1. dün hissettiğim ve sonra üstünde biraz düşünüp toplum olarak buraya nasıl geldiğimizi anlamaya çalıştığım hadise.

    olay şöyle gelişti: akşama doğru ders çalıştığım binadan çıktım. yoğun kar yağışı devam ediyordu ve gerçekten üşümeye başlamıştım. kuzenimin sevgilisi ile tanışmak üzere üsküdar'a inen mavi minibüslerden birine atladım.

    tam da çevik kuvvet merkezinin dibinden geçerken yolumuzun küçük boy bir otobüs tarafından kesildiğini fark ettim. sokaklar bembeyazdı. araç da arızalanıp yolda kalmış gibi görünüyordu. görevli polisler ellerindeki otomatik silahlarla şöförü içinde olan otobüse yaklaşıp aracın ne durumda olduğunu anlamaya çalıştılar. yolculardan birinin otobüs kara saplanmış dediğini duydum, ama sokaktaki zeminde o kadar fazla kar olmadığını düşündüm.

    o anda aklıma geldi.

    daha önce liseden tanıdığım bir arkadaşımı ankara'daki bombalı saldırıda kaybetmiştim. aslında ilk bombadan kurtulmuştu, ama ters yöne doğru kaçarken ikinci bombaya yakalanmıştı.

    daha sonra okulumun dibindeki vezneciler'de bir bombalı saldırı gerçekleşmişti.

    berat'ın düğünü sonrasında arkadaşlarla beşiktaş'a gitmekten bahsedip vazgeçtiğimiz gün beşiktaş'ta bomba patlamıştı.

    belki ben de içinde bulunduğum durumda bir terör saldırısının ortasında kalacaktım? terör bana uzak değildi ki. bu yüzden kalabalık yerlerden uzak durmaya çalışıyordum.

    o anda aklımdan birkaç şey geçti.

    acaba patlama gerçekleşse minibüsü etkiler miydi?

    vezneciler'de yanmış araçların fotoğrafını hatırladım. kurtulmak mümkün olmazdı.

    minibüs şöföründen kapıyı açmasını istesem?

    o büyüklükte bir araç çok geniş alanı etkilerdi, uzaklaşmaya pek vaktim olmazdı muhtemelen.

    telefonum elimdeydi. kötü bir sürprize karşı ilk kime mesaj atmalıyım diye düşündüm. babam? olmaz. kardeşim? aşırı panik yapar. en iyisi okuldan seyfo'ya haber vereyim, zaten dedemin eve de gelmişti, bir şey olursa ilgilenir, aileme de ulaşır.

    peki ne demeliyim? belki gerçekleşebilecek en kötü ihtimalde ailemin arkamdan daha az üzülmesini sağlayacak bir şeyler?

    whatsapp'tan "bir otobüs çevik kuvvetin önünde kara saplanıp yolu tıkadı" yazdım huzursuzluğumu belli etmemeye çalışarak. "terör saldırısı olursa aileme diğer tarafta buluşucaz dediğimi söylersin :p" şeklinde esprili yaklaşmayı denedim. hani olmazdı ama, bir şey olacaksa bile ufak bir önlem aldığımı düşünüp biraz rahatladım. trajikomik durumdu aslında. ciddi ciddi ölebileceğimi düşünüp endişelendiğimi belli etmemek için :p kullanıyordum.(*:swh)

    her neyse, bunun ardından herhangi bir şey gerçekleşene kadar (benim durumumda trafik açılana kadar) usul usul bekledim.

    minibüsten indiğimde soğuk havayı hissetmiyordum.

    aslında istanbul'da yaşayan birçok insan benzer şeyleri zaman zaman düşünüyordur herhalde. güvenlik sorunu ortada zira. söylenebilecek çok bir şey yok.
  2. korkarak yaşama nedenidir.
  3. asıl acı verici olan bunun artık normalleşmiş olmasıdır.
  4. bugün karaköy den geçerken silah patlamaya başladı ardarda. aha şimdi sekip bize gelicek diye bi ateş bastı yüzümü. o kafayla nasıl eminönü'ne geçtim bilincte yok. değişik duygu.
  5. 10 ekim 2015 ankara patlamasını iş görüşmesi nedeni ile kaçırmamla benim de hissettiğim durum. önceden gideceğimi bildirmeme rağmen o sabah iş görüşmesi nedeni ile gidememiştim ne yazık ki o patlamada 2 yakın arkadaşımı kaybettim. gitseydim belki bende hayatımı kaybedecektim.
  6. geçtiğimiz temmuz ayında ankara'da yaşadığım psikolojik travma da buna dahildir.
    ***
    istanbul havalimanı saldırısının üzerinden çok geçmemişti. bayram sabahıydı, aşti'ye gitmek için metro durağında bekliyordum. birden bu temmuz gününde kalın bir mont giymesiyle dikkatimi çeken şüpheli bir şahıs gördüm, bir terör saldırısı olacağını düşündüm. elim, ayağım titremeye başladı, telefon zaten çekmiyordu, kimseye haber veremezdim. şüphelinin bulunduğu yere en uzak noktaya gittim, sanki beni kurtarırmış gibi. çok korkuyordum. tren geldi, güçlükle kendimi içine attım, gözlerim doluyordu. trenin patladığını, heryerde parçalanmış insan uzuvları olduğunu hayal ediyordum, çok çok korkuyordum.

    sonra birden bir şey fark ettim. şans eseri üniversiteden hocam her zamanki içtenliğiyle oradaydı, sarıldım, olanları anlattım, gözlerindeki çaresiz kabullenişle söylediklerimi dinledi, ona rastladığım ve sakinleşebildiğim için talihime teşekkür ettim.
    ***
    yani diyeceğim o ki, terör saldırısında ölme ihtimalinden korkarak yaşamak ve sonuçlarını düşünmek, artık günlük hayatımızın bir parçası olmuş, kanıksadığımız bir durum ne yazık ki, umarım birgün bu zehir günler biter, pek ümit edemesem de...