thomas bernhard

Kimdir?

10 şubat 1931'de avusturyalı bir annebabanın evlilikdışı oğlu olarak hollanda'da doğdu. büyükannesiyle büyükbabasının yanında geçen çocukluk yılları sırasında (1932-42) avusturya'nın çeşitli yerlerini dolaştı. ilk ve orta öğrenimini salzburg'da yaptı. ardından müzikoloji ve ticaret öğrenimi gördü. ilk yazısını 1950'de yayımladı. 1952-55 yılları arasında, salzburg'daki mozarteum'da müzik öğrenimine kaldığı yerden devam ederken demokratisches volksblatt gazetesinin adliye muhabirliğini yaptı. italya, yugoslavya, ingiltere ve polonya'da dolaştıktan sonra 1965'te yukarı avusturya'ya yerleşti. aldığı birçok önemli ödül arasında 1970'teki georg büchner ödülü, 1971'deki grillparzer ödülü, 1988'deki prix de medicis sayılabilir. çok sayıda anlatı ve tiyatro eseri yazmış olan thomas bernhard'ın ilk anlatısı 1963'te çıkan frost (kırağı), son anlatısı ise 1988 tarihini taşıyan auslöschung'dur (sönüş). türkçede yayımlanmış yapıtları arasında odun kesmek (yky, 1999); tiyatrocu (mitos boyut, 1999); bir çocuk (mitos, 1997); soluk bir karar (mitos, 1997); mahzen (mitos boyut, 1994); neden (mitos boyut, 1993) ve kahramanlar alanı (can, 1992) sayılabilir.  

  1. doğduğu yer olan avusturyadan nefret ettiğini eserlerinde her fırsatta belirtir. ayrıca; aklımda "eski ustalar" kitabından "devlet, cocuklar devletin cocuklarıdır diye dusunuyor ve buna gore davranıyor ve yuz yıllardan bu yana yıkıcı etkısını yapıyor. gercekte devlet doguruyor cocukları, yalnızca devletin cocukları dogurulur, gercek bu. ozgur bir cocuk yoktur, yalnızca devletin kendısıyle istediğini yapabileceği devlet cocugu vardır, cocukları devlet dunyaya getirir, anneleri ise yalnızca dünyaya getirdikleri ile telkin edilir, cocukların cıktıkları karın devletin karnıdır, dogrusu bu. her yıl yüz binlercesi devletin cocukları olarak devletin karnından cıkar. devlet cocukları devletin karnından dunyaya gelir ve devlet okuluna giderler, orada devletin öğretmenleri tarafından eğitime alınırlar. devlet cocuklarını devlete dogurur ve bir daha bırakmaz. biz nereye bakarsak bakalım yalnız devlet cocukları, devlet öğrencileri, devlet işçileri, devlet memurları, devlet yaşlıları, devlet ölüleri görürüz, doğrusu bu. devlet yalnızca devlet insanı yapar ve buna olanak sağlar, doğal insan yoktur artık, yalnızca devlet insanı vardır ve doğal insan varsa eğer bir yerde, izlenir ve ölümüne kadar kovalanır veya devlet insanına dönüştürülür.
    bu cocukluk gidiş gelişlerinde büyüdüm ben. bu şeytansı oyunda kazanan doğa değildi kazanan, doğadışılıktı, okul ve devletti. devlet benide tüm diğerleri gibi kendi içine girmeye zorladı ve beni kendisi, yani devlet için uysallaştırdı ve benden bir devlet insanı yaptı, yönetmeliklenmiş ve kayıtlanmış ve terbiye edilmiş ve mezun edilmiş ve sapkınlaştırılmış ve bunalımlı olmuş biri yaptı diğerleri gibi. insanlık devasa bir devlettir, ondan, eğer doğruyu söyleyecek olursak, her uyandığımızda midemiz bulanır. her insan gibi ben de uyandığımda midemi bulandıran bir devlette yaşıyorum. bizdeki öğretmenler insanlara devleti öğretirler bir tek tüm bu korkunçluğun ve ürkütücülüğün ve yalancılığın devletin kendisi olduğunu öğretmezler." cümleleriyle aklımda yer etmiş üslubu oldukça sert ve insan sevmeyen yazar.
  2. herkesin hayatında ayrı bir köşeye oturttuğu bir yazar vardır. ne yazık ki benimki de bu hastalıklı adam. kendime öyle yakın hissettiğim oldu ki bu öfkeli, bu mizantrop, bu ikiyüzlü, bu huysuz herifi yazdıklarını okumaktan korkar oldum. ama yine de okumaktan vazgeçemedim ve okudukça hem ondan nefret ettim hem kendimden. beni azarladıkça ona hayranlık duygum da arttı, kızgınlığım da. öldürmek istediğim bir baba figürü gibi büyüdü içimde, ne var ki onsuz da yapamadım. onu ilk elime aldığım güne, içime zehrini gizlice akıttığı o ilk güne lanet olsun. kendi gibi beni de bitirdi bu bitik adam.