afşar timuçin

Kimdir?

afşar timuçin 1939 yılında manisa ilinin akhisar ilçesinde doğdu. kökenleri bakü ve batum'a dayanan timuçin, baba tarafından azeri, anne tarafından ise gürcü asıllıdır.[1] yüksek öğrenimine istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi fransız dili ve edebiyatı bölümünde başladı. 1967 yılında, eğitimini tamamlamak üzere kanada'ya gitti. 1967'de montreal üniversitesi felsefe bölümü'nde lisans eğitimini, 1970'de istanbul üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. 1968–1970 yılları arasında fransızca okutmanlığı yaptı. 1981 yılında doçent, 1992 yılında profesör oldu. bir süre kocaeli üniversitesi felsefe bölümü başkanlığı görevini yürüttü. kocaeli üniversitesi'nden 2006 yılında emekliye ayrıldı.

ataç, dönem, milliyet sanat, papirüs, soyut, yazko, yelken, yeni edebiyat, yeni ufuklar, varlık dergilerinde şiirleri yayımlanmıştır.

afşar timuçin, tuncer tuğcu ile birlikte hazırladıkları, ilk sayısı 1972 yılının ekim ayında çıkan felsefe dergisi'nin sorumlu yönetmenidir. (kaynak:vikipedi)
  1. çevirisini yaptığı kitaplarda öyle bir giriş sunuş önsöz yazıyor ki okurken acaba diyorum kitap yok sadece önsöz mü var. çevir çevir kitap gelmiyor bir türlü. abicim önsöz dediğin üç beş cümle bir şey olmalı. bütün felsefe tarihini anlatıyor hoca sağ olsun. neyse saygılar ve teşekkürler.
    abi
  2. şair

    "kapılara nöbetçiler dikeni, inanç alıp-satanların hepsini, soframızdan aşımızı çalanı, bu gümüş hançerle vursam mı?"

    "bizim türkümüzde küçücük bir kız, uykusunda gül rengi bir ışık istemeli
    ışığı alıp katlamalı, katlayıp cebine koymalı
    masal gibi yeniden yazılmalı, böyle söylenmeli bizim türkümüz...."

    "yırtılmak için yazılan şiirler de güzeldir"

    "aşk olsun hem bekleyip hem türkü söyleyene"
  3. önsözleri olması gerektiği gibi yazan, kıymetli düşünürlerden biri. estetik üzerine yazdığı kitapları hacimce küçük ama çok yararlıdır. sanat tarihi öğrencilerinin okuma listelerine eklemesi lazım akademisyenlerin. tabi kendileri okuduysa. estetiği düşünce adamlarının düşüncelerinden kuramsal alandaki hatlarına geniş bir yelpazede ele alır.

    üç ciltlik düşünce tarihi de çok kıymetlidir. belli bir yaştaki/birikimdeki insanlar için basit gelebilir ama her öğrenci okumalı. üniversiteye geçmeden okunması lazım hatta. çünkü düşünce tarihine güzel bir giriş yapar. bu kitabı esas alarak çok ayrıntılı ve güzel okumalar yapılabilir. felsefe, rönesans, gerçekçilik hepsinden güzel örneklerle açıklar. üniversiteye sinema, felsefe ya da edebiyat okumak için giden öğrenci çok boş geliyor lise eğitimimiz sağolsun. üniversitede de büyük kavramlar, akımlar ve düşüncelere bulaşıyorlar. bunları ne kadar sindirdikleri muallakta. hocalarla karşılıklı bir tiyatro dönüyor. işte bu girişi afşar timuçin'in düşünce tarihi ile yapabilir öğrenciler. en azından temel kavramları öğrenir, aldığı eğitimi de düzgün bir temele oturtur. felsefe ve düşünce alanında bu gibi eserlere ihtiyacımız var. timuçin'e ne desem az.
    sezgi
  4. bu şiirini severim, sizler de seviniz.


    sanılar

    şimdi belki benim gibi ölesiye yalnızsındır
    uçan kuşları gözlemektesindir tek başına
    çamların yeşiline dalmış gitmiştir gözlerin
    radyo dinliyorsundur ya da susarak
    bir kitabı okumaya çalışıyorsundur kim bilir

    sonsuz güzellikte bir aşk düşünüyor olabilirsin
    belki de anılarını deşiyorsun bir olmazı
    bir açmazı derinden derine kurcalar gibi
    bir kahve içmeyi bir elma yemeyi kurarak
    saatine bakıyor olabilirsin uykulu gözlerle
    çocukların oyununa dalmış gitmiş olabilirsin

    mahpus gibi tutsak gibi belki köle gibi
    yarını olmamak gibi bir duygu içindesindir
    belki de kendini bağışlamıyorsundur
    benim hiç bilmediğim bir şeylerden ötürü
    kırık trenler gibi öylece kalakalmışsındır
    kalkıp gidip çekirdek almayı düşünüyorsundur
    ya da uyumak istiyorsundur her şeyi unutmak için
    belki sen de benim gibi ölesiye yalnızsındır
  5. güzelleme şiirinin ilk iki dizesini karalayıp vermiştim, gülmüştü bana, "ben kaçışlara doğru kanatlanıyor muyum" demişti. sonra kaçtı gitti de ne değişti?*

    sen ne kadar kaçışlara doğru kanatlansan da
    bir kere güneş diye göğüme çizdim seni
    sen benim her tutuşta ellerimden kayan su

    izini süre süre bir sevginin
    bir çocuğun kırılmış umududur oyuncak
    yılların koşturduğu ilk sokakları arar

    çanlar mı onlar eski kuşkulardır dağlarda
    ölümü çalmak için gün batımını bekler
    seni nasıl dönüşsüz bekliyorsam

    sen ne kadar gidişlere doğru umutlansan da
    sen ne kadar gitsen de uzak uzak
    sen bir türküsün madem
    içimde seni sonsuz söyleyecek biri var

    bir de boğaziçi caz yorumu vardır, ektedir