• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.29)
böyle buyurdu zerdüşt - friedrich wilhelm nietzsche
saygılı, dayanıklı ve kuvvetli bir ruhun ağır yükleri vardır. onun kuvveti, daima ağırı ve en ağırı ister. "ağır nedir?" dayanıklı ruh böyle sorar. deve gibi diz çöker ve iyi yüklenmek ister. "yiğitler, en ağır şey nedir ki omzuma alayım ve kuvvetime sevineyim?"her türlü cefayı çekebilen ruh böyle sorar. kibirini zedelemek için alçalmak mı?hikmetiyle alay için deliliğini belli etmek midir? yoksa, zaferini kutlayan bir davadan ayrılmak mı? akıl erdirmenin çayır ve otu ile geçinmek ve gerçeğin aşkıyla ruhta açlık çekmek midir? hasta olmak ve teselliye geleni geri çevirmek ve senin istediğini hiçbir zaman duyamayan sağırlarla dostluk yapmak mıdır? bizi hor görenleri sevmek ve bizi korkutmak isteyen hayalete el uzatmak mıdır? içinde gerçek var, diye kirli sulara dalmak ve soğuk kurbağaları, sıcak yengeçleri itememek midir? bütün bu en güç şeyleri dayanıklı bir ruh yüklenir. yükünü almış ve çöl yolunu tutan bir deve gibi o da kendi çölüne doğru yürür. alışıgelmiş söylemlerin dışına çıkıp, düşünerek yaşamını önemini anlatan, insan hayatını daha da anlamlandıran bir başucu kitabını elinizde tutuyorsunuz. akıcı, doyurucu ve zengin dili ile tüm dünyada onlarca yıldır okunan eşsiz bir eser. nietzsche'nin düşüncelerinin en yüksek düzeye eriştiği olgunluk dönemi, 'böyle buyurdu zerdüşt' adlı bu eseri ile başlar. bu eser, nietzsche felsefesi'nin de ana kitabıdır.(tanıtım bülteninden) (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. aşk acısının buram buram koktuğu bir kitaptır. benzetmeler iyidir hoştur, zerdüşt buyurur ve gider.

    !---- spoiler ----!

    şu ağacı ellerimle sallamak isteseydim eğer, bunu yapamazdım. ama bizim göremediğimiz rüzgar, ona acı veriyor ve onu nereye isterse oraya doğru büküyor. bizi en kötü biçimde eğip bükenler ve acıtanlar, hep görünmeyen ellerdir.

    !---- spoiler ----!
    abi
  2. yardımsever yazarlardan tercüme önerisi beklediğim kitap. zira yaklaşık 10 sene önce, aşti'den aldığım tercümesini google translate yapmazdı. hiç bişey anlamadığımı ilk defa, burada itiraf ediyorum:)
    tabii nietzsche nin bütün eserlerini okusam bile böyle bir çıkarımda bulunabilir miyim onu da bilmiyorum (bkz: when nietzsche wept - irvin d. yalom)
    pirus
  3. zor kitap, zor. friedrich öyle dolambaçlı buyurmuş ki anlayana aşk olsun. 2-3 defa denedim okumayı ama vazgeçtim her seferinde. sayfa başına 50 aforizma oranıyla kitap mı yazılır? yazmış işte. nasıl anlayım, anlasam nasıl aklımda tutayım? bi' de öyle bi' kitap ki acaba benim anladığımı mı anlatmak istemiş diye düşünüyor insan. nietzsche'ye bilmiyorum ama bi' insanüstü var.
  4. böyle söyledi zerdüşt:

    “hakikatin talibi? sen ha?” – diye alay ederlerdi seninle –
    “hayır! şairin biri sadece!
    bir hayvan ki, kurnaz, yırtıcı, sinsice yaklaşan,
    yalan söylemek zorunda,
    bile bile, isteye isteye yalan söylemek zorunda:
    av peşinde,
    yüzünde rengarenk bir maske,
    kendisi kendisinin avı –
    bu mu, - hakikatin talibi?
    hayır! sadece soytarı! sadece şair!
    sadece rengarenk konuşan,
    soytarı maskelerinin ardından rengarenk çığlıklar atan,
    yalancı söz-köprüleri üzerinde yükselen,
    rengarenk gökkuşakları üzerinde,
    sahte göklerle
    sahte yerler arasında,
    gezinip salınan –
    sadece soytarı! sadece şair!
  5. "ben bu kulaklara göre ağız değilim!" sözüyle çok şeyi anlatır nietzche bu kitapta. her ne kadar zor olsa da anlamları yavaş yavaş anlayarak, not alarak, altını çizerek okumak gerekir bu kitabı. e malum, "üst insan"a ulaşmak kolay değil.
  6. frenginin pençesinde yıllarını veren nietzsche'den beklenir derecede garip bir eser.
    okudum.keşke ne yazdığını anlayabilseydim.
  7. 1883-1885 yılları arasında yayımlanan, fazlasıyla metafor barındıran sabırla özümseyerek okunması gereken felsefi ve edebi nietzsche kitabı.

    metaforları, kavramları ve temsil ettiklerini anlamlaştırarak okunduğunda nietzsche'nin temel felsefesi ortaya çıkar.

    !---- spoiler ----!

    " büyük yıldız! parlayacağın kimseler kalmasa, mutluluğun olur muydu? on yıldır mağarama ulaşıyorsun: ben, kartalım ve yılanım olmasa, ışığından ve yolculuğundan bıkıp usanırdın..."

    "...zerdüşt otuzunda evinden, yurdundan ayrılır. on yıl dağlarda dolaşır, mağaralarda uyur; bir başınalığın tadını çıkartır, kendi ruhuna ulaşıp onun sesini dinler.

    on yıl sonra dağdan inerken, ormandaki kutsal kulübesinde yaşayan bir ihtiyar zerdüştü görür görmez tanır. 'bu zerdüşt!' der, 'tertemiz bakıyor gözleri, dudaklarında iğrenme yok. bu yüzden değil mi dans eder gibi yürümesi. çocuk olmuş, değişmiş uyanmış zerdüşt: ne yapacaksın uyuyanların arasında?'

    !---- spoiler ----!

    nietzcshe kitabında bir hayalin peşinde koşmaktadır. bu hayal aynı zamanda da bir zorunluluktur, çünkü zerdüştte somutlanan kişi nietzsche'ye göre geleceğin ta kendisidir. bir evrimdir üstinsan.

    bunun için insanı acımasızca öldürmek gerekir. "iyi ve kötünün ötesinde bir varoluşun" ardı sıra nietzsche, bir tür evrimin gelişini müjdelemektedir. kitaptaki zerdüşt bu müjdeyi bizlere ulaştıran, üstinsana uzanan bir evrimdir.

    tanrının, insani olan her şeyin, dünya ötesi umutların sözünü verenlerin ve merhametin ötesinde bir varoluş. zira "merhamet insan severlerin çakıldığı çarmıhtan başka nedir ki?". üstinsan, delirmişlik, modern bir varoluş tahayyülüdür.

    o değerlerin ötesinde varolabilen bir varlıktır. bir çocuk gibi yerinde duramayan, dinamik, hep yeni olana, yeni olanı öğrenmeye açıktır.

    türetilmiş, hakim kılınmış "iyi ve kötü" gibi değerlerin mahkumu olmayan bir varlık biçimidir. insan olarak bildiğimiz her şeyin yıkılıp (tanrıyı öldürüp) yeni bir insan türü ve ona ait bir dünyanın tasviridir.
    ozee
  8. okumadığım ve halen okumamış olduğum için utandığım, bir yandan sağda solda okuyup halen okumamış olduğumu açık etmeye de uyandığım için okuyamadığım kitap. ufak tefek olduğundan ne okuduğum belli olmaz umuduyla bir adet el kitabı versiyonunu edindim, umarım okuyacağım.
  9. okuması en kolay görünen lakin metaforun da allahını bulundurduğu kitabı.
    kitap dört bölümden oluşuyor. ilk bölümü daha fazla etkiledi beni, özellikle o cambazla giriş kısmı. yine de altı çizili ve çevresine bolca soru işaretleri eklediğim satırlar yoğunlukta.

    "zerdüşt yalnız kaldığında şöyle söyledi yüreğine: "olacak iş mi bu? bu yaşlı ermiş, ormanda henüz duymamış tanrının öldüğünü." "
  10. uyku üzerine olan kısmı şahsımı oldukça etkilemiş kitap. daha önce düşünülmemiş konularda düşünmeye zorluyor okuyanı. bunu da öyle size evrenin sırrını altın tepside verir gibi değil, sanki bilerek ve isteyerek dolambaçlı metaforlar ve olay zincirleri şeklinde vererek yapıyor. her sayfayı en azından 2 defa, paragrafları ise duruma göre 2-3 defa okumak gerekebiliyor. sanırım biraz erken okuduğum için de tekrardan okumam gerekecek.

    üstinsana giden yolu göremeyen, bununla uğraşmayan insanlara eleştiriler de barındırıyor. "dünyada en iyi şeyler bile bir göstereni olmazsa değersizdir. işte halk bu şovmenlere büyük adam der. halk pek anlamaz bu iyi şeylerden ama büyük şeylerin şovmenlerinden hoşlanır"(*:pazar yerindeki sinekler üzerine) kısmında da görüldüğü gibi. nietzsche insanı aşılması gereken bir eşik olarak görüyor. eşiği aşabilen kişilere de üstinsan diyor. üstinsana giden yolda bizlere yol gösterici olması için de bu kitabı yazıyor.

    !---- spoiler ----!

    uyku ile alakalı olan kısımda, zerdüşt uyku konusunda ün yapmış bir bilgeyi dinlemektedir.

    bilge, iyi uykunun kıymetli bir şey olduğunu ve onun bir erdem göstergesi olduğunu söyler. iyi bir uyku için tüm gün uyanık kalmak gerekir. nasıl açken beden rahatsızlık duyup uyurken zorluk çıkarıyorsa, ruh da aç kaldığında uykuda öyle huzursuzluk çıkarır der. uyanıkken kötü şeyler yapan insanın ruhu iyiliğe aç kalır ve bu onu uykusundan alıkoyar der. iyi uyuyabilen insanın ruhu toktur der.

    bunun üzerine zerdüşt; ne mutlu o gözlerinden uyku akanlara! çünkü neredeyse dalacaklar uykuya, der.

    !---- spoiler ----!