• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
Yazar thomas mann
doktor faustus - thomas mann
thomas mann, son eseri olarak tasarladığı doktor faustus'ta bizi mağrur bir sanatçının, besteci adrian leverkühn'ün gerilimli dünyasında dolaştırıyor. ruhu, yaratma arzusuyla dolup taşsa da, akılcı ve duygusallıktan uzak mizacını dizginleyemeyen leverkühn'ün gerilimi, yaratma gücünün önündeki en büyük engeldir. şeytan, le-verkühn'ü bu zayıf noktasından yakalar: yaratıcı zihnin dışavurumu olmaksızın anlamsız kalmaya mahkûm bir varoluştan kurtulmanın bedelini, sanatçıyı zührevi bir hastalığın pençesine düşürerek ödetir. ancak kötülüğün sağlayabileceği bir deha, bir yaratıcılıktır bu ve thomas mann'ın estetiğinde halkların faşizmle zehirlenmesini temsil eder. mann'ın, gelişkin toplum ruhunun insan bedeninde arkaik ilkelliğe teslim oluşu şeklinde yorumladığı, toplumsal alanda tehdidini dün olduğu kadar bugün de hissettiren bu kronik siyasi mesele, romanda estetik ruh ile burjuva yaşamı arasında uçurum oluşturan bireysel düzlemde karşımıza çıkar.

dünya edebiyatının kültleri arasında tartışmasız bir yeri bulunan mann'ın bu son büyük eseri, faust miti ile bağlantılı bir sanatçı romanı, bir çağ ya da toplum romanı, müziği dil ile ifade etmeyi amaçlayan deneysel bir roman ya da epik anlatının bütün katmanlarına yayılan sanat kuramına dair bir deneme olarak farklı perspektiflerden okunabildiği için de bu kadar kapsamlı.
(tanıtım bülteninden)
  1. eğer daha önce bir thomas mann kitabı okumadıysanız girişmemeniz gereken hafif bir müzik bilgisiyle çok daha akıcı hale gelebilecek tuğla gibi ama bir o kadar da kaliteli kitabı. klas işleri seviyorsanız bu kitap benim okuduğum en "klas" romandır.
    gizeh
  2. thomas mann'in tekinsiz figür şeytanı baş karakter yaptığı kitabı. adrian leverkühn'ün garip yaşantısını okurken çokca almanya ve dünya tarihine göndermeleri de okuyoruz. nazileri eleştirdiğini söyler kimi eleştirmen.

    çocukluğuna da değinerek müzisyenin duygu gelişimini ve şeytanın yaptığı dokunuşları anlatıyor. usta ile margarita ve faust'tan sonra okuduğum için daha yüksek enerjili bir kitap bekliyordum. bilinç akışının durağanlığını çok severim ama bu kitapta şeytana ve kötülüğe dair o derinliği tam yakaladım derken yitirdim. buna rağmen zevkli bir okumaydı. beklediğimin altında olan düşük temposu bazen sıktı tabi. dediğim gibi şeytanı çok soft anlatması sıkıntılı. faust'taki gibi insanı sarsacak bir heyecan bekledim her sayfada. ama faşizme ve ilkelliğimize olan göndermelerini o kasvetli can çekişmelerle anlatmış. anlattığım aksiliklere rağmen okunması gereken bir roman. modern alman edebiyatının hacmiyle ve konusuyla en ağır üç dört kitabından biri.

    "ilham dediğin dostum, şeytani serserilerdir; yanakları kırmızıdır. pek de dostane sayılmayacak bir şekilde senin de yanaklarını kızartırlar."
    sezgi