• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.33)
Yazar trevanian
katya'nın yazı - trevanian
yarattığı kahramanlar kadar gizemli bir yazar. kim olduğunu yalnızca yayıncısı, nerede olduğunu ise yalnızca kendisi biliyor. şu anda hangi adreste oturduğu ise herkesten gizli...

"herkesin kimliğini merak ettiği yazar bu kez de bask bölgesini mekan seçmiş romanına. genç bir doktor birinci dünya savaşı'nın eşiğinde hayatının ilk aşkını yaşıyor...

ve bu olağanüstü öyküyü ikinci dünya savaşı öncesinde anımsadığı şekliyle anlatıyor. bir aşk romanı görüntüsünde, insan ruhunun derinliklerine iniyor. umulmadık dönüşlerle sürprizli bir son hazırlıyor." (arka kapak)
  1. her ne kadar bir aşk romanı gibi sunulsa da kitabın son bölümünde öyle bir şamar çakar ki, en az 30 dk. kendinize gelemezsiniz.
  2. trevanian'ın şibumiden sonra okunması gereken kitabı, bambaşka bir atmosfer kurmuş bu kitapta, ayrıca bask kültürüyle ilgili satır aralarında verdiği bilgiler çok ilgi çekici.
  3. özellikle son sayfaları akıcı olan, trevanian'dan okuduğum ilk ve tek roman. tabiri caizse sinsi bir kitap, sona yaklaşana kadar çitlerin etrafında dolandırıyor -gerci bu tamamen okurun niyetine bağlı- tek bir noktaya koşan olay örgüsü değil; daha çok oldu bittiye getirmeden, olağan bir akışta ilerliyor. verilen bilgilerle hiç duymadığım bask kültüründen de haberdar olmamı sağlayan kitaptır ayrıca.


    !---- spoiler ----!

    "aşkımı çok ağır başlı bir biçimde itiraf ettim: ona taraçada çay içmekten mutluluk duyacağımı söyledim"

    "ama gençlik gururunun parçalanması da korkunç bir şeydi. parçalanan gurur kendini deli gibi yerden yere atıyor, insanın en sevdiklerine zarar veriyordu."

    "bu taşı ben almazsam... kim alır? "

    ve

    "onu hem bırakmak hem de öpmek istiyordum, hangisini yapacağıma da karar veremiyordum. çok gençtim. öptüm onu."

    !---- spoiler ----!
    nisa
  4. esrarengiz yazar trevanian ın yine bask bölgesinden bizlere getirdiği , bitirdiğinizde bütün taşların yerine oturduğu ama okurken asla biten noktaya gideceğini öngöremediğiniz güzel bir hikaye. şibumi den sonra burda da bask bölgesinin işlenmesi google ı açıp basklar hakkında bilgi almaya zorluyor. benim asıl kendimi özdeşleştirdiğim karakter paul oldu . hayattan alınabilecek zevklerin mantığında sınırlayıp değersizleştirerek kendini babasına ve kız kardeşine feda etmesi üstünde durulması gereken bir bakış açısı. kitap bittiğinde ne olacak bunların sonu hep böyle mi derken yaşanan trajik duruma rağmen yine de rahatlıyorsunuz.
    !---- spoiler ----!

    "bana da acımakla vakit kaybetme, montjean. ben hayatta kendi durumumu dikkatle saptadım. ne fazla mutluluğa, ne de fazla acıya yer bırakıyorum. kendime güvenli ve kararlı bir yüzeysellik edindim. zevklerim var ama iştahlarım yok. gülüyorum, ama pek seyrek gülümsüyorum. beklentilerim var, ama umutlarım yok. esprilerim var, ama mizahım yok. çok atağım ama hiç cesaretim yok. açık sözlüyüm ama içtenliğim yok. çekiciliği güzelliğe tercih ederim. rahatlığı da yararlılığa tercih ederim. güzel kurulmuş bir cümle bence anlamlı bir cümleden daha iyidir. her şeyde yapaylığı seçerim!" sustu ve sırıttı. "belki bazıları beni kendime acımakla bile suçlayabilirler." omuzlarını kaldırdı. "ne olursa olsun, senin beni ziyan ediyorsun diye suçladığın hayat, zaten o kadar değerli bir şey değil. kumar oynuyorsam bile, bozuk parayla oynuyorum sayılır.

    !---- spoiler ----!
    hana