1. evet evet
    doğrusu bilmiyorum
    dalıp dalıp gidiyorum böyle
    dalıp gidiyorum ve dalgınlığımda bir kent
    bir duvar, bir de sen, duruşunda güz özellikleri
    dostlar, bütün dostlar içerde

    bir kent mi, bir yüz mü, binlerce yüz mü, bir kent mi
    beyaz mı, daha mı beyaz, o kadar çok mu beyaz
    bütün bunları kendime bir adres gibi sorup
    hüznüme, kalbime, soğuğuma
    gelecekten arta kalan bir mutluyum

    ben gelecekten korka korka dönen bir mutluyum
    dünyanın bu küçük sesini işit
    bak, bir dalı, bir örtüyü, bir denizi tutan ellerime
    nanelerden, ıtırlardan, ıhlamurlardan gelen
    anlayamadığın sevgililik var ya
    yani uzaktan yüzünü bile seçemediğin birinin adı
    en sevdiğin şairin adıyken

    soruyorsun bir de
    gülüyorsun, gül ya, neden gülmeyeceksin
    ağlayacaksan ağla işte
    bir gülüp bir ağlayacaksan böyle sen
    soyulmuş bir dilim ayva yetişiyor gözlerime
    kaynamış suda pembeleşirken
    kederlerde bütün yüzler birleşir
    ve unutma gereklidir

    bir başka bakışında da gökyüzleri vardır, düz
    kuş sürüleri vardır, eğri
    bir sana bir ayak bileklerine bakanların dünyası da vardır ki
    ister kıyıları çekine çekine döven sulara benzet
    ister ağır ağır yanan yaprak kümelerine
    anlıyor musun
    anlıyorsun elbette
    ne yaparsan yap yürürlüktedir yetinmezlik

    maviyi soruyordun, gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi
    bir renk değildir mavi huydur bende
    ve benim yetinmezliğimdir
    ve herkesin yetinmezliğidir belki
    denecektir ki bir süre
    ve denenecektir
    bir akşamüstünü düşünmek bir akşamüstünü düşünmekten başka nedir ki

    gelecekten utanarak dönen bir sevinçliyim
    ya sizler
    ey sırasını beklemeden gelen akşamüstleri
    araf