• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.87)
mülksüzler - ursula k. le guin
romanım mülksüzler, kendilerine odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor. isimlerini toplumlarının kurucusu olan ododan alıyorlar; odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı.odoculuk anarşizmdir. sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. aşırı sağın sosyal-darwinist ekonomik özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm: eski taocu düşüncede öngörülen, shelley ve kropotkinin, goldmann ve goodmanın geliştirdiği biçimiyle. anarşizmin baş hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlakî ve ilkesel teması ise işbirliğidir (dayanışma, karşılıklı yardım). tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır. ursula k. le guin...vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. devrimi satın alamazsınız. devrimi yapamazsınız. devrim olabilirsiniz ancak. devrim ya ruhunuzdadır ya da hiçbir yerde değildir. konuşmasını bitirirken, yaklaşan polis helikopterlerinin gürültüsü sesini boğmaya başladı. (vikitap)
  1. dilimize "mulksuzler" olarak cevrilen ursula k. le guin kitabi. en sevdigim kitaplar listesinde ust siralarda yer alir. para, mulk, devlet olmadan da yonetilebilecegimizi ancak insan olmamizin getirdigi kusurlarin da mukemmel sistemler kurmamizi imkansiz hala getireceginden bahseder. mukemmele ancak mukemmel insanlarla ulasilabilir, her tip sistemin kusurlari olacaktir. olmeden once yapilmasi gerekenler tarzi listeleri sevmesem de su hayatta okumaniz gereken bir kitaptir.
  2. distopya edebiyatı denilince akla ilk gelen kitaplardan biri olması lazım. kitabın beni en çok etkileyen kısmı kesinlikle gidiş dönüş şeklinde iki bölüme ayrılarak yazılmış olması. başlarda biraz kafa karıştırıcı gelebiliyor ama bir zaman sonra tadından yenmez bir hale geliyor okumak.

    ha bir de, bence le guin ablamız bu kitabı gereksiz kısa yazmış. bu kitaptan da bir yerdeniz serisi çıkardı bana kalırsa. toplumları işleyişi biraz havada kalmış. oysa daha derin bir şekilde kurulduğu belli. ipuçları yerine güzel toplumsal açıklamalar yapılsaymış daha anlaşılır olabilirmiş.
  3. sevgi, acının içinden geçme yolarından yalnızca biri, bazen yanılıp ıskalayabilir. acı hiçbir zaman ıskalamaz.
    bedap, (metis yayınları, 2008. sayfa 57)
  4. efsane bir yaraticilikla yazilmis efsane kitap
    bragi
  5. "acı var. gerçek. ona yanlış anlama diyebilirim, ama var olmadığını veya herhangi bir zamanda yok olacağını varsayamam. acı çekme, yaşamımızın koşulu. başına geldiği zaman fark ediyorsun. onun gerçek olduğunu anlıyorsun. tabii ki, tıpkı toplumsal organizmanın yaptığı gibi, hastalıkları iyileştirmek, açlık ve adaletsizliği önlemek doğru bir şey. ama hiçbir toplum var olmanın doğasını değiştiremez. acı çekmeyi önleyemeyiz. şu acıyı, bu acıyı dindirebiliriz, ama acı’yı dindiremeyiz. bir toplum ancak toplumsal acıyı - gereksiz acıyı - dindirebilir. gerisi kalır. kök, gerçek olan. buradaki herkes acıyı öğrenecek; eğer elli yıl yaşarsak, elli yıldır acıyı biliyor olacağız. en sonunda da öleceğiz. bu doğuşumuzun koşulu. yaşamdan korkuyorum! bazen ben- çok korkuyorum. herhangi bir mutluluk çok basit gibi gelior. yine de her şeyi, bu mutluluk arayışının, bu acı korkusunun tümüyle bir yanlış anlama olup olmadığını merak ediyorum... ondan korkmak veya kaçmak yerine onun... içinden geçilebilse, aşılabilse. arkasında bir şey var. acı çeken şey benlik; benliğin ise - yok olduğu bir yer var. nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. ama gerçekliğin, rahatlık ve mutlulukta görmediğim, acıda gördüğüm gerçeğin, acının gerçekliğinin acı olmadığına inanıyorum. eğer içinden geçebilirsen... eğer sonuna kadar dayanabilirsen..."
  6. ursula k. le guin kitabın başındaki mülksüzler başlığının altına bir şey yazmıştır: ikircikli bir ütopya. kitaba "ikircikli"nin ne olduğunu araştırarak başlamıştım. okuyacaklar için bunu tavsiye ederim. kitabı okudukça içimde bir anarşist-komünist alevlenmiştir. ama hayatın acı gerçekleri kitabı okumayı her bırakışımda tokat gibi yüzüme çarpmıştır. yaşadığınız dünyanın ne kadar boktan olduğunu bu kitapla ayrıntılı bir biçimde tekrar kavrayabilir ve ileride bu dünyadan kaçma veya bu dünyayı değiştirme planları yapabilirsiniz. ne olursa olsun tekrar okumayı düşündüğüm, hayata bakış açımı değiştiren önemli kitaplardan biridir.
  7. "cinsellik pis bir şey olmayınca, günaha girmek diye bir şey de olmayınca küfretmek zordur." kitap gerçekten harika bir kurgu ve varsayımlar bütünü. özellikle de şu söz o kadar iyi bir çıkarım ki. belki de bütün küfürlerimizin içinde bu ikisi var; ya din yada cinsellik.
  8. der ki: "gerçek kardeşlik paylaşılan acıda başlar."
    ursula leguin biz edebiyatçıların "kutsal"larındandır, mülksüzler ise onun ustalık eseri.
  9. anarşizmi ve anarşizm eleştirisini daha iyi anlatabilecek bir 'fikir' kitabı zannımca yoktur.

    mülksüzler edebiyatın neden en yetkin insan üretimi olduğunun bir başka kanıtı.