1. asil enstrüman. bu sıfatı hem duruşundan ( bkz: ) hem de çalınabilmesinin zahmetli oluşundan alır. okul yıllarında boru takımında olup ses çıkartma tekniğini öğrenmiş birisi daha kolay çalabilir. genel olarak bb tonda trompetlerin üç adet pistonu bulunur. her pistonun farklı basılı türevleri, diyafram, dudak şekli ve karın bölgesindeki hacim hepsi bir araya gelerek en son notayı meydana getirir. yalnızca trompeti çalarak sağlam bir karın kası yapabilirsiniz. öğrenme sürecinde dudaklarınızda oluşacak baskıları azaltmak için ayrı olarak karın bölgesindeki kaslarınızı geliştirmeniz, diyaframınızı iyi kullanmanız gerekmektedir. nefesinizi etkin olarak kullanmazsanız, parçanın yarısında hamamda bayılan teyzeler gibi yere serilebilirsiniz. ağızlık, sesin tonu açısından önemlidir kendi içinde dereceleri mevcuttur. ağızlık hijyeni çok önemlidir, dikkat edilmezse yol dostunuz olacak herpes simpleksler ile uğraşırır durursunuz. bu ise enstrümanı öğrenme sürecinde motivasyon bozukluğuna sebep olacaktır. trompet nankör bir enstrümandır, siz onu bir gün bırakırsınız o sizi 10 gün sallar. her gün en azından sırf ağızlık ile çalışmak gerekir. düzenli olarak dudak kondüsyonunuzu kontrol etmeniz tavsiye olunur. trompet kapalı alandan daha çok, açık alan enstrümanıdır. orman, deniz sahil kıyıları en uygun çalışma alanınız olur. trompet ile birlikte yanında flügelhorn, kornet de deneyebilirsiniz.

    trompet bir parçanın en umulmadık anında girerek parçaya çok farklı bir hava katar. üstad louis armstrong'un trompet ile çalışırken enstrümanı bir ağaca iple astığı, dudaklarına baskı yapmadan çalmaya çalıştığı rivayet edilir. alaşımı zamanla oturduğu için yıllanmış trompetlerle çalmanın tadı farklıdır. başlangıçta çok zorlasa da, bir alıştığınızda elinizden düşürmek istemeyeceksiniz.