1. gerçek aşka en yakın aşk türüdür. saftır. temizdir. ulaşılmazdır.
    platonik karsılık beklemeden ve karsılıksız olan sevgidir baglılıktır

    umutsuz ve ümitsilik içinde caresizce sevmektir

    aşkın saf ve dogal halidir.biraz mazoşitliktir mutlaka yasamıstır herkes

    ama derecesi farklıdır evet ben genelde saf ve temiz olan imkansızlıkları sevdim

    halada sevmekteyim acıkcası
  2. platonik aşk güzeldir tabi ama aşık olduğunuzu belli etmeyin yoksa bunu çok güzel kullanırlar. sen zannedersin ki oda sana karşı boş değil sen bundan cesaret bulursun sonra böyle hislerini artık içer de tutamazsın karşı taraftan gazı da almışsındır. sonra da o çıktığın gökyüzünden bulutların üstünden yere çakılırsın.
  3. platon'un 2 önemli özelliği var. birincisi sanat karşıtlığını da beraberinde getiren gerçeklik algısı, gerçeğin idealardan oluştuğu düşüncesi. diğeri de idealar kuramının devlet yönetimine entegre edilmesi gerekliliği.

    masa muhabbetinde kusursuz bir masa yoktur ancak masa ideası kusursuzdur diyor. dolayısıyla masa nesnesi kusursuz masa ideasının bir yansımasıdır diyor. sanatçı ise kusursuz ideanın yansımasının ikinci bir yansımasıdır ve gerçeğe hayli uzaktır diyor.

    devlette ise filozoflar devleti yönetmeli, devlet bütün insanların ihtiyaçlarını karşılamalı ve insanlar da güçten düştüklerinde, görevlerini yaptıktan sonra felsefeyle uğraşmalıdır diyor.

    şimdi bunları birleştirince platonik aşk kavramını daha iyi ifade etmek gerekir diye düşünüyorum. yani aşkı cisimleştirmek platonikten uzaklaşmaktır. aynı zamanda deyimin kullanımında platonun devlet yönetim modeline "olsa ne süper olur ama olmuyor işte" kalıbının etkisi daha yüksek. yani böyle aşk olmaz ama olsa da ne güzel olur şeklinde kullanımı daha uygun. 2 anlamdaki olsa güzel durumlarında platonik aşk tabiri uygun düşebilir ama tasavvufi anlamda da aşk platonik aşka uygundur. aşkın nesnesi yoktur, ideal sevme biçimidir. yunus emre'nin aşkına da platonik diyebiliriz.
    abi
  4. ...bir zamanlar androgynos denilen, hem erkek ve hem de dişi olan, eğik sırtlı ve bombeli böğürleri olan, dört elli ve dört ayaklı, yusyuvarlak bir boyun üzerinde her birisi zıt yönlere bakan, birbirinin aynısı iki yüze sahip, tek kafalı; fakat dört kulaklı ve iki üreme organı olan insanlar vardı. bu varlık, istediği herhangi bir yere büyük bir hızla ulaşabiliyordu. korkunç güçlere sahip olan bu insan türü, gün geldi tanrılara kafa tuttu ve onlara saldırdı. “…tanrılarla savaşmak için göge tırmanmaya kalkıştılar.” i nsanın bu saygısızlığı ve hırçınlığı tanrılar tanrısını çılgına çevirir ve buna bir çözüm bulması gerektigini düsünür. “uzun uzadıya düşündükten sonra zeus söz alarak: sanırım, dedi, hem varlıklarını sürdürmelerini, hem de bu serkeşlikten vazgeçmelerini saglayacak bir çare buldum: onları güçsüz kılmak... hemen şimdi onların her birini ortadan ikiye böleceğim.” bu insan için çok büyük bir cezaydı. artık insan sayıca fazlalaşmıs, tanrılara daha çok sey vermiş fakat güçsüzleşmişti.
    bu ikiye ayırışın bir hatırası olarak tanrı göbek deliğini bırakmıştır. oysa bu ayrılıştan sonra insanın içinde bitmez tükenmez bir arzuyla yeniden ‘bir’ olma ve eski gücüne ulaşma isteği baki kalmıştır. o günden sonra insanın her yarı parçası kendinden kopan diğer yarı parçasını özlemiş, ona kavuşmak için hep diğer yarısını bulma çabası içinde olmuştur. ayrılan parçalardan her birisi, o günden kendisine miras kalan aşk duygusuyla birlikte, bitmek tükenmek bilmeyen sonsuz bir arzuyla, hiç durmadan kendini tamamlayan diğer yanını arar durur...

    -platon, symposion, 191d.
    421
  5. aslında başlarda ne olduğunun bile farkında değilsinizdir. çok ani gelişmiştir her şey. sadece onunlayken eğlenmeye, mutlu olmaya başlamışsınızdır. sizin için her şeyden, hatta kendinizden bile kıymeti olmuştur bir anda. acaba demeye başlarsınız. acaba birlikte olabilir miyiz? geçen her saniyede onu düşünmeye başlamışsınızdır. olmayacağını siz de biliyorsunuzdur aslında. onun için asla öyle biri olmamışsınızdır ki. size asla o gözle bakmamıştır ve bakmayacaktır da .size güvenen birine o gözle baktığınız için kendinizi suçlamaya başlarsınız. adeta eziyet edersiniz kendinize. ve sonunda dayanamamaya başlarsınız. hisleriniz artık kontrolünüzden çıkmıştır. bir umutla karşına çıkarsınız onun. diliniz tutulur bir anda, konuşma yetinizi kaybedersiniz. o kelimeleri söylemezsiniz. anlamıştır ama söylemek istediklerinizi. kibarca reddeder sizi, kalbinizi kırmak istemez çünkü. sonra neden diye sorarsınız kendinize. değdi mi? artık iki yabancı gibisinizdir. canınız yanar her gün. ölümcül bir hastalıkla boğuşmak gibidir. yavaş yavaş öldürür sizi. işte böyle bir şeydir, karşılıksız sevmek. güzel başlar, acıyla biter.
  6. sözlük derdimi bu başlığa atayım dedim birilerinin görmesi umrumda bile değil açıkçası.

    psikolojik olarak zor günlerdi nadiren kampüse gittiğim günlerin birinde derste gördüm onu kıvırcık saçları vardı o kadar hırçın ama bi o kadar da güzel bakıyordu.

    yakın arkadaşlarım çok güzel olmadığını hatta güzel bile olmadığını söylüyorlar ama gelin bir de benim gözüme anlatın bunu.bence çok güzel

    ilk görüşte aşka hiç inanmadım çünkü saçma bir insanı tanımadan düşüncelerini bilmeden nasıl aşık olabilir ki insan ben karşımdakinin zekasına aşık olmak isterim.fakat böyle olmuyormuş sözlük.1 senedir onu gördüğümde kalbim öyle bir çarpıyor ki neden böyle yaptığını anlamıyorum ona bakamıyorum dahi.

    tabi ilk başlarda kendime güvenimle birlikte hanımefendinin sosyal medya hesaplarını takip ettim o da beni takip etti sözlük fotoğraflarına bile bakmadan çok sevindim. sonra öğrendim ki sevgilisi varmış ben ona bir kelime bile edemedim be sözlük zaten sevglisi var yüzüne bakmamaya çalışıyorum belki benim ona ilgimi hiç hissetmemiş bile olabilir be bu ihtimal canımı yakıyor.

    kafamdan sildim diyorum sonra bir gün derste görüyorum önce kalbim çok hızlı çarpıyor zaten o dersi dinleyemiyorum ona neredeyse hiç bakmıyorum baksam da o farketmemiş oluyor farketmesin zaten. bende esas sorun ders bittikten sonra başlıyor o gün inanılmaz mutsuz oluyorum düşüncelerim bir köşeye çekilip içiyor sanki her şeyi anlıyorumda o gün neden bu kadar mutsuz oluyorum onu anlamıyorum neyse sözlük içimi döktüm rahatladım biraz.

    bir şarkıda dediği gibi yazmaktan yorulmadım ama bir satır da haberin olsaydı
  7. platon ile ilişkilendireceğim ama üşeniyorum şimdi.
    bir ara...
  8. 17-18 yaşlarındayken bir arkadaşım ''benim x'i sevmem x'i ilgilendirmez, ona ne'' demişti. cidden enteresan kafalar bunlar.
  9. işığa âşık olup ölümüne kanat çırpan pervanelerin tutkusunun insan bedenine yansımış hâlidir.
    bilindiği üzere zaman görecelidir fakat bazen mesafe de görecelidir söz konusu platonik aşk olduğunda. platonik maşuka aranızda 10 cm mesafe kalacak kadar yaklaşmış olabilirsiniz ama o 10 cm asla 10 cm değildir. güneş kadar uzaktır aslında. her şeye rağmen o mesafeyi katetmeye çalışsanız bile yaklaşamadan yanıp kül olursunuz.