• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.95)
cehenneme övgü - gündüz vassaf
bazı eleştirmenlerin "şeytanın avukatı" sıfatını yakıştırdıkları gündüz vassaf'ın "gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskısı"yla sunduğumuz cehenneme övgü'sü, içimizde büyütüp yaşattığımız küçük 'totaliter dünyalar'ımızı afişe ediyor, daha doğrusu 'yüzümüze vuruyor'. totalitarizmin -anne karnındaki bebeğin beslenmesi gibi- bireyle toplumu bağlayan göbek bağıyla semirdiğini, hayata ilişkin algılarımızı ve kimi dayatılan kimisini de gönüllü olarak kabul ettiğimiz kavramları irdeleyerek gösteriyor. cehenneme övgü, yazarın kendiyle hesaplaştığı, herkesi de hesaplaşmaya çağıran, hatta kışkırtan bir kitap.
  1. genç yaşta okunması durumunda -bir de mayanızda varsa- kişiyi ayrıksı yapabilecek etkileyicilikte bir kitap. sorgulamadan kabul ettiğimiz, farketmeden uyguladığımız normları sivri dille aşağılayan, kıymetsizleştiren, eleştiren; ufuk açıcı eser.
  2. sizi soyut anlamda giydiğiniz tüm elbiseleri çıkartmaya zorlar ve bugüne kadar oluşturduğunuz tüm düşüncelerinizi, ön yargılarınızı tekrardan gözden geçirmenize sebep olabilecek bir eserdir.
    rayk
  3. yazarın adının gündüz olmasına rağmen kitabın geceye övgü ile başlaması makalelerin bireye ve oluşturduğu sisteme nasıl eleştirel yaklaştığına bir ipucu gibi. gündüz vassaf kendisi de dediği gibi özünde zaten totaliter olan, bireyi birkaç harfe, cisme, anlama hapseden kelimeleri kullanmak zorunda olduğu için totalitarizmi yererken de totaliter araçlar ve totaliter bir dil kullanmak zorunda kalmış. bunun yanında günlük hayatımıza yerleştirdiğimiz ve yerleştirilen sınırları yüzümüze çarpmakta bireyin başta kendisi ve devlet tarafından mahkum edildiğini söylemekte. bunu söylerken yemek yediğimiz, yattığımız yerin belli olmasından, kullandığımız kelimelerin bizi sınırlandığından başlayarak aslında normalimiz, gündelik halimiz olan durumların dahi üzerimizde inanılmaz bir baskı kurduğunu belirtmiş. bana göre çok yerinde ve çarpıcı olan bu tespitlerine rağmen makalelerin bir çözüm önerisi sunmaması bende bir endişe uyandırdı okurken ancak bu tutumu özgürlükçü, çözümü bireyin bulmasına dayanan bir görüşe sahip olduğu için de benimsemiş olabilir. kitaba dair beni en çok düşündüren tespit totalitarizmin yalnızca baskıcı güçlerle değil bireyin sınırlı bir özgürlüğe razı olmasıyla hayatımızda olduğu fikri diyebilirim.
  4. hayatı değiştirebilecek bir kitap. gündüz vassaf'ın ingilizce yazdığı bu kitabın iki de çok kıymetli çevirmeni var: zehra gencosman ve ömer madra. aslında kitabın çeviri olduğunu kitabı yarıladığım zamanlarda hasbelkader fark etmiştim. yani aslında çevirmenler gözüme çarpmıştı o kadar. çevirmenlerin ismi yazmasa kitabı türkçe yazılmış olarak kabul etmeniz içten bile değil, dili sade ama sığ değil; içeriği derin ama bunaltmıyor. sade bir dille derin muhtevaya sahip bu kitap bütün tabularınızı yıkmaya aday. okuduktan sonra istemeseniz de ufkunuz genişleyecek, istemeseniz de yıkılacaksınız ve en kısa zamanda bir daha okumak üzere ayrılacaksınız.
  5. "yaşam, gecenin konusudur." diye bir cümle geçer içinde.

    (bkz: geceye övgü)
  6. çok güzeldi. aklı başında başlayıp, pata küte dağılan hikayeler falan...
    0f
  7. güzel kitap. pek çok konu hakkında bireyselliği savunan bir konusu var.
    kısa kısa ve pek çok yönden otoriteye karşı insanların durumu güzel bir şekilde ele alınmış. basit bir dille pek çok tespit yapılmış.


    not: konuya hakim kişiler için okuması büyük ölçüde zaman kaybı olabilir. ancak yine de okunmasını tavsiye ederim.
  8. farklı bir kitap. zira kendi içinde dikteleriyle, çoğumuzun düşüncelerini ters köşe edebilecek bakış açılarıyla, değişik fikirleri önümüze keşfedilmemiş bir kıtanın haritasının gösterildiği atlas gibi serebiliyor.

    katıldığım pek çok düşünce olduğu gibi karşı fikirde olup, "kesinlikle olamaz!" deidiğim yönleri de vardı. çocukların cinsel eğitimi konusunda ailenin tüm faliyetlerini(!) aynı odada gerçekleştirmesi fikrini sevmediğim gibi antipatik buldum mesela.

    kitapta karşınıza çıkacak pek çok düşünce radikal olarak tanımlanabilecek düzeyde. buna rağmen hak verdiğim, cümlesel bazda yerimi kullandığım pek çok nokta da mevcut.

    ilgimi çeken konulardan bazılarına dair alıntılarımsa şöyle:


    "cehennem sadece yargılayanlar ve yargılanmayı kabul edenler için kötüdür..."

    "iktidarların en büyük korkusu muhalefet değil, ciddiye alınmamaktır."
  9. lisede oluşan milliyetçi muhafazakar bir çizgideki düşünce yapımda üniversitenin yaratmaya başladığı etkiyi katlayarak arttıran, beş yıl önce üniversiteye başladığımda olduğum kişiyle bir yıl önce bitirdiğimde dönüştüğüm kişi arasındaki uçurumu sağlayan en büyük etmenlerden biri olan kitap.

    "şarapla şiirle ya da erdemle nasıl isterseniz. ama sarhoş olun" son sözüne sahip kitaptır.