• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.82)
star wars episode i - the phantom menace - george lucas
naboo gezegenindeki problemi çözmek için iki jedi şövalyesi, qui gon jinn ve obi-wan kenobi naboo'ya doğru yola çıkarlar. yolda, köle bir çocuk olan anakin skywalker ile karşılaşırlar. çocuğun içindeki "güç"ün çok yüksek olduğunu fark eden şövalyeler anakin'i de yanlarına alarak yola devam ederler.
  1. anakinin kesfedilmesini anlatan bölümdü. obi wan o zaman daha ustasinin yaninda gezmekte idi. güzeldi.
    abi
  2. 7. bölümünü henüz izlemediğim seri. meraktayım açıkçası. spoiler kaçmasın diye uzak duruyorum ortamlardan.
    abi
  3. eğer küçük bir yaşta izlediyseniz, ve bu filmle star warsla tanıştıysanız o zamanki çocuklukla epeği etkileyici ama bir tür promosyon filmi olmaktan öteye geçemiyor bazı açılardan.yine de duel of the fates ve starfighterlarıyla liam neeson'un ağırlığıyla epeği büyüleyici bir filmdir.özellikle soundtracklari benim açımdan bütün john willams işleri içersinde en başarılısı.naboo, coruscant müzikleri. trade federation track'i ve daha bir çoğuyla zengin bir soundtrack şöleni yaşatır insana.
  4. yodalar, jediler, darth vaderler, uzay gemileri, yaşanılabilir gezegenler gırla gidiyor bu aralar popüler kültür dünyasında. hepimizde insanlığın geleceğine dair kocaman umutlar pompalıyorlar. güya iyi ile kötünün savaşı sonsuza dek sürecekmiş!

    oysa gerçek çok farklı! görünen o ki elimizdeki ihtiyar gezegen dünyamız ile baş başayız. bugünkü teknolojimiz ile hatta yakın gelecekteki olası gelişmeleri de dikkate alırsak bile, üzerinde yaşayabileceğimiz başka bir gezegenimiz asla olmayacak… asla star wars dünyasında yaşanan şeyleri göremeyeceğiz. yeni gezegenler, hiç görmediğimiz dünya dışı medeniyetler, tarım alanları, su, yaşanılabilecek sıcaklıklar, ideal atmosfer gibi bileşenleri bir arada bulamayacağız. yaşanabilir olası dünyaların hepsi bize ışık ile bile çok çok uzaktalar… yalnızca ışık bile olsak ulaşmamızın milyarlarca yıl süreceği alternatifler. eğer ilahi bir müdahale olmazsa (yada dünyadışı bir müdahale) veyahut çok çok büyük bir teknolojik devrim (hatta ve hatta şu anda algılamamızın bile mümkün olmadığı bir bilişsel-zihinsel devrim) yapamazsak hep birlikte insanlık olarak mahallemiz şu küçücük gezegendir. öncelikle bu bilinsin isterim.

    • dünya kaynakları sabit kalırken nüfusumuz akıl almaz bir hızla üstelik de akıl almaz bir biçimde dengesizce zenginleşerek çoğalıyor. 5 milyar yıllık bu gezegende sadece 100 sene önce 1 milyar kişiyken bugün 7 milyarız. hatta o kadar hızlı çoğalıyoruz ki ben çocukken bu rakam 6 milyardı. tüm dünyadaki ekonomik kaynakların ve paranın %70 inden fazlasını sadece birkaç kişi bölüşürken geri kalan tüm kaynakları 7 milyar insan bölüşüyor. hatta bunu bile eşit bölüşmüyoruz, amerika birleşik devletlerinde sadece bir yılda çöpe atılan yemeklerle kıta afrikasının açlık sorununu uzuuuuun yıllar boyu çözmek mümkün.

    • iklim hızla değişiyor, dolu dizgin hatta birkaç on yıl içinde bir buzul çağına ilerliyoruz,

    • atmosferdeki gazların birbiri ile oranı çok hassas dengeler içerisinde, küçük bir sapma büyük felaketlere hem de çok hızlı biçimde sebep olur (nefes almadan ne kadar yasayabilirsiniz?) gezegendeki azot dengesi bozulma eğiliminde. bu dünyadaki tüm canlılar için çok büyük bir küresel felaket olurdu, daha önce oldu. inanmayan araştırsın öğrensin.

    • tarım alanları azalıyor, tarım bitiyor. birkaç on yıl önce tarım ülkesi olan ülkemizin şimdiki halini düşünün, ukrayna’nın elindeki büyük tarım arazileri için bugün yaşananları düşünün…

    • fosil yakıtlara çok üzülüyorum özellikle, fosil yakıtlar adlarından da belli olduğu üzere fosiller. başka bir deyişle milyarlarca ışık yılı çapında bir alanda denk gelemediğimiz “yaşam” ın bize en önemli genetik mirasçıları… üstlerinde çok önemli çok kritik bilgileri taşıyan kitaplar bunlar. bunları adeta kendisine dev bir kütüphane emanet edilen okuma bilmeyen bir salağın koca kütüphaneyi yakması gibi yakıyoruz. mal gibi yakıyoruz… alternatif enerjilere hem de çok önce yönelmeliydik. az enerji ile yaşamayı az enerji tüketmeyi öğrenmeliydik. artık tren kaçtı birkaç on yıl içinde bu hazineyi de tüketmek üzereyiz. tıpkı iskenderiye kütüphanesi’ni yakan gerizekalı moğollar gibiyiz.

    • tüm ekosistemi kendi keyfimize göre şekillendiriyoruz. örneğin, doğal habitat içerisindeki on binlerce tür bizim yüzümüzden bilinçli bir biçimde yok edilmişken, tavuk, sığır gibi türlerin popülasyonu bizim yüzümüzden astronomik rakamlarda. bu hayvanları tüketmek için köleleştirilmiş bir biçimde yaşatıyoruz.

    • yaşanan gelişmeler gösteriyor ki hemen önümüzde büyük bir dünya savaşı olası, kaçış yok gibi. çok çok büyük bir olasılıkla küresel bir kıyım olacak.

    • dünyaya en ufak bir katkımız yok, gerçek anlamda faydalı hemen hemen hiçbirşey üretmiyor ve her bir bireyimiz, tek tek sadece ve sadece tüketiyoruz…
    tüm semavi dinler kıyameti, kıyametten önce büyük bir savaşı, katledilen insanları önceden haber veriyor. bilimsel gelişmeler de geleceğin bu yönde hızla ilerlediğini gösteriyor. eğer varsa insanlık içerisindeki büyük bir üst akılın (illuminati zart zurt…) da bu yönde çalıştığını iddia eden veriler var elimizde.

    bu günlerde yakın gelecekten beklentim, hızla, hem de çok büyük bir hızla insanlık olarak silkinip kendimize gelmemiz ve bu elimizdeki en büyük mirasımız olan gezegenimizde sürdürülebilir yaşamın temel adımlarını artık, en sonunda, nihayet atabilmemizdir. 2016 yılından ve yakın gelecekten beklentim budur. eğer yakın gelecekte bu devrimi yapamayacak isek insanlık olarak (yapamayacağız gibi görünüyor) sizlere tavsiyem yiyin, için, eğlenin. geleceğe ve ileriye yönelik hiçbir yatırım yapmayın, hiçbir sorumluluk almayın. çünkü hayat çok kısa, kelimenin her anlamıyla artık dünya üzerindeki hayat çok çok çok kısa, sadece bunu bilin istedim.

    may force be with you
  5. star wars ile tanıştığım film. ayrıca sinemada seyrettiğim ilk film olmasıyla benim için ayrı bir anlamı var. 6 yaşında iken filmin eksileri hiç fark edilmiyor bile. o yaştayken hatırladığım kadarıyla uzay gemileri, robotlar varken mükemmeldi. olayın koptuğu nokta ışın kılıçlarının çıkıp gelen lazerleri geri yollamalarıydı bu andan itibaren ağzım açık seyrettim. o zamandan beride star wars hastasıyım.

    darth maul vs obi-wan kenobi & qui-gon jinn bu filmin en iyi kısmı.

    filmin en nefret edilen kısmı jar jar binks'e değinecek olursam. bu karakteri sevdiğim iki zaman var. birincisi ilk küçükken seyrettiğim, ikincisi ise şu teoriyi okuduğum zamandır.
    https://www.reddit.com/comments/3qvj6w
    bunu okuyunca lucas'ın niyetinin çok başka olduğu anlaşılıyor. bu teoriyle devam edilseydi efsane bir karakter olabilirdi. (i want to believe)

    nasıl daha iyi olabilirdi. anakin skywalker'ın çocukluğu yerine obi-wan'ın padawan'ı olarak gizli tekliyeyi araştırmasını anlatsaydı çok daha iyi olabilirdi. filmin ortalarına doğru padme ile tanışırlardı bizde o yaş farkını görmek zorunda kalmazdık.
  6. jedi şövalyeleri; usta yoda, onun eğittiği çırağı, çırağının eğittiği çırağı, onların eğittiği çırakları... "gücü kullan" diye kainatı dolaşıp çeşit çeşit sabi sübyanı ailelerinden koparıp jedi şövalyesi yapmaya çalışırlar.

    tanım olarak: titan saadet zinciri gibi bir oluşumdur. bir anlamda kenan şeranoğlu'dur.