1. en zorlandığım şeylerden biri. kolay kolay yapmam fakat bazen gerekli olduğunu görüyorum.

    üniversiteden bir arkadaşımla az önce tüm ilişkimi bitirme kararı aldım ve bunu uyguladım. çift anadal yaparken ders notu vermekten tut, anlamadığı derslere kadar ne varsa yardımcı oldum. onun da bana yardımları dokundu tabii bunu asla inkar edemem. yalnız bazı şeyler birike birike insan bir noktadan sonra karşısındaki insandan soğuyabiliyor. soğuduğum zaman da eskisi gibi olmuyor işte.

    benim ona işim düştüğünde ki basit bir şeydi umursamaz bir tavır sergilemişti. sonra konuşmadım onunla bir süre. soğudum çünkü. en son bir yerde arkadaşlarla denk gelince konuştuk. eskisi kadar olmasa da arkadaşlığımız sürdü. geçen benim için önemli bir şey sormam gerekti ona. cevap vermesi bir dakikalık bir şey. giriyor internete kaç gün geçti yazımın üzerinden. cevap yazma zahmetinde bulunmayınca önceki hislerimin ne kadar doğru olduğunu anlayıp iletişimimi kestim. zaten hislerim kuvvetlidir. kaldı ki hayatta en nefret ettiğim şey yazdığım mesaja cevap verilmemesidir. hastalık falan olur o ayrı. yalniz diğer türlüsü ben seninle konuşmak istemiyorum demenin dolaylı yolu. sevmediği insana bile hemen cevap veren biri olarak cidden soğudum. neyse ki bu tarz şeyler başıma çok çok az geldi. bir insanın iki dakika cevap vermeye nasıl vakti olmaz ya. günler geçti üstünden. internete de giriyor. zaten eski samimiyetini kaybetmişti ki belki de sadece çıkar ilişkisi gibi baktı bilmiyorum. işi bitince değişmiş olabilir. şu an öyle rahatladım ki.
  2. çatır çutur arkadaşlık bitiriyorum. bi tane arkadaşım kaldı
  3. bazen bazı insanlar hayatımda bir monta dönüşebiliyorlar. eved. mont.

    haziran sıcağının ortasında arkadaşların aramış, gel bir şeyler içelim demişler.
    sen de başlamışsın t-shirt seçmeye. o da ne? gardırobun en dibinde yeşil yeşil, kaba kaba, mal mal bakan bir mont. yavrum senin ne işin var orada?
    haziranda ne yapıyorsun çocuğum?
    cıvıl cıvıl t-shirtlerin, gömleklerin, şortların arasında ne yapıyorsun?

    enerjini sömürdüğünü hissedersin o montun.
    olmaması gerektiğini düşünürsün.
    belki orada dursa bir şey kaybetmeyeceksin ama bazaya girdiği zaman kendini iyi hissedersin.
    bir anda etraf lavanta, çamaşır suyu falan kokar.
    ıslak balkonda bira film keyfi yapmaya başlamadan önceki birkaç dakika gibi.

    gönderirsin montu bazaya ya da valizlerden birinin içine.

    iştee ferahlık temizlik sizleree hem de hiç durulamadan kurulamadan asgdsahjd
  4. bitiyorsa arkadaşlık değildir olm. takılmışsınız iste bi süre.
    he! her kurduğun ilişki aşk, her vakit geçirmelerin arkadaşlık.
    parov
  5. "arkadaşınızın" artık o kadar da arkadaş canlısı davranmadığını fark edersiniz. o sizin, hayatındaki varlığınızı umursamamaktadır. kalan tek seçenek (tercihen kibarca) bitirmektir, yoksa ya sizi sadece işi düştükçe hatırlar, ya da size saygı duymaz. bu yüzden siz kendinize saygı duyacaksınız.

    bir de arkadaşlığın bitirilmesi var, "yalanmış her şey" deyip kaçası geliyor insanın.
  6. mayayla ilgili bir durum var. insanlar ilk başlarda kusursuz gibi görünüyor ve samimi oluyorsun, arkadsligin ilerliyor daha sonra hatalarına katlanıyorsun ve son olarak seni salak sanıp kullanmaya çalışıyorlar. haliyle bitiyor o arkadaşlık. benim gibi insanoğullarinin mayasında birini kullanmak yoktur. manuel yaşarız, zarar vermeyene zarar vermeyiz, kimsenin bize olan güvenini suistimal etmemeye çalışırız, bir şeye ihtiyacimiz varsa katakulli cevirmeden, doğrudan anlatırız. biz bu kadar yüce gönüllü insanlarız,

    belki de salagizdir