1. varlık alanı dikey bir çizgiyle gösterilir. sonra çizgi önce ikiye bölünür. yarısı gözle görülen dünya, diğer yarısı ise görülmeyen ve akılla algılanabilen dünyadır. sonra bu iki parça da ikiye bölünür. iki parça gözle görünür dünyayı, diğer iki parça akılla anlaşılan dünyayı simgeler.

    çizginin en üstündeki alan idealar dünyasını(dünyadaki her şeyi kopya edildiği özler dünyası), onun altında kalan bölümde matematiğin konu aldığı ideal varlık biçimleri (kendilikler) bulunur. onun altında kalan bölümde duyularla algılanan varlıklar(ideaların yansımaları) bulunur. en altta ise duyularla algılanan varlıkların görüntü ya da yansımaları yer alır.(örnek vermek gerekirse, ağaç ideası en üstte yer alır, ağacın matematiksel formu onun altında, ağacın kendisi duyularla algılanan çizginin üst bölümünde ve en son ağacın resmi en altta yer alır)(burada sanatı gömüyoruz(*: :)) )

    kurama göre gerçeklik de aynı bu sırada ilerler. bilgi de aynı sırayla ilerler, yansıma bilgiler, görerek edinilenler, matematiksel bilgiler ve idealar dünyasında oluşacak gerçek bilgiler.
    abi
  2. kendi içinde tutarlı olmak dışında hiçbir numarası olmayan platon'un gülünecek bir başka analojisidir. bir diğeri için (bkz: platon'un mağara alegorisi)
    gizeh
  3. en basit şekliyle mağara alegorisiyle anlatılır. buna göre insan mağarada yaşamakta, burada gerçeğin, ideaların ancak gölgesini görebilmektedir. platon bu öğretisiyle sanata, özellikle tiyatroya da karşı çıkmıştır. düşüncesine göre tiyatro ancak ideanın, ideasının, ideasını yansıtabilen bir sanat olduğundan, en basit tabirle günahtır. çünkü insanı idealar dünyasından uzaklaştırır, bu dünyaya yakınlaştırır. özellikle tiyatroda yaşanan katharsis , yani arınma tehlikelidir. insana rahatlık verir, gerçekten uzaklaştırır, hayaller alemine dalmasına neden olur.
  4. platonun bu analojisi bilimden çok sanatta yarar gösterir. özellikle şiir ve sürreal resimde idealar değer katar kelimeler ve şekillere.