1. gilles deleuzeün logique du sens(*:anlamın mantığı)'de lewis carroll(*:gerçek adı charles lutwidge dodgson)'ın 'harikalar diyarında' olan alice karakteri üzerine yaptığı dekonstrüksiyonda irdelediği durum.

    alice harikalar diyarında ve devamı olan aynanın içinden, her ne kadar birer çocuk kitabı olarak addedilse de bilindiği üzere bunun ötesinden bir şeyler ışıldamaktadır öykülerden. mesela alice harikalar diyarında'dan bir kaç örnek vermek gerekirse;

    ' birden pembe gözlü bir beyaz tavşan koşarak yanından geçti.
    bunda öyle şaşılacak bir şey yoktu, alice tavşan'ın ''ay! ay! geç kalacağım!'' diye söylendiğini
    duyduğu zaman da pek öyle şaşırmadı. sonra düşününce ''buna şaşmalıydım'' dedi, fakat o sırada doğal karşılamıştı. '

    ' merakından tarlada tavşan'ın arkasından koşmaya başladı, neyse tam zamanında yetişti de onun bir çit altındaki koca bir tavşan deliğine girdiğini gördü. alice kendini deliğe attı: buradan bir daha nasıl çıkabileceğini düşünmek usuna bile gelmemişti. tavşan deliği önce bir tünel gibi düz gidiyor, sonra birdenbire dikleşiyordu. alice bir an bile düşünmeye vakit bulamadan kendini düşüyor buldu. ya kuyu çok derindi, yahut alice çok yavaş yuvarlanıyordu. '

    ' düş babam düş. bu düşmenin bir sonu gelmeyecek miydi acaba? ''şimdiye kadar kaç mil düşmüş
    olabilirim?'' diye söylendi, ''dünyanın ortasına yaklaşıyor olmalıyım. dur bakayım, galiba dört bin
    mil eder. .'' (çünkü, sizin anlayacağınız, alice sınıfta bu türden birçok şey öğrenmişti: bilgisini
    göstermek için bu fırsat pek de iyi bir fırsat sayılmazdı, çünkü bir dinleyen yoktu; ama yine de
    yinelemesi yararsız değildi.) ''evet, uzaklık bu kadar olacak. . ama acaba hangi enlem, hangi boylam
    derecesine geldim?''
    (alice'in ne enlem, ne de boylam konusunda bilgisi vardı, ama bu sözcükler kulağa hoş geliyordu,
    gösterişliydi.) '

    ve benzeri gibi alice'in yaşadığı olaylarda hep bir kontrast, şimdi'sini aşikâr etmeyen karşıtlıklar silsilesi vardır. deleuze şöyle der;

    ' şimdi'den kurtulan oluş öncenin sonradan, geçmişin gelecekten koparılmasına ya da ayırt edilmesine izin vermez. aynı anda iki yöne birden gitmek, iki yöne birden çekmek oluşun özüne aittir '

    alice'de görülen bu yersizyurtsuzluk durumları her seferinde determinizmi bozguna uğratır. zirâ determinizm bozguna uğramazsa 'şimdi', her daim önce'nin sonucu, 'sonra'nın nedeni olur. bu da insanın tılsımiliğini gizilleştiren bir logossal örtükleştirmedir.
    bu örtükleştirmenin en büyük gücü dil'dedir.

    şöyle devam eder deleuze;

    ' ölçülü şeyler ideaların altındadır, ama şeylerin de altında, ideaların dayattığı ve şeylerin maruz kaldığı düzenin berisinde alttan alta olan, dipten gelen bu delice öğe yok mu? '

    vardır. ve bu delice öğe'ye aynı dekontstrüksiyon üzerinden blanchot da nietzsche örneğiyle eğilmiştir;

    ' nietzsche'nin deliliği: ölmek sanki onu tehlikeli bir yolla ebedileştirmiştir, ebediliğin ikilikleriyle de olsa, ölme eyleminin ebediliğiyle de olsa onu ebedileştirmiş; sonra da eşiği aşıp onu dışarıya bırakmış, dışarıdan tekrar eşiğe sürüklemiş, şaşkınlığın sessizliğinin onu indirgediği yere kadar götürmüştür. delilik o zaman şu anlama gelir: kimse eşiği aşamaz, delilik dışında kimse aşamaz, delilik o zaman, sadece eşik olan dışarısıdır. ''

    dil, insanı kendi dışına maruz edendir. nedensellik en büyük diktasıdır. onu sarsmaya başladığınız an, sizi sarsar. dizgesizliğinizi bir sayrılık olarak hissettirir her zerrenizde.
    'saf oluş'unuzu, ötesiz berisiz sadece kendi oluşunuzu savsaklama olarak imler.
    ama şimdilerde kendisi savsaklamaktadır bu ordusu her yere sirayet etmiş düşmanın.
    artık pek de öyle güçlü görünmemekte.
    çünkü var hala kendisini aşıp kendi'ne ulaşmak isteyen ayaklar. tir tir titretir bu onu.
    titremeli de.

    tıpkı alice'de de olduğu gibi, adlandırılışımız artık bana gülümsemiyor, silikleşiyor özne'm, silikleşiyor gören gözlerin isimleri;

    ' sonsuz özdeşlik içinde ortaya çıkan tüm bu tersine çevrilmeler aynı sonuca götürür: alice'in kişisel özdeşiiğinin tartışmalı hale gelmesi, özel ismin yitimi. ' (*:deleuze)