• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.50)
a fost sau n-a fost - corneliu porumboiu
romanya’da komünist rejim çöktüğünde siz neredeydiniz? corneliu porumboiu’nun hafızanın çarpıklıklarından doğan komediyi işlediği ilk filmi “bükreş’in doğusu”nun kalbinde yatan soru bu. tüm romen halkı için sorunun cevabıysa, kızgın bir kalabalığın diktatör çavuşesku’yu helikoptere bindirip bükreş’ten kovmasını izlemekle meşgul olmaları. geçtiğimiz cannes film festivali’nde en iyi ilk filme verilen altın kamera ile ödüllendirilen “bükreş’in doğusu”nda, bu tarihi olaydan 16 yıl sonra romen başkentinin doğusundaki sessiz bir kasabadayız. yerel bir televizyonda tartışma programı hazırlayan aksi sunucu jderescu, devrimin ihtişamını yeniden yaşamak üzere programına davet edecek konuk aramakta. ancak tek bulabildiği, ek iş olarak noel baba kılığına giren emekli bir amca ve maaşının tümünü içki borcuna yatıran bir tarih öğretmeni... şehrin meydanında fırtına gibi esip “çavuşesku aşağı” diye bağırdıkları güne geri dönecekler hesapta ama küçük bir sorun var: devrimin gerçekten olup olmadığı meçhul. o kalabalığın çavuşesku’yu “kovmak” için mi yoksa zaten gitmekte olan diktatörün arkasından naralar atmak için mi toplandığından kimse emin değil nitekim. üstelik telefonla programa katılan izleyicilerin işleri kolaylaştırdıkları da pek söylenemez... doğu avrupa sinemasının son yıllardaki en önemli örneklerinden olan “bükreş’in doğusu” kanlı canlı karakterleri, saat gibi işleyen senaryosu ve oyuncularının mükemmel komedi zamanlaması ile yılın en eğlenceli filmlerinden.
  1. 2006 romen filmi yönetmenin ilk uzun metrajı.

    çavuşesku iktidarı sonrası, hem işledikleri konularla hem de edindikleri kendilerine has film dilleriyle, toplumsal ya da bireysel ne kadar his, yara, dert, neşe varsa hepsini tartışabilen, yorumlayabilen, soru sorabilen bir sinema ortaya koyarak son dönemde atağa kalkan yeni romanya sinemasının aldığı övgüleri neden hak ettiğini en iyi açıklayabilecek filmlerden biri.

    dramatik bir olayı farklı ve güzel bir şekilde hicvetmekte oldukça başarılı...

    zaten cannes film festivali’nde altın kamera ile ödüllendirilmiş.

    komünizm sonrası romanya’yı eğlenceli bir dille aktarıyor.

    film ilginç tiplemelerle dolu. çinli çerçi, öğrencisinin barında körkütük sarhoş olan öğretmen, apartman kapılarının önünde çatapat patlatan çocuklar, hükümet konağının bekçisi, yerel televizyoncu, sarsak kameraman.

    çok büyük abartılı oyunculuklar yok etkileyici bir doğallık var.

    uzun sabit plan çekim, ama sıkmıyor.

    bunun yanında, film boyunca bir kez bile yerinden kıpırdamayan kamera ve doğal ışık kullanımı “gerçekçilik” duygusunu daha da kuvvetlendirmiş. plan sekansların “gerçek zaman” duygusunu aktarmadaki başarısı da cabası. seyirciyi etkileyen deneysel kamera hareketleri, hızlı kesmelerin bolca kullanıldığı günümüz sinemasında bunu reddederek izleyeni manipüle etmemek uğruna zor bir yolu seçmek yönetmenin ilk filmi olduğu da düşünüldüğünde oldukça radikal ve cesaret isteyen bir seçim ve takdire değer.

    ne yazık ki devrimler “ertesi gün” bir devrim olarak kalamıyor...