• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
blind - eskil vogt
joachim trier’in reprise / tekrar ve oslo, 31 ağustos gibi birçok ödüllü filminin senaryosunda imzası bulunan norveçli yönetmen eskil vogt’un ilk uzun metrajlı filmi körlük, görme duyusunu kaybedince eve kapanan bir kadın yazarın aklını da kaybetmemek için gerçekliğe sıkı sıkı sarılma mücadelesini işleyen, gerilimli olduğu kadar mizah unsurlarını da kullanan bir dram. görüntü yönetmenliğini dogtooth / köpekdişi’nin de kameramanlığını üstlenen thimios bakatakis’in yaptığı ve yalnızca görme değil yazma ve yalnızlık üzerine de bir film olan körlük, gerçeküstü atmosferi, seyrek diyalogları ve sürprizli mizahıyla son derece özgün. “filmde körlük nasıl gösterilir? en bariz yöntem ekranı karartmak, izleyiciyi sesle yönlendirmek olacaktır. (…) bense çokça, bir ayrıntıyı soyutlama ya da bir görüntüyü daha fazla tutma yoluyla görsel beslemeyi kısıtladım. filmin biçimi ve biçeminin kilidi bu oldu. ve körlük, çelişkili de olsa, çok sinemasal aslında; sinemanın en temel yanlarını içeriyor: görmek, görülmek, aydınlık, karanlık…” –eskil vogt
  1. 2014 norveç yapımı film sundance film festivali'nde (dünya sineması) senaryo ödülü aldı.
    göremediği için hayalgücüne sığınan, dingin ama gerilimli bir film.
    son zamanlarda norveç'ten ne çıksa izliyorum. hastası oldum.
  2. bu filmi tanımlamak güç gerçekten. tuhaf bir konuyu tuhaf bir biçimde anlatıyor.
    görme duyusunu yitiren kuzey sarısı ablamız ingrid, pc'sine yazdığı durum öyküsünü gerçek yaşamıyla harmanlıyor ve ortaya lezzetli bir film çıkıyor. sıradışı kategorimde yer edinmiş olup izlemeniz durumunda sizi birtakım düşüncelere zerk edeceğini düşünüyorum.

    aynı zamanda filmdeki mekanlar bana fazlasıyla ikea'yı anımsattı. sade bir tasarım göze ancak bu kadar hoş gelir. en sevdikleri renk beyaz. perde kullanmıyorlar. kısacası izleyiniz.
  3. gayet sıradışı ve sınırları oldukça zorlayan bir film. öyle bir an geliyor ki; izlerken sübjektif gerçeklikte neyin gerçekten yaşandığını neyin kurmaca olduğunu anlamakta zorlanıyorsunuz. ana karakter olan ingrid'in yiten gözlerinde inanılmaz bir hayal gücü dolu bir dünya, bir yeniden varolma mücadelesi, şaşırtıcı kurgulamalar görmeye hazır olun. kesinlikle tavsiye edeceğim bir film.
  4. eskil vogt'un en iyi filmi olmasa da, iyi filmlerinden biridir. filmin içine girebilmeniz için hem hayal gücünüzün ortalamaya yakın olması hem de festival filmlerinden hoşlanmanız gerekiyor. ikisinden biri eksik olursa, filmden zevk alamazsınız.

    filmin gerçekle hayali birbirinin içine soktuğu yerlerden pek hoşlandığımı söyleyemem. bunun nedeni de, izleyiciye gerçekliğe tutunacak bir dal bile bırakmamış olması vogt'un. reprise filmi var mesela kendisinin senaryosuna yardım ettiği. onunla bunu ister istemez karşılaştırmak zorunda kaldım. blind'daki gerçeklik hissi, filmin özellikle ortalarına kadar oldukça güven veren bir biçimde devam ederken, hızla ortadan kayboluyor. yönetmenin bunu bilinçli yaptığı göz önünde bulundurulursa, izleyicinin alıştığı gerçeklik hissi ile hayal gücü arasındaki boşluğu körlük hissinin nasıl olabileceği düşüncesi ile doldurmak en mantıklısı oldu benim. hatta yer yer gözlerimi kapatıp hayal ettiğim bile oldu. işe yarıyor, öneririm. en azından bir anda kopan gerçeklik algınızı hayal gücünüzün içine yedirmek daha kolay oluyor. yazdığım gibi, eskil vogt'un en iyi filmi değil bu. reprise'ın senaristlerinden biri ama film kendisinin yazdığı bölümlerin ağırlığında geçiyor. onu da izlemenizi öneririm.

    blind içinse, son söz olarak şunu yazabilirim: film izlerken ayakları yere basan bir izleyici, izlediğinden gerçek zamanlı olarak anlam çıkartabilen bir insan olmayı sevdiğinizi düşünüyorsanız, blind sizlik bir film olmayacaktır. aksi takdirde, çok hoşunuza gidebilir de.