1. özellikle kadıköyde adım başı tezgahları bulunan lezzetli ancak bir o kadar da sağlıksız atıştırmalık. sevdiğim tek deniz ürünüdür. alkol sonrası bol limonlusu en lezzetli olanıdır. hakkın da pil emin daha iyi gibi haberler çıkmaktadır. özellikle istanbulda satılanlar için doğruluk payı yüksektir. henüz denemedim .
  2. yaklaşın dostlarım, size bir midye dolma faciası anlatayım. izmirde öğrenci olduğum zamanlardan birinde yine bilmem hangi projeyle uğraşıp çile doldururken çok yakışıklı erkek kardeşim odama geldi. beyaz bir torba içerisinde bir düzineden fazla midye dolma getirmiş. geceyarısına çok yakın bir saat ve hafiften homurdanan midem sevinç çığlıkları atarcasına seslerle bu leziz görünen midye dolmaları çağırıyor. çok severim midye dolmayı. nerden çıktı derken inciraltına gitmiştim sana alıyım dedi. o konuşurken ben yemeğe koyulmuştum bile. tadı bir garipti, hayal kırıklığı ile 3 ya da 4 tane yedim. umuda bakın hele, bir ikisini belki araya kötüsü karışmıştır diyerek hüpletmiştim. tadı bozuk bunların falan derken kardeşim beni yıkan kelimeleri söyleyiverdi. bilenler hatırlayacaktır izmirin ünlü midyecisi inciraltındadır, sıra olur genellikle. benim süper kardeşim oradan almak yerine hiç müşterisi olmayan adamdan almış.
    ertesi gün okul çıkışı hoşlandığım güzide kişilikle buluştuk. paramız yok diye termos getirmiş, oturup çayımızı içtik sohbet muhabbet derken aman aman öyle bir sancı başladı ki anlatamam. sebebini o an anlayamamıştım. ya ben bir tuvalete gitcem deyiverdim, kordondaki kafelerin bu konuda çok lagaluga yaptığına şahit olmuştum ama kârun'un servetine malolsa bile girerdim. senle geliyim mi diye sordu canımiçi, yok yok hemen gelirim dedim. tam yarım saat sonra geri döndüğümde canımiçinin morali sıfırdı. çok ayrıntılı soramasa da bir sorun olmadı inşallah dedi. neyse oturduk günbatımını seyrediyoruz. daha geleli anca bir saat olmuş bir sancı daha ki sormayın dostlar, düşman başına. eve gitsem yetişemem, hem bu güzelinsan yanlış anlar beni, onu atlatmaya çalıştığımı düşünür, "dur be daha doğru düzgün tanımıyor seni, bak mis gibi çay yapmış" diye kendimi zorluyorum. benim tuvalete gitmem lazım deyip tekrar gidiyorum, bu sefer hem daha kısa sürüyor hem artık garsonlar bana aşına. alnımdan boynuma akan ter daha az bu sefer. dönerken elim boş dönmüyorum, son beş liramın 3 lirasıyla marketten çekirdek alıyorum. muhtemelen rahatsızlandığımı anladı ama emin de olamadığından susmayı tercih ediyor. biraz yürüyelim diyip yürüyoruz. midyeci denk geliyor, midye ister misin diye soruyor, param yok diye düşünürken dank ediyor. önceki gün yediğim midyelerden olduğuna emin oluyorum. bütün acılarımın sebebi bozuk midyeyi satan adama içimden küfrediyorum..
    edit: imla
  3. midye denizlerin filtresi olduğu için tüketilmesi sağlıksız olarak kabul edilir. denizde ne kadar pislik varsa filtre eder temizler suyu. ama takdir edersiniz ki özellikle bizim memlekette pis olan, salaş olan lezzetlidir. dolmasını hiç sevmesem de midye tavasını üçe beşe bakmadan löp löp gömerim. dolması her an alien formuna dönüşecekmiş gibi o ne öyle. sigourney weaver olur gelir başımın üstünde yeri var ama alien ıhh ıh..
  4. 25 yaşına kadar önyargımdan yemediğim, bir kez tattıktan sonra da onsuz geçen yılların acısını çıkarırcasına çılgınlar gibi yiyerek hazzın doruklarına vardığım müthiş yiyecek.

    evet çok sağlıksız, evet daha önce bu meret yüzünden civa zehirlenmesi de geçirdim ama şu an hasta yatağımdan kalkıp midye dolma yemeye gitmek üzereyim. hatırlatıp da rahatımı bozduğun için teşekkürler youreads, sağ ol lohengrin, canım aliye, ruhum filiz...