1. derya ülker kalabalıkları çok güzel anlatan, eylemliliği tuvale yansıtmayı başaran genç bir ressam. çalışmalarında sürekli bir hareket, devinim, akan sular, insanlar ve insanlar...gelir akla ve o tablo akıp gider önünüzde. şuradan görebilirsiniz.

    endemik, derya ülker'in istanbul'da ilk kişisel resim sergisi olacak. sergi, 7 mayıstan itibaren haziran ayı sonuna dek ,pazartesiler hariç, her gün saat 10:00-19:00 arasında ziyaret edilebilir.

    adres: galeri kambur arnavutköy
    bebek arnavutköy 1. cadde mesude apt. no:37/a beşiktaş – istanbul

    neden endemik adını koyduğunu da şöyle açıklamış:
    "...
    derya ülker’in resimlerine bakıldığında, “endemik” sözcüğünün bitki ve hayvan türlerinden alınıp “insan”a uyarlandığı görülecektir. resimler, birtakım meydanlarda toplanmış kalabalık kitleleri bize yansıtmaktadır; o meydanlar mimari özellikleriyle, anıtlarıyla vb. o kitleleri çevrelemektedir: sanki o meydanlar, kitlelerin habitatı gibi durmaktadır.

    fakat biliyoruz ki endemik insan yoktur, onun habitatı çok geniş ve çeşitlidir; uzun ya da kısa süreli evrimleşmeler, onu “yeni” habitatına yerleştirebilir. o halde niçin “endemik” sözcüğü ile “insan” arasında bir ilişkiden söz edilmektedir? ya da niçin o meydanlar insanın habitatı halinde karşımıza çıkmaktadır?

    bu resimler karşısında şöyle düşünmeli: insanlar, bazı bitki ve hayvan türleri gibi, fiziksel açıdan ekolojik koşullara tutsak kalmasalar da yine bir tehlike altındadırlar; bu, kendi öznelerinin maruz kaldığı bir tehlikedir en fazla… o durumda, insanlar meydanlara toplanmışlar ve öznelerine dair bir yaşamı oluşturabilmek adına geçici habitatlar oluşturmuşlardır. artık figürler bulanıklaşmıştır, ilk göze çarpan şey, o kitlenin geniş bir alan halinde yayılması, kendilerine miras kalan o mimari ve anıtlar arasında, onları onaylayarak ya da reddederek, kendilerine bir yaşam kurgusu oluşturabilme çabasıdır.

    resimlere yakından bakıldığında figür yok olur, o kitle içinde figürün önemi kalmamıştır. ama o figürün ve onun öznesinin yeniden belirginleşmesi için, bu “belirsizleşme süreci” gerekli görülmektedir. ve o öznelerin tümü, var olmak ile yok olmak arasında bir titreşim halindedir; o özneler, metaforik anlamda resmedilmiş meydanlarda, ya kendileri için bir “korunma sistemi” inşa edecek ya da duyarsız bir kişinin, herhangi bir gücün etkisiyle salt bir “titreşim” olarak kalacaklardır. tüm bu olup biten şeylerin “o yer”i ise özneyi “endemik” hale getiren o metaforik meydanlardır işte."
    mesut