1. veganlık yeni bir dindir. toplum yaratığı olan insan ilişkilerindeki yeni bir sekter tutumdur. he deyin geçin.
  2. hiçbir hayvan ürünü yemeyen ve kullanmayan kişi.

    doğada bütün canlı türleri hayatta kalabilmek için bir şeyleri yemiyor muydu? insan hayvan yemeden de yaşayabilir mi diyorsunuz? bana sanki insanın dışarıdan almak zorunda olduğu proteinlerden ötürü birtakım sorunlar çıkar gibi geliyor. ayrıca tek tip beslenme mutlaka sorunları doğurur. coğrafi keşifler için yola koyulan denizcilerin dişleri bu tek tip beslenme ve vitaminsizlikten dökülmüştü.

    hem insan elbette ki kendi yaşamını daha iyi yapabilmek için bir şeyler yapmalıdır. burada ölçü doğayı yok etmemesidir ki yok ederse kendi de çok yaşamaz zaten.

    faydalanılanlar sadece hayvanlar değil bu arada. bitkiler biz bol bol oksijen yakalım diye mi fotosentez yapıyor sanki? onlar kendi besinini üretiyor sadece biz de faydalanıyoruz. bitki ve hayvan artıklarından elde edilen biyokütleye bakarak hayvanların cesedine eziyet ediliyor deyip bitkilerinkine de "aman o bitki, aynı şey mi" de diyen var mı bari? inek dediğin hayvanı kendi haline bıraksan ne kadar yaşıyor sanki? her ne yapılıyorsa kontrollü ve acısız bir biçimde yapılsın yani, nedir.

    şu konulara gösterilen hassasiyet insan hayatına gösterilse insanoğlu olarak v2 sürümüne yükseliriz. hayvanı çok seven ama hayvan gibi yaşamak zorunda olan insanlara burnunu kıvıranları samimi bulmuyorum.
  3. tahminimce bitkiler dışında canlı tüketmeyen ve ürünlerini kullanmayan kişiler. buna karşı olan varsa ya şimdi çıksın ya da sonsuza kadar sussun. birbirimizi kırmayalım. ama yok "ben sadece hayvanları yemeye karşıyım, yoksa deri mont falan iyidir yani" diyen var ise ona da saygı duyarım. veganlığın sadece diyet olarak algılanması gerektiğini savunan veganlar üstüne alınmasın.

    veganlık çağımızın en büyük gg biri. tıpkı feminizm gibi. bu gg en büyük sebebi ise gg. bu gg birazdan yüzünüze vuracağım ve bu kadar fularlı bir ortamda kesinlikle vegan olduğunu düşünüyorum.

    bitkisel ağırlıklı beslenmenin sağlığa faydaları ve uzun yaşama katkıları konusunda ve hatta hayvansal gıdanın insana zararları konusunda ahkam kesecek değilim. veyahut insanların köpek dişlerinin bulunduğuna, azı dişlerinin ise evrimsel süreçte kaybolduğuna değinecek de değilim. b12 meselesi de değil. hayır bebeğim. konumuz vegan faşizmi ve vegan ikiyüzlülüğü.

    vegan dediğimiz varlık ilk olarak gg. her nerede bir veganla kaşılaşırsanız ilk yapacağı şey veganlığını gözünüze sokmak olur. grup halindeyken daha belirgindir. grupla bir şey yapmak imkansız hale gelir. peki bunlar ne amaçla yapılır ? cevap basit: sosyal statü kazanmak.

    bunların amacı veganlıklarından bahsedip çevresindekilere kendisinin ne kadar sağlıklı olduğundan, canlılara ne kadar saygılı ve merhametli olduğundan dem vurmak ve karşısındakinden üstün statüye gelmektir. kafa ütülemek asli yöntemlerindendir. rahat nefes aldırmaz, hayvanların acılarından, hayvansal gıdanın kalbe zararlarından bahsederler. veganlığın ne kadar güzel bir şey olduğundan, pastırmasız kuru fasülyenin de pastırmalı kadar iyi olduğundan bahsederler.

    ama en kötüsü bunların gg olmasıdır.

    bu arkadaşların vegan olmasının asli sebebi, canlılara duydukları merhamet ve sevgidir. ben demiyorum adamın diyor. yoksa bunun sağlıkla falan alakası olmadığını, aslında en sağlıklı beslenme yönteminin çok çok küçük oranlarda hayvansal, çok çok büyük oranda ise bitkisel beslenme olduğunu herkes biliyor.

    birinci ikiyüzlülüğümüz: veganlar sadece bitkiyle besleniyor. tamam da bitkiler de canlı. cevap "acı çekmiyorlar" .
    bitkilerin acı çekmediği doğrudur ancak yaşama içgüdüleri var, müziğe ve ilgiye tepki veriyorlar, güneşe dönüyor ve köklerini su ve besin yönünden zengin tarafa uzatıyorlar, kestiğinizde yeniden büyüme eğilimi gösteriyor, zarar verdiğinizde iyileşiyorlar.

    ikinci ikiyüzlülüğümüz: veganlar da hayvan öldürüyor. veganlar genelde hayvanseverleri sadece belli hayvanlara gösterdikleri merhametle suçluyorlar.

    bilirsiniz, kediler köpekler en mainstream olanları. çok çeşitli hayvanları sevenler var. ve o hayvanlara bir şey olduğunda kıyameti koparacak olanlar diğer hayvanları takmıyor. veganlar bu konuda haklı ama kendileri de aynı şeyi yapıyor. mesela bir vegan koluna konan bir sivrisineği öldürüyor, evini böcekler basınca ilaçlatıp soykırım yapıyor, zavallı örümcekleri elektrik süpürgesine çektiriveriyor. e hani? nerde kaldı hayvanlara merhamet?

    3. ve en rezil gg ise şu: veganlar hayvan ürünleri tüketiyor.

    veganların en büyük övünç kaynağı olan hayvan ürünleri tüketmemek, koca bir yalandan ibaret. veganlar farkında değil ama karşı oldukları tek şey et kombinalarından geçen koyun ve ineklerin tüketilmesi. başka bir şey değil.

    veganlar her şeyden önce ekmek ve alkol tüketiyor. bunun anlamı ise maya tüketmek demek. mayayı ise canlı canlı yiyecek yüreğe bile sahip değiller. fırına atıp ateşte öldürüyor ve ondan sonra yiyorlar.

    hayvan ürünleri de tüketiyorlar. veganların beğenmediği sığır üretim tesislerinden sadece et mi çıkıyor zannediyorsunuz. tabii ki hayır. bir sığırdan elde edilen ürünler şunlar:
    beyinden
    -yaşlanma karşıtı krem
    -ilaçlar
    kanından
    -kek karışımları
    -makarna
    -boya
    -yapıştırıcılar
    -mineraller
    -ilaç
    -araştırma maddeleri
    boynuz ve toynaktan
    -yapıştırıcı
    -plastik ürünler
    -hayvan yemi
    -bitki gübresi
    -fotoğraf filmi
    -şampuan ve saç kremi
    -vernik
    -duvar kağıdı
    kemiklerden
    -rafine şeker
    -gübre
    -cam
    tüylerinden
    -hava filtresi
    -fırçalar
    -yalıtım
    -plaster
    -tekstil ürünleri
    derisinden
    -jelatin
    -tatlandırıcılar
    -yapıştırıcı
    -konfeksiyon ürünleri
    yağından
    -sakız
    -mum
    -deterjan
    -yumuşatıcı
    -deodorant
    -tıraş köpüğü
    -parfüm
    -hayvan yemi
    -sayılamayacak kadar çok kozmetik ürünü
    -krem ve losyonlar
    -kuru boyalar
    -boya
    -kayganlaştırıcılar *
    -biyodizel
    -plastik ürünleri
    -su geçirmez ürünler
    -çimento
    -seramik
    -pudra
    -patlayıcılar
    -havai fişekler
    -kibritler
    -gübre
    -antifiriz
    -yalıtım
    -lastik
    -tekstil ürünleri
    -ilaçlar
    bokundan
    -gübre
    -nitrojen
    -fosfor
    sütünden
    -yapıştırıcı
    -kozmetik ürünler
    -ilaçlar
    -tabii ki süt ürünleri
    iç organlarından
    -çalgı telleri
    -tenis raketi telleri
    -hormonlar, enzimler, vitaminler

    sonuçta varsa bunların hepsinden uzak duran bir vegan tebrik ederim. ama düğününde havai fişek attırıp misafirlere etli yemek veren, deri monttan vazgeçemeyen, yatmadan yarım kilo, kalkınca yarım kilo makyaj malzemesi kullanan, ikea'dan çıkamayan veganlar çok çenesini açmasa iyi olacak.
  4. nedenini anlayamadığım bir şekilde ,veganizmin ne olduğunu bilmeden bu insanlar hakkında olumsuz düşünen hatta onları aşağılayan bir sürü insan var. öncelikle veganizmin tanımıyla başlayalım, "the vegan society" tarafından resmi olarak şöyle tanımlanıyor: " veganlık, hayvanların gıda, giyim ya da başka amaçlarla maruz kaldıkları sömürü ve zulmün her türlüsünden -uygulanabilir olan en mümkün mertebede- kaçınan ve buna ek olarak insanların, hayvanların ve çevrenin yararına, hayvan kullanımı içermeyen alternatiflerin geliştirilmesini ve kullanımını destekleyen felsefe ve yaşam biçimidir. beslenme söz konusu olduğunda, hayvanlardan tamamen veya kısmi olarak elde edilen ürünlerin reddedilmesini ifade eder.” buradan anlaşılacağı üzere hayvanın kullanıldığı bir şeyse kesinlikle kullanmam düşüncesi yok mümkün mertebe kaçınmalıyız diyor adamlar.
    tamam kardeşim vegan olun demiyorum öyle bir hakkım da yok zaten. istediğinizi yiyin, giyinin, kullanın; o bol yağlı iskenderi, fasulyenin olmazsa olmazı pastırmanızı yiyin, çok cool deri ceketinizi, zamanının asalet göstergesi kürklerinizi giyin.. istediğinizi yapın ama bunların nasıl üretildiğini öğrenin sonra tüketmeye devam edin.

    -- bundan sonraki kısım rahatsız edici ve +18 görüntüler içermektedir--

    masamıza gelen etlerin ne şartlarla üretildiği video (şahsen sonuna kadar izleyemedim): https://www.youtube.com/watch?v=9mlh6BDBpA44

    o asil kürklerin geldiği yer: https://www.youtube.com/watch?v=sLcgxIGTFRs ( 20. saniyede halı gibi çırptığı şey canlı bir hayvan)

    mcdonald's'tan birkaç üretim görüntüsü: https://www.youtube.com/watch?v=r6E8H3C1CrU

    bir kaza doğumundan ölümüne kadar yaşadıkları : https://www.youtube.com/watch?v=WNyTRLSE-YA

    oysa siz filler sizi eğlendirmekten mutlu oldukları için sirklerde çalışıyorlar sanıyordunuz: https://www.youtube.com/watch?v=D8BFP0WWeLE

    bu da sırf para için eziyet edilen atlar :https://www.youtube.com/watch?v=9TJVA2lwW4A

    bu videoları izlemek zorundayız; hayvanlar bizimle işbirliği kurduğu için o yumurtaları, sütleri deri ceketleri elde etmiyoruz biz onlardan zorla alıyoruz bunları. endüstride ne milka ineği var ne de mutlu mutlu yumurtlayan keskinoğlu tavukları. bizim gördüğümüz hep raf kısmı oluyor o da bize çok güzel gösteriliyor biz de hayatımız boyunca bu işin detayını düşünmekten itinayla kaçınıyoruz.
    işte veganlar bu acıyı (sömürü ya da işkence ne demek isterseniz) durdurmak istiyor, evet çok naif, evet imkansız bir düşünce ama bunu istiyor diye veganları aşağılamak, onları gerizekalı statüsüne koymak, ikiyüzlülükle yaftalamak neden? isterseniz endüstrileşmiş hayvansal ürünleri kullanmaya devam edip bu işkenceye prim verebilirsiniz, karar sizin! ama bu acıyı durdurmaya çalışanın da önüne taş koymayın.
  5. gerek "insani duygular" gerek "daha sağlıklı" ve gerek "bütün arkadaşlarım böyle yapıyor*" düşüncesiyle veganlığı tercih edenlere saygı duyarım. seçimlerine karışmaya hakkım yok diye düşünüyorum.
    ancak işin sağlık boyutundan biraz bahsetmekte yarar görüyorum.izninizle.

    hayvansal ürün tüketmezseniz evet yaşamınızı devam ettirirsiniz. ancak ne kadar sağlıklı olduğu konusu tartışılır.
    tek tip beslenme her zaman risklidir. uzun vadede kronik hastalıklara sebep olur.
    -sadece hayvansal kaynaklardan alabileceğiniz elzem yağ asitleri vardır. hücre ve hormon yapımından sinir iletimine kadar her aşamada görevlidir. bunları almazsanız metabolizmanız fazlasıyla etkilenecektir ve supleman almak zorunda kalırsınız. ve hayat boyu elzem yağ asiti suplemanı kullanamazsınız. ve biliyor musunuz onlar yine hayvansal kaynaklardan elde ediliyor.

    -yine sadece hayvansal kaynaklardan alabileceğiniz aminoasitler var.yani proteinler. bunları protein tozlarıyla da alamazsınız.zaten onlar da süt proteininden, et proteininden üretilir.

    -ve bence çok çok önemli olarak; b12 vitamini. yetersiz düzeyde ise kişide anemiye sebep olur, kemik dokuya zarar verir. ve bence en önemlisi hamilelik döneminde yetersiz b12 alan annelerin bebeklerinde zeka geriliğine sebep olur. bence bu en ağır sonucu. hem sağlık-hem vicdan söz konusu.

    en önemlilerini söyledim daha bunlar açılabilir ve daha birçok sonuç sayılabilir. bir de "doğru bilinen yanlışlar"dan bahsetmek isterim. biraz fazla kendi düşüncemi katacağım. yine izninizle.

    b12 için "norveç kıyılarında yetişen bir yosun b12 içeriyor, veganlar bunu tüketebilir" düşüncesi var. (ve büyük ölçüde yalanı.) norveçten dondurulup getirilen yosunu ne kadar yiyebileceksiniz, gerçekten ordan mı geldi, tağşiş yapılmadığından emin misiniz (bu ülkede olgunlaşmamış zeytini kömürle boyayıp satan var, unutmayın.) ve b12 içerdiğinden emin olan kim, fda onaylamış mı, ab onaylamış mı... bunların hepsi ayrı ayrı tartışılır. (her farklı ürün tüketilmeden önce)

    yine bir gülümseten düşünce: mantarda hayvansal protein var. sizin de inandığınız üzre mantar hayvan değil- dolayısıyla hayvansal proteini olması imkansız. sadece belli yöntemlerle pişirildiğine tadı ete daha çok benziyor. bu asparagas tam olarak burdan çıkma.

    aklıma gelenler bunlar. dediğim gibi saygı duyuyorum ancak iyice öğrenmek - tarafsız kaynaklardan öğrenmek gerekiyor. (veganlık bir taraf değildir, yanlış anlaşılmasın.) ancak tamamen bilimsel kaynaklardan- bilimser verilerle çalışan uzmanlardan öğrenilmesi gerekir.

    etik gereği, mesleki olarak inandıklarım gereği; kliniğe gelen ben vegan olacağım, veya veganlığa başladım diyet istiyorum diyen (evet cümlelerin geneli böyle oluyor) ve hatta "veganlık daha hızlı zayıflatıyor diyen kişilere önce zararlarını anlatıyorum, daha sonra isterse tabi ki vegan beslenmesine uygun diyetini yazıyorum. ancak gerçek bu ya; üzülüyorum.*
    ve bence çok önemli: gelişme çağındaki genç kızlarımızda bunu hiç uygun bulmuyorum. ve ben bu kişilere diyet yazmayı reddediyorum. üzgünüm.

    -yukarıda yazdığım dipnota geliyorum tam bu noktada; özellikle genç kızlarda var " bütün arkadaşlarım vegan oldu-ben de olmalıyım düşüncesi. ailesinin kliniğe getirdiği genç kızlardan bu tip cümleleri duyuyorum. veganlığa moda diyemem ama arkadaş ortamında kabul görmek için bu beslenme tipini seçen kişi sayısı fazla. ve benim gördüklerim sadece bilinçli olup bunu araştıran ailelerin çocukları. diğerleri için hem fiziksel hem ruhsal sağlık açısından endişeliyim.
  6. motivasyonunu hayvan sevmekten değil insanlardan nefret etmekten alsaydı ve süresiz açlık grevi olsaydı daha verimli bi akım olurdu. bu şekilde mantıksal düzleminde sıkıntı var.
    abi
  7. natalie portmanında bulunduğu çatı.
    benim gözümde biraz uç bir yer. hayvan'ın hay ı bile yok ; yumurta falan.
  8. hayvanlardan elde edilen gıda-giyim ürünlerini ve hayvanlar üzerinde testler yaparak insanlara sunulan diğer ürünleri tüketmeyi reddeden kişiler için kullanılabilecek kelimedir vegan. tüketim reddinin yanı sıra, bu düzenin bu şekilde olmasını da reddeder veganlar. veganizm de bu düşüncedir. iki basit argüman sunup gidiyorum:

    1- besin zinciri vardır. aslan da et yiyor et yiyen insanlar gibi. ama madem insandan bilinç olarak dünyadaki tüm canlılardan üstün ve ayrıcalıklı diye bahsediliyor, o zaman şu da bilinmeli ki insan fizyolojik olarak hayvansal gıda tüketmeden de gayet yaşayabiliyor ve sahip olduğu bu bilinçle aslandan farklı olarak et tüketmeyi reddedebilir.

    2- hayvanlardan edindiğimiz bal, süt gibi gıdaları bize ait olup olmadıklarını bilmeden onlardan alıyoruz. yani dil yolu ile anlaşamadığımız bir canlıdan rızasını almadan sütünü alıyoruz.

    bir de hayvansal gıda tüketmek lezzetle yani insana haz veren bir şeyle alakalı. bu noktada kişi şunu düşünmeli: yiyeceği ve lezzet olarak doyum sağlayacağı 20 dakikalık bir anı mı yoksa öldürülmesinde katkısı bulunan hayvanın yaşamı mı?

    not: "anı" dediğim an değil. anı. geçmişte kalan. anlık olan ve geçen, hayatınızda sürekliliği olmayan zaman dilimi. canlı yaşamı gibi sürekli olan bir şey değil.

    düzeltme: yazım
  9. hepçil fakat akıllı canlılarız ve yaptığımız eylemleri sorgulayabiliyoruz

    zeka yönünden daha gelişmiş olmamız doğaya zarar vermemizi mi gerektirir ?

    peki doğanın tanrısı olma yetkisini bize kim veriyor ?

    zevk için katliam yapmak.
    canlıların neslini tüketmek.
    hayvan çiftlikleri kurmak.

    henüz vegan değilim sadece empati yapmaya çalışıyorum.

    sonuçta bir insanın boğazını kesmenin bir hayvanı kesmekten acı verici olduğunu kanıtlayan bir varsayım yok. kesinlikle aynı acıyı hissediyorlar.

    et veya ot yemek iyidir de demiyorum.

    evrimsel süreçte atalarımız otoburdu daha sonra hepcil beslenmeye başladılar. et yememiz zekamızın da artmasına yardımcı oldu. biliyorum.

    artık sorgulama yapabilecek durumdayız bu ahlaki - etik bir davranış mı ?

    ya da beslenme ile alakalı başka bi çözüm bulunamaz mı ?