1. ejderhalar olsa ne kadar rahat ederdik. sigaraya çakmak, yemeğe ocak, meşaleye ışık, eve soba, akdeniz akşamlarına sahil ateşi olurdu.
  2. "-ha" eki farsçada "-ler/-lar" çoğul eki anlamına geldiğinden, "ejder" kelimesinin çoğulu olarak değerlendirilebilir.

    türkçe'de ise "evren" kelimesinin karşılığıdır.
    eski türkçe'de "ev(i)ren" olarak ifade edilirken, zamanla (i) sesi düşmüş ve "evren" olarak kalmıştır.

    türk mitolojisi ve hikayelerinde ejderha, dev sürüngendir.
    kanatlıdır, korkunç bir görünümü vardır; bazen devasa bir yılandır.
    yeraltındaki mağarada yaşar ve orada bulunan hazineyi korur.
    sularda veya ormanda yaşadığı da anlatılır. bazen ateşin içinde barınır.
    ağzından ateş saçar. kuraklığın ve ölümün simgesidir.

    masallarda suyun önünü keser ve bırakmak için karşılığında kurban ister.
    su yaşam demektir, dolayısıyla onu kendi denetimine alarak yaşama sahip olacaktır.

    bir başka açıdan bakıldığında susuz bıraktığı yeryüzüne ölüm ve kaos getirir.
    öteki taraftan bunları elinde bulundurduğu için aynı zamanda bereketi refah ve güç simgesidir.

    altay mitolojisinde bükrek (bukra) adlı iyicil bir ejderha ile sangal adlı kötücül bir ejderin birbirleriyle yaptıkları savaşlar anlatılır.
    altay mitolojisinde yer alan bu savaş, sümer/babil mitolojisinde yer alan marduk ve taimat savaşını anımsatır.

    türk mitolojisindeki ejderha / evren betimlemelerinden yola çıkılarak yapılan bir illustrasyon: evren by mahlukat