• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.23)
Yazar oscar wilde
dorian gray'in portresi - oscar wilde
keşke tersi olabilseydi! keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! bunun için... bunun için her şeyi verirdim!"
özellikle bir genç adamın büyümesini, eğitimini, gelişimini, kendini ve inançlarını keşfetmesini işleyen dorian gray'in portresi için oscar wilde, 'bir ruhun hikayesi' demişti. 1891'de ilk basıldığında ahlaksızlığı yücelttiği gerekçesiyle büyük tepki çeken romanın baş kişileri olan lord henry ile dorian'ın karşılıklı etkileşimleri, dorian'ın kendini giderek kötüye, şeytani olana, hazcılığa adaması kitabın eksenini oluşturuyor. son derece saf ve yakışıklı dorian'daki değişim, lord henry'nin sözleriyle ve dorian'ın kendi portresinde kendi güzelliğini keşfetmesiyle başlar. lord henry'nin etkisiyle kötülüğün ve zevkin çekimine kapılan, dünyada gençlik ve güzellikten önemli bir şey olmadığına inanan dorian için heyecan, kötülükte ve günahtadır; iyilik ve erdemse sıkıcıdır, edilgendir. iyiliği temsil eden basil'in dorian'a duyduğu saf tutkuda eşcinsellik öğeleri açıkça hissedilir. dorian'ın büyük sırrını, portredeki değişimi gören yalnızca basil olur. portreye odaklanan, sonsuz gençlik karşısında ruhunu satan ve ruhunun ölmüş olmasından korkan dorian için kurtuluş var mıdır? ve oscar wilde'ın dediği gibi, herkes dorian gray'da kendi günahını mı görecektir?
  1. narsist kişilikleri anlamak ve anlatmak için birebir roman!
    narkisos efsaneye göre bir orman perisi ile nehirin evliliğinden doğmuş. ve çok güzelmiş. tüm periler ona aşıkmış. oysa o onu sevenlerin hiç farkında değilmiş, tek yaptığı bütün gün nehirde eğilip sudaki yansımasına bakmakmış.
    kendisine öylesine hayran öylesine düşkünmüş.
    ve suda boğularak ölmüş. su kenarında bu ölümden sonra bir çiçek çıkıvermiş. nergis!
    kitapta bu mitolojik öykünün modern anlatımı var. bu öykü bir leit motif gibi işlenmiş.
    dorian bu kendini sadece kendini seven bencil adamda mahvolan aşık kadınlara ait üzücü ölümleri de okuyacaksınız.
    tıpkı kendini seven tüm perilere aldırış etmeden ırmakta kendini seyreden narkisos gibi.
    ben oscar wilde okuyacağım diyenlere narlar evi ile başlamalarını öneririm.
  2. oscar wilde ki kendisi şu dünyada hayranlık duyduğum, tanışmak isteyeceğim ender adamlardan biridir, kişiliği bana her zaman gerçeküstü gelmiştir, gerçek bir karakterden ziyade bir film karakteridir sanki. bu kadar alaycı, bu kadar küstah, bu kadar zeki... feminen tavrını da düşünürsek evet; jack sparrow... pardon, pardon... kaptan jack sparrow!
    cidden hoş bir kitap yalnız dil fazla ağdalı, gereksiz ağdalı-bunu da cem yılmaz' dan duymuştum, ağdalı dil- okuduğum kitaplar içinde gördüğüm en sıkıcı karakterlerden biri bu kitapta; basil hallward(oscar wilde' mış bu aslında, oscar öyle diyor). yani neredeyse sartre' nin bulantı kitabında kütüphanede takılan gereksiz şahsiyet kadar ya da kürk mantolu madonna' nın sünepesi raif bey kadar sıkıcı. olsun; tüm zamanların en renkli karakterlerinden biri de yine bu kitapta çünkü; lord henry(herkes bunu oscar wilde sanıyormuş ki ben de öyle sanıyorum hala daha). kendisi azılı bir hedonizm temsilcisi hatta hedonizmin ta kendisi. adam size en ters gelecek kavramı bile o kadar güzel savunuyor ki sadece saygı duyabiliyorsunuz kendisine. bu lord henry şeytanın sağ kolu gibi bir şey, ağaçtaki yılan, kadın olsa adı lilith olurdu muhtemelen. lilith demişken ne seksi hatundur o be, neyse.
    dorian grey(oscar wilde' ın olmak istediği kişiymiş bu da oscar wilde' a göre) de yakışıklı bir eleman. bu şeytanla bir tanışıyor, sonra seyrele eğlenceyi. o günah senin bu günah benim diyerek altını üstüne getiriyor dünyanın. gerçi kitapta tam olarak böyle demiyor ama siz bana güvenin, aslında böyle(ulan sansürlü halinde bile bunu anlamışım ya kendimle gurur duydum şu an). haz veren ne kadar günah varsa hepsini işliyor dorian. ne diyordu woody allen? ''şu hayatta hoşuma giden ne varsa ya ahlak dışı, ya yasa dışı ya da şişmanlatır.'' dorian da ahlak dışı her haltı yiyor ve lord henry' nin muhteşem bakış açıları sayesinde zerre pişmanlık duymuyor. dahası zaten hiçbir olumsuzlukla da karşılaşmıyor.
    portre kısmına gelince; ya şu sıkıcı bir karakter var dedim ya, işte o ressam. bizim dorian o kadar yakışıklı ki ressam etkileniyor ve onun bir tablosunu yapıyor daha kitabın başında. dorian' a hediye ediyor tabloyu. dorian' ın yediği her haltın bedelini bu tablo ödüyor işte kitap boyunca. kitabın sonunda da dorian ''i see death people'' diyor bir bakıma.

    not: parantez içindeki kısımlar, everest yayınları' nın sansürsüz olarak bastığını söylediği yeni basımın açıklamaları dikkate alınarak sonradan eklenmiştir.
  3. !---- spoiler ----!

    insan, pişmanlık duymadığı tek şeyin yaptığı yanlışlıklar olduğunu en sonunda anlıyor ama iş işten geçmiş oluyor.

    !---- spoiler ----!
    abi
  4. youreads eşzamanlı kitap okumaları grubunun bu ayki kitabıydı. 2016'da okuduğum ilk kitap oldu. iyi de oldu.

    dorian gray, romanın başlarında bana venedik'te ölüm'ün güzelliğiyle idealize edilen kahramanı tadzio'yu çağrıştırdı. ayrıntılı ve sanatlı betimlemelerle dorian hep gözümün önündeydi. başlarda onu sevmiştim. lord henry'nin işin içine girmesiyle değişim başladı. insanın kötülüğe ne kadar yatkın ve kötülüğün insan için ne kadar kolay olduğunu göstermesi açısından önemli bir kitaptı bence.

    felsefi danışmanlık yüksek lisansı yapan ve sanatla terapi üzerine çalışan arkadaşıma, dış görünüşünden memnun olmayan bir danışana önerilebilecek bir kitap olduğunu söyledim. çok da yanlış değil sanırım.
  5. youreads eş zamanlı okuma grubunun ocak kitabıydı. kitabı öneren, oy veren, grubu devam eden arkadaşlara teşekkürler. seçilmesinden memnun kaldığım bir eser oldu.

    kitap doğrudan antik yunan felsefesinin en önemli akımlarından hedonizmi konu almış platonun mağara alegorisi, aristonun gerçeklik algısı da dahil edilerek hikayeye yedirilmişti. bu kısımları biraz zorlama buldum, böyle olmasa neredeyse genç werther'in acıları 'nın yanına koyacaktım.

    hem konuyu hem de anlatım dilini çok beğendim. karakterler gerçekçiydi ve ilginçti. mr. henry son ana kadar hedonistliginden taviz vermedi. dorian gray ise neredeyse ibretlik denecek bir senaryonun baş kahramanı idi. güzellik ruhta olmadıkça görünüş ne kadar gerçekçi olabilirdi ki zaten. bunu yazar sonuna kadar sınadı ve okuyucuyu olmayacağına ikna etti diyebilirim.

    okunacak kitaplar listesinde yerini alması gereken bir eser. bu arada oscar wilde'ın basil olduğunu tahmin edebilenler parmak kaldırsın.
    abi
  6. dorian gray. sudaki yansımasına baka baka kendine hayran nergis çiçeği. kendi portresine hayran ve onu delice kıskanan bay mükemmel.

    "ressam ressam söyle bana, ben yıllarla birlikte buruşup gidecekken bu tablo hep böyle kusursuz mu kalacak?" diye ifade edilebilecek endişesi bana nemrut'taki tanrı heykellerini hatırlattı. kim olursan olsan, ne olursan ol zamanın elinde un ufak bir taş kafa olarak kalırsın bir dağ başında.

    lord hanry. kitabı ilginç kılan, konuştukça okuyanı da peşinden sürükleyen, dorian'a hayran kötülüklerin efendisi. kitap boyunca dorian gray'in ruhunu kötülüklerin emrine vermesine sebep olan kişi olsa da dorian gray bana göre çocukluğunda dedesinin ona karşı hiç de sevgi dolu olmayan yaklaşımıyla zehirlenmiştir zaten. çocuklukta ruha ne ekilirse ileri yaşlarda o biçiliyor. giderek çirkinleşen tablonun yıllardır girilmeyen örümcek ağlarıyla örülmüş karmakarışık tavan arasına gizlenmesi, dedesine ait "şahane" diye nitelendirilen bir örtüyle kapatılması, dorian gray'in içindeki vahşinin çocukken oyun yeri olarak kullandığı bu tavan arasındaki odada ortaya çıkması dedesinden çocukluğunun intikamını almak istemesi gibi. dedesinden bahsedilince irkilmesi dedesine karşı nefret dolu olduğunu da gösteriyor. ayrıca günahlarının yansıması olan tablonun bir manastırda bulunmuş bir örtüyle kapatılmasını imge değeri açısından başarılı buldum.

    kitap bittikten sonra zakkum'un şu şarkı sözlerini mırıldanır oldum sürekli: "son bir gece daha çirkin olalım/aynalara değil birbirimize bakalım/bir hayattı tutunamadık/gel ona bir son yazalım"

    kitapta eşcinselliği yüceltmek uğruna kadınların yerden yere vurulmuş olmasını, mükemmelliğe âşık dorian gray'in sevgilisinin sahnede kötü oynaması sonucu "küstüm oynamıyorum" dercesine birdenbire âşkının sönmesini inandırıcı bulmadım.

    "güzel ne güzel olmuşsun görülmeyi görülmeyi" diye halk şiirine ait bir dize vardır. dorian gray için bu dizeyi "dorian ne cani olmuşsun sevilmeyi sevilmeyi" diye söylemek istiyorum.

    insanın alacası içinde, hayvanın alacası dışında atasözü tam da bu kitaba göre.
  7. oscar wilde'ın olay yaratan eseri. o dönemler eşcinselliğin yasak olduğu ingiltere'de bu eser hapse girmesi için yöneltilen suçlamalara dayanak oluşturmuştur. yayımlanmadan önce defalarca sansürlenmiş, değıştirilmiştir. bunların bazıları yazara sorulmadan, yazarın haberi olmadan yapılmıştır. bu yüzden sansürlenmemiş açıklamalı versiyonlarından okumak hem yazarı daha iyi anlamak, hem de dönemin koşullarını değerlendirebilmek için iyi bir seçim olabilir.
  8. estetiği olabilecek en estetik biçimde ifade etmiştir. fakat dorian gray'in mistik ve oryantalist bir edayla çeşitli zevkleri keşfe çıktığı bir bölüm vardır ki, romanın -bile isteye- akışının durdurulduğu yer midir yoksa biz nispeten doğulu okurun ilgisini çekmediğinden midir bilinmez biraz sıkıcıdır.
  9. oscar wilde'ın tek romanı. keşke daha çok roman yazsaymış dedirtecek cinsten tespitler barındır içinde.

    !---- spoiler ----!

    (tam spoiler sayılmaz ama ben yine de önlemimi alayım.)

    kitaptaki asıl püf nokta ise oscar wilde 3 ana karakterde de kendini yazmıştır.

    lord henry; insanların dışarıdan wilde'ı nasıl biri olarak gördükleri,
    basil; wilde'ın kendisini nasıl biri olarak gördüğü,
    dorian ise; wilde'ın aslında nasıl biri olmak istediğidir.

    !---- spoiler ----!
  10. everest'in yayımladığı açıklamalı ve sansürsüz baskı resmen evlâdiyeliktir. dönemin ingiltere'sinden, edebiyat ortamından, wilde ile lord douglas'ın çalkantılı ilişkilerinden bahseden ayrıntılı bir giriş metni, ardından kırpılmamış metin, ardından dorian gray'in portresi'nin başına gelen nâhoş olaylar, bugüne kadar yapılmış farklı baskıları, ek okuma listesi, kitabın tamamına yayılmış zengin bir fotoğraf albümü ve bunların yanında sunulan olağanüstü güzellikteki sarı, yumuşak sayfaları ve muazzam kalitedeki cildiyle tüm bibliyomanların evinde bulundurmak isteyeceği türden bir kitap olmuş. everest yayınları gönlümüzdeki yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor.

    hamiş: o kadar şatafata gerek yok diyorsanız sadece metnin olduğu daha ucuz bir baskısı da mevcut:

    http://www.idefix.com/kitap/dorian-grayin-portresi-sansursuz-basim-oscar-wilde/tanim.asp?sid=GW1RKXKNBG5GS38MULEM