1. "ilk anneler günü kutlamaları, çok eskilere yani antik yunan tarihine kadar dayandırılmaktadır. herkesin üzerinde birleşmediği bir fikir olsa da ilk anneler günü kutlamaları, o zaman var olduğu kabul edilen tanrıların anası rhea için düzenlenen bahar şenlikleridir. daha günümüze yaklaşıldığında da ingiltere’de paskalya’dan kırk gün önce “anneler pazarı” denilen bir kutlamaya rastlanır. sonraları hıristiyanlık dininin avrupa kıtasında yaygınlaşmasıyla bu günün adı “kilise ana” olarak anılır oldu. fakat önce avrupalı hıristiyanların bulduğu annelerine şükranları sunma günü fikri tüm dünyayı sardı. ve günümüzde dünyanın çeşitli yörelerinde farklı günlerde kutlanılmaya başlandı.

    anneler gününün bu kadar detaylı geçmişinden sonra günümüz anneler günü anlayışına çevrildiği dönem ise julia ward howe isimli bir abd vatandaşının bu günü barışa adanmış bir anneler günü olarak kutlanması adına uluslararası girişimlerinin olduğu 1872′li yıllara rast gelir -ki türkiye’de anneler günün yaklaşık olarak 1955 yıllarından sonra kutlamaya başlayacaktır-. bunun yanında dünyanın farklı yörelerinde anneler günü farklı günlerde kutlansa da türkiye’nin de içinde bulunduğu danimarka, italya, finlandiya, belçika ve avustralya gibi ülkelerde anneler günü aynı güne denk gelmektedir."

    not : anneler günün kutlu olsun canım anneciğim :)
  2. "analık duyguları sabit değerler olsaydı parmaklıklar önündeki yalnızlıklarına bırakılmazdı" demişti murathan mungan yüksek topuklar kitabında. hiç bir anne cumartesi anneleri gibi çocuklarının, eşlerinin ve yakınlarının akıbetini arayarak, adalet talep ederek ömürlerini tüketmez umarım.
    (bkz: cumartesi anneleri)
    (bkz: berfo ana)
  3. dünyanın en bencil insanı olabilirim ama
    annesiz büyüdüğüm için bana annelik yapmış bir babanne ve halaya rağmen zerre sevmediğim gündür
  4. küçükken her yıl annemin anneler gününü kutlardım. benim için görev gibiydi. günler öncesinden hazırlık yapmadım hiç; çünkü annem hediye almak konusunda beni heveslendiren biri değildi. hiçbir şey için çok mutlu olan biri değil bunu unutmuşum o zamanlar. sonra bir gün bir anneler gününde hediye almadım. dünyaya meteor düşmemişti, her şey olağan seyrinde devam edebiliyordu, annem her zamanki gibiydi. hediye almayı bıraktım ben de. şimdi anneler günün kutlu olsun bile demek aklımıza gelmiyor, zaten ne önemi var ki böyle günlerin, ben annemi seviyorum.
  5. her özel gün gibi, böyle günlere ne gerek var, diğer günler hatırlamıyoruz, şimdi mi gerekli oldu? gibi tartışmalara neden olan gündür.

    bana kalırsa böyle günler kesinlikle gerekli. yani bunun gibi günler olmazsa elbette yine seveceğiz o kişileri, ancak böyle günler bunları belirtme günüdür.
  6. an itibari ile alacak bir şey bulamadığım için anneme çikolatalı puro aldığım gün*
  7. anneler ; evlatlarını önce karnında sonra kalbinde taşıyanlardır. bir kadını özel yapan anne olmasıdır. doğa bu özelliği kadına vermiştir. bir kadın düşünün bebeği olacağını öğrendiği ilk andan itibaren, hafta hafta gelişimini takip eder. güzel duyguların içerisinde endişeler zorluklarda başlamış olur. ve yaşamın sonuna kadar dünyaya getirdiği çocuk sayısı kadar yaşar anne. onun hayatı artık kendinin değildir. ilk çocuğunu dünyaya getirmeye karar verdiği anda kendi olmaktan vazgeçmiştir anne.

    karşılıksız sevgii bulacağınız tek insandır. ne yaparsanız yapın hep tolere edecektir. cocukların ilk öğretmeni, ilk sevgisi, ilk arkadaşı, ilk aşcısı ve en büyük oyuncağıdır anne. bakışlarla anlaşacağını tek insandır belkide. çünkü çocuğunun her halini bilendir anne.

    hiçbir beklentisi olmadan sadece sevgi ve şefkat hisleriyle dopdolu bir vicdani his taşıyandır anne. hiçbir karşılık beklemeden sonsuz bir sevgi akışı yaşayacağınız tek kişidir.
    annelerin mucizeleri vardır. mucizeler annelerin her koşulda gözbebekleridir. prensleridir, prensesleridir. mucizeler büyürler kocaman kadınlar, adamlar olurlar ama bir anne için onlar hep koyunlarında uyuttukları süt kokulu bebekler olarak kalır. hiç büyümezler.

    bir anne için en güzel, en özel, en akıllı en en en......kendi çocuğudur. kendi mucizesidir. kirpi yavrusunu pamuğum diye severmiş ya öyle işte. hepimiz annelerimiizn pamuğuyuz.

    bu satırları yazarken annemle aramızdaki bağı düşündüm. yaramaz bir çocuktum. annemin tabak takımlarını kıran, gözü gibi sakladığı gelinliğinin çiçeklerini, dantellerini kesip oyuncak bebeklerine elbiseler yapan, yeni badana yaptırdığı duvarlarına manzara resimleri çizen, gece uyurken annemin upuzun saçlarını kesen bir çocuktum ben.

    kuaföre gitmekten nefret eden bir çocuktum. ilkokula başlayınca annem beni kuaföre götürdü saçlarımı kestirdi. çok kızmıştım. annemin upuzun saçları vardı. simsiyah pırıl pırıl. yatarken onları örerdi. o canım saçlarını kesmiştim. dövmedi annem beni ağlayarak yaptığımın kötü birşey olduğunu anlattı. galiba annelik böyle bişey. sevgili anneciğim senden yaptığım herşey için çok özür diliyorum ve seni çok seviyorum.

    doğurup sokağa atanlar, çocuklarına sahip çıkmayan doğurgan dişiler hariç, anneliğin hakkını vermiş tüm annelerin anneler gününü onların gözünde hiç büyümediğimiz için hepimizin bildiği çocukluk şiiri ile kutlamak istiyorum.
    umarım annelerimizi kaybetmeden kıymetini bilenlerden oluruz.


    anneciğim seni ben çiçeklerden yemişten ,

    sarı saçlı bebekten canımdan çok severim.

    gitme hep yanımda kal beni kollarına al,

    taze gülden daha al yanağından öperim.
  8. .bir gün değil hergün hatırlanması gereken gün. tüm annelerin anneler günü kutlu olsun.
  9. mutlu
  10. annenizin kıymetini bilin. gün gelir toprağı öpersiniz. zorunuza gider.