yönünden silindi. yalnızca anılarda ve kitaplarda kaldı. ancak bugün o yüce insanın kimliğini değersizleştirerek ancak böylece türk evlâtlarını sözde “büyük devlet” olmak adına emperyalistlerin amaçlarına kurban edebilecek ve kanını dökecek yollara girilirken hiç olmazsa o’nu anabilmek ve bir kez daha anlatabilmek onurunu yaşamak istedim.

    7th october 2013, avni alanyalı tarafından yayınlandı

    kaynak:http://gezginmimar-merze.blogspot.com.tr/