1. çok merak ettiğim gerçeklik payının ne kadar doğru olabileceği olay. okuduklarım kadarıyla bu deneyimi yaşayan insanlar genelde ameliyat masasındadırlar, kalpleri 5-10-30 dakika kadar duruyor. bu kişiler kendilerini yukarıdan izliyorlar ve doktorların kendilerine yaptıkları müdahaleyi, ortamı, konuşmaları hatırlıyor havada casper gibi süzülüyorlar. bilimin ise buna açıklaması kalp dursa dahi beyin fonksiyonlarının 2 dakika boyunca halen alt seviyede de olsa devam ettiğidir. tamam olabilir ama doğuştan kör bir adamın nasıl gördüğünü açıklamıyor bu bence. ve bir ameliyatta kadının kalbini, beynini donma seviyesine getirerek ameliyat yapıyorlar ki bu demek oluyor beyin fonksiyonları tamamen çalışmadığı anlamına geliyor; aynen ölüme yakın deneyimi harfiyen yaşıyor.

    tanım: tıbben kısa süreli ölmüş kişilerin yaşadıkları doğaüstü olay.
    ateistten: beyin fonksiyonlarının rastgele ateşlenmesinden meydana gelen hayal ürünü
    agnostik görüş: la olabilir mi aslında acabaa
  2. manavgat-seydişehir yolunda en yakın yaşadığım olay. lansman dönüşü keyifli konuşmamı ve sohbetlerimi tamamladıktan sonra, bolca kahve tüketip eve doğru yol alırken başıma gelendir. o yolda yokuş, iniş-çıkış fazlaca olduğundan yolculuğu daha konforlu hale getirmek için yolu gören taraf için tek şerit *, aşağıdan yukarı çıkarken * iki şerit. toplamda üç şeritlik keyif verici bir yoldu. uzun yol listelerimde yerli efsanelerin sonuna gelmiş, yabancı listemi çalmaya başlamıştım. o günden beri dinleyemediğim rammstein'ın ohne dich şarkısı başlamıştı. intro geçti ve malum yola geldik. o coğrafyada muz, mısır, bal ve yol kenarında satılan diğer ürünlerin olduğu çadırlar ve tezgahlar vardır. akşam 10 civarıydı ve keyifli yolculuk rammstein ile biraz daha keyifli hale gelmişti. şehirden çıkalı 8-9 km oldu, olmadı. emin değilim. akın akın gelen iki şerit dolusu arabanın bozuk farları sinirimi bozarken 2 çift far oldu 3 çift. bir an anlayamadım, yani gerçekten anlayamadım ne olup bittiğini. devasa şehirlerarası otobüs birden önüme çıktı ve ya kafa kafaya girecektik ve ben ölecektim ya ben sağa çıkıp yine ölecektim yada sola kırıp toplu kazaya yol açacaktım. o an nasıl oldu anlamadım ama sağdaki bariyerin sonuna geldiğimi farkettim ve loş, karanlık bir bölge vardı. yukarda bahsettiğim ürünlerin satıldığı ama o saat itibariyle boşaltılmış bir alan. yeterli ışık olmadığı için orayı görme ihtimalim bile yoktu. neyse ki 6 adet far yanyana gelince hızımın 80 civarı olduğunu da hesaba katarak ani bir manevra yerine soğukkanlı olarak sağa kırdım ve sanırım 1 ila 3 saniye daha gecikseydim sağ koltukta ve sağ arkada oturan kurtulmuş, ben %100 ölmüş olacaktım. sağa kırarken sol cama baktım ve otobüsün farı, sol aynamın dibindeydi. sanırım o 5 saniyelik süre, ölüme en yakın olduğum andır. sonrasında ne olduğunu merak edenler için; peşinden gelen 200-300 kmlik yol boyunca sağ ön koltukta uyudum. ayaklarım ve sinir sistemim boşalmış vaziyette sersemce bir uyku geçirdim. hayatımın en berbat deneyimiydi.
    ilgaz